Haberlere Kısa Bir Bakış
- Dünya Sağlık Örgütü: Gazze Şeridi toplu kıtlık altında eziliyor
Gazze Şeridi’ndeki eş-Şifa Tıp Merkezi, 22 Temmuz 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, son 72 saat içinde açlık nedeniyle 21 çocuğun hayatını kaybettiğini duyurdu. Gelen haberler, kuşatma altındaki bu bölgede açlığın kitlesel ölümlere yol açacağına işaret ediyor. Gazze, Yahudi varlığı ve Mısır rejimi tarafından kuşatma altında tutuluyor.
Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, 24 Temmuz 2025 tarihinde yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Gazze Şeridi, başlıca nedeni yardımların girişine yönelik kısıtlamalar olan, insan eliyle oluşturulmuş toplu bir kıtlık altında eziliyor. Bunun başka bir tanımı olamaz. Kuşatma bu durumun temel nedenidir.”
Mısır sınırında tonlarca gıda, temiz su ve tıbbi yardım malzemesi yığılmış durumda olmasına rağmen bunların içeriye sokulmasına izin verilmemesi üzerine, 100’den fazla yardım kuruluşu Gazze’de açlığın yayılması konusunda uyarıda bulundu.
Yahudi varlığına ait ordu, 23 Temmuz 2025 tarihinde Gazze’de 120 hedefi bombaladığını duyurdu. Sözde silahlı hücreleri, askeri binaları, savaş tünellerini, patlayıcılarla donatılmış tesisleri ve diğer altyapı unsurlarını hedef aldığını iddia etti. Oysa bu saldırılar sonucu Gazze’nin yaklaşık %80’i yıkılmış, kadınlar, çocuklar ve savunmasız erkeklerin büyük çoğunluğunu oluşturan yüz binlerce sivil öldürülmüş veya yaralanmıştır. Halkın çoğu ya çadırlarda ya da sokaklarda yaşamaktadır.
Böylece Yahudi varlığı, yaklaşık 21 aydır Gazze’de yürüttüğü soykırım savaşında türlü yöntemlerle katliamlarını sürdürüyor. Zira yaklaşık 2 milyar Müslümandan ciddi bir tepki gelmediğini, ordularının harekete geçmediğini, kendisine unutamayacağı bir ders vermediğini ve Filistin’i onun pisliğinden temizlemediğini gördü. Üstelik mevcut rejimler ya sessizlikleriyle ya da normalleşme sürecini sürdürerek, ticarete devam ederek bu katliamı destekliyor. Gıda, ham madde, petrol, gaz ve silah sanayiinde kullanılan malzemeleri ona sağlamaya devam ediyorlar.
Ayrıca Amerika ve birçok Avrupa ülkesi, Yahudi varlığına tam destek veriyor; ona silah ve mühimmat desteğini sürdürüyor.
- Knesset, Batı Şeria’nın Yahudi Varlığına İlhakını Öngören Kararı Onayladı
Yahudi varlığının parlamentosu olan Knesset, 23 Temmuz 2025 tarihinde Batı Şeria ve Ürdün Vadisi’nin Yahudi varlığına ilhak edilmesini ve Filistin Devleti kurulmasına dair herhangi bir planın gündemden çıkarılmasını öngören bir karar yayınladı.
Bu karar, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün imzaladığı ve onun üzerinden kurulan Filistin Yönetimi’nin temelini oluşturan ihanet dolu Oslo Anlaşmasına açıkça aykırıdır. Filistin Yönetimi, kararı “ırkçı ve sömürgeci bir karar, Filistinlilere karşı bir soykırım ilanı” olarak niteleyerek kınadı. Ancak bu açıklamasına rağmen ne bu uğursuz anlaşmayı iptal etti ne de Yahudi varlığıyla yürütülen güvenlik koordinasyonunu sonlandırdı. Hâlâ onun güvenliğini sağlamakta ve Filistin halkına karşı mücadele etmektedir. Bunun karşılığında Yahudilerin kendisine en azından sembolik bir devlet vereceği gibi boş bir hayale kapılmaktadır.
Knesset kararında bu ilhakın “doğal, tarihî ve hukuki bir hak” olduğu ileri sürüldü. Ancak bu, apaçık bir yalandır. Zira Müslümanlar Filistin’i, ikinci Raşid Halife Ömer bin Hattab ra. döneminde fethettiklerinde, o topraklarda Yahudiler bulunmamaktaydı. Kudüs’ün anahtarlarını Halife’ye teslim eden Hristiyan liderler, Roma döneminde kovulmuş olan Yahudilerin tekrar Kudüs’e girmemesi şartını açıkça ileri sürmüşlerdi.
Filistin daha sonra Haçlılar tarafından işgal edildi. Ancak Müslümanlar, bu toprakları onların pisliğinden temizleyerek özgürleştirdi. Ta ki İngiltere, I. Dünya Savaşı sırasında bu toprakları ele geçirene kadar. Bu işgal, İngiltere’nin ajanı olan ve Osmanlı ordusunun Filistin kolordusunun başında bulunan Mustafa Kemal eliyle gerçekleştirildi. İngiltere, bu toprakları bölerek Yahudilere bir devlet kurdu. Bu sürece Amerika, Batılı ülkeler ve Rusya da destek verdi.
Filistin’in bir parçası olan Batı Şeria, daha sonra Ürdün’e bağlandı. Ancak Ürdün Kralı Hüseyin, 1967 yılında efendileri olan İngilizlerin ve Yahudilerin planı doğrultusunda Batı Şeria’yı Yahudi varlığına teslim ederek büyük bir ihanete imza attı.
- Erdoğan, Ahmed Şara’yı Müslümanları Süveyda’dan Göç Ettirme Planını Uyguladığı İçin Övdü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Temmuz 2025 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Süveyda’daki olaylarla ilgili tutumunu övdü. Gerçek dışı bir şekilde şu ifadeleri kullandı:
“Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ülkenin güneyindeki Süveyda’da yaşanan son olaylar karşısında kararlı bir tutum sergiledi. Hiçbir taviz vermedi ve Süveyda’daki Dürzilerle bir anlaşmaya vararak son derece olumlu bir adım attı. İsrail, Suriye’deki istikrar projesini baltalamaya çalışıyor.”
(Anadolu Ajansı – 21.07.2025)
Oysa Ahmed Şara, Suriye’yi defalarca bombalayan Yahudi varlığına karşı tek bir kurşun bile sıkmamıştır. Bu saldırılar öyle bir boyuta ulaştı ki, 16 Temmuz 2025 tarihinde Yahudi varlığı, Ahmed Şara’nın ikamet ettiği cumhurbaşkanlığı sarayının çevresini, Savunma Bakanlığı’nı, Genelkurmay Başkanlığı’nı ve aynı gün içinde toplam 160 hedefi vurmuştur. Ahmed Şara ve benzerlerinin iktidara geldiği 8 Aralık 2024 tarihinden bu yana yüzlerce askerî hedef bombalanmış, Yahudi varlığı Suriye’de yeni topraklar işgal ederek başkent Şam’a yalnızca 25 km mesafeye kadar ilerlemiştir.
Süveyda olayları esnasında Ahmed Şara, Yahudi varlığına ve Amerika’ya tavizler vererek Suriye güvenlik güçlerini bölgeden çekmiş, bölgedeki Müslüman bedevileri, Yahudi varlığının ajanı olan Dürzîlerin saldırılarına karşı açık hedef haline getirmiştir. Bu Dürzî unsurlar, Müslümanlara karşı katliam, boğazlama ve mallarına el koyma gibi vahşetlerde bulunmuştur.
Ahmed Şara, Süveyda’daki bedevileri göç ettirerek bölgeyi Yahudi ajanı olan Dürzîlerin kontrolüne bırakmıştır. Tüm bu adımlar, Suriye halkı için yıkım ve felaket anlamına gelmektedir ve Ahmed Şara rejimi için büyük bir tehlike çanıdır. Görünüşe göre o da, koltuğunu korumak uğruna kendi halkına ve ülkesine karşı çalışan Mahmud Abbas ve Filistin Yönetimi gibi davranmaktadır.
Erdoğan’ın ona övgüsü, daha önce 13 Mayıs 2025 tarihinde Riyad’daki görüşmeden sonra Trump’ın Ahmed Şara hakkında yaptığı şu açıklamayla aynı çizgide ilerlemektedir:
“Ahmed Şara harika biri, karizmatik ve güçlü”
Trump’a göre “harika”dır çünkü Amerika’ya daha fazla taviz vermeye hazırdır. Nitekim Ahmed Şara, Yahudi varlığıyla normalleşmeye hazır olduğunu da ilan etmiştir. Erdoğan ise Amerika’nın Ortadoğu’daki baş aracısı (arabulucusu) olarak Ahmed Şara üzerinde baskı kurmaktadır. Bu baskılar karşılığında Erdoğan, hem iktidarını korumakta hem de Türkiye’ye kısmi bazı çıkarlar sağlamaktadır. Ancak bu çıkarlar, Amerika’nın Suriye, Libya, Azerbaycan ve benzeri yerlerdeki nüfuzunun korunması gibi büyük çıkarları uğruna sunulan tavizlerle kıyaslandığında oldukça küçüktür.
Esad Mansur