Haberlere Kısa Bir Bakış

  • Gazze’deki açlıktan ölenlerin sayısı 122’ye ulaştı, şehit sayısı 60 bini geçti

Yahudi varlığı, Gazze Şeridi’nde soykırım ve saldırılarını sürdürmeye devam ediyor. Günlük saldırılarında yerinden edilmiş insanların kaldığı çadırlara ve Amerikan-Yahudi güvenlik şirketine ait “Gazze İnsani Yardım Vakfı” adı altında faaliyet gösteren merkezlerin yakınında yiyecek arayan aç kalabalıklara ateş açarak her gün daha fazla can alıyor.

Yahudi varlığının ordusu, 29 Temmuz 2025 tarihinde 33’ü yardım bekleyen aç insanlardan oluşan yaklaşık 83 kişiyi katletti. Ertesi gün ise 71’i yardım bekleyenlerden olmak üzere 86 kişiyi öldürdü, onlarca kişiyi de yaraladı.

Böylece, Yahudi varlığının ordusu her gün evleri yıkılmış ve bu yardım merkezlerinin yakınında yiyecek arayan Gazze halkından onlarcasını katlediyor.

Sözde bu “insani” şirket, geçtiğimiz mayıs ayı sonunda yardım dağıtım görevini üstlendiğinden bu yana, Gazze Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, Yahudi ordusunun merkezlerin yakınında yiyecek arayan halka ateş açması sonucu 1300’den fazla kişi şehit oldu, 8 binden fazlası yaralandı. Bakanlık, açlıktan hayatını kaybedenlerin sayısının 122’ye ulaştığını, bunların 83’ünün çocuk olduğunu açıkladı. 7 Ekim 2023’te başlayan Yahudi varlığının Gazze saldırısından bu yana şehitlerin sayısı 60 bini geçti.

Yahudi varlığı bu suçlarını işlemeye ve Gazze’ye yönelik saldırılarını sürdürmeye devam ederken, İslam ülkelerinin orduları kışlalarında hareketsiz bekliyor. Bu orduyu kıpırdatmayan ise Amerika’nın emirlerine boyun eğmiş olan bu ülkelerin yöneticilerinin talimatlarıdır.

Aynı zamanda, ümmetin evlatlarının zalim ve aciz yöneticilere olan öfkesi de giderek artıyor. Nitekim 27 Temmuz 2025 tarihinde Ankara’da Hizb-ut Tahrir gençleri tarafından yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı büyük bir protesto yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüşte Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ordusu Gazze halkına yardım için harekete geçmeye çağrıldı.

  • Filistin Meselesini Ticarete Dönüştürmek İçin BM Merkezinde Uluslararası Konferans

28–29 Temmuz 2025 tarihlerinde New York’taki Birleşmiş Milletler merkezinde, “Filistin Meselesine Barışçıl Yollarla Çözüm ve İki Devletli Planın Uygulanması Uluslararası Bakanlar Konferansı” adıyla bir konferans düzenlendi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 24 Temmuz 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Yahudi varlığını tamamen tanıyan ve silahsızlandırılmış bir Filistin devletini tanıyacaklarını duyurdu. Kanada ise Eylül ayında yapılacak BM Genel Kurulu toplantısında Filistin devletini tanımayı planladığını açıkladı. İngiltere ise Yahudi varlığı Gazze’deki savaşı durdurmazsa Filistin devletini tanımakla tehdit etti.

ABD ise konferansa katılmayı reddetti. Başkan Trump, böyle bir devleti tanımayı “Hamas’a verilen bir ödül” olarak nitelendirdi. Dışişleri Bakanı Rubio da “ABD, BM Genel Kurulu’nda Filistin devletinin tanınması planına kesinlikle karşıdır” dedi.

Bilindiği gibi, Filistin Devleti projesi aslında ABD’nin bir projesidir. 1959 yılında, Batı Şeria ve Gazze’de Yahudi varlığıyla yan yana bir Filistin devleti kurmak amacıyla gündeme getirilmişti. Eski Başkan Obama döneminde, 2009 ve 2013 yıllarında bu projeyi uygulamaya çalıştıysa da başarılı olamadı. Zira Yahudi varlığı, Batı Şeria’daki yerleşim yerlerini genişleterek projeyi fiilen sabote etti ve Knesset’te (İsrail Parlamentosu) projeyi reddederek hayata geçirilmesini imkânsız hale getirdi. Bu yüzden Trump döneminde proje tamamen gündemden düşmüştü.

Bu proje, Filistin topraklarının %80’ini Yahudi varlığına bırakmayı, kalanında ise sadece ismen bir Filistin devleti kurmayı öngörmektedir. Bu devlet silahsız olacak ve Yahudi varlığını koruyacak bir yapı içinde olacak – tıpkı şu an Filistin Yönetimi’nin yaptığı gibi.

Bu konferansın toplanma çağrısı, Gazze’de soykırıma uğrayan halka karşı bu devletlerin utanç verici tutumlarının gölgesinde ve Filistin davasını ticaret konusu hâline getirme amacıyla yapılmıştır. Konferansı organize eden ülke olan Fransa, bu projeyi gerçekleştirme ihtimalinin düşük olduğunu bilmesine rağmen uluslararası arenada konumunu güçlendirmek ve kendini öne çıkarmak için bu çağrıyı yapmıştır.

  • ABD, Sudan’daki Müdahalesini İtiraf Etti ve Dörtlü Komite Toplantısını İptal Etti

Amerikan Dışişleri Bakanlığı, 29 Temmuz 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Sudan meselesine ilişkin 30 Temmuz 2025’te yapılması planlanan Dörtlü Komite toplantısının iptal edildiğini duyurdu. Amerika’nın başkanlık ettiği bu komitede, Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer almakta olup, ABD’nin Sudan’da planladıklarına ve uygulamak istediklerine sözde şahitlik eden işbirlikçiler olarak rol oynamaktadırlar.

Ne gariptir ki, Dışişleri Bakanlığı bu toplantının amaçları arasında Sudan’daki dış müdahaleleri durdurmak ve çatışan taraflar arasında kapsamlı bir siyasi diyalog başlatmak olduğunu ilan etti.

Oysa ABD, Sudan’a dışarıdan müdahale eden en başta gelen – hatta başlıca sömürgeci – ülkedir. Hem bu komiteyi kurmakta hem de toplantılarını iptal etmekte serbestçe hareket etmekte, böylece diğer dış güçlere – özellikle İngiltere ve diğer Avrupalı sömürgeci ülkelere – Sudan’a müdahale etmeme mesajı vermektedir.

Ayrıca Sudan’daki iki çatışan taraf olan ordu (Abdulfettah el-Burhan liderliğinde) ve Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) (Muhammed Hamdan Dagalo – Hemedti – liderliğinde) zaten ABD’nin ajanları ve uşaklarıdır. ABD, bu tarafları yönlendirerek ülkedeki nüfuzunu pekiştirmeye ve Sudan’ı bölmeye çalışmaktadır. Nitekim daha önce Güney Sudan’ı da aynı yöntemle ayırmıştır.

Bu durumun bir göstergesi olarak, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin Doğu Sudan’dan çekilip Batı Sudan’da, özellikle Darfur bölgesinde konuşlanması dikkat çekmektedir. Hemedti, bu bölgede sözde bir egemenlik konseyi ve hükümet ilan ederek, Darfur’un Sudan’dan ayrılması için zemin hazırlamaktadır.

Amerikan Dışişleri Bakanlığı, toplantının iptal gerekçesine dair herhangi bir açıklamada bulunmazken, komite üyeleri tarafından haftalardır yoğun hazırlıklar yapıldığı bilinmektedir. Mısır’ın Washington Büyükelçisi Mu’taz Zehran, Şarku’l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada toplantının muhtemelen Eylül ayına erteleneceğini ifade etti.

Bilinmelidir ki, Amerika orduyla Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki iç çatışmanın süresini uzatmak istemektedir. Böylece bölünmeyi daha da derinleştirmeyi, çözüm yollarını zorlaştırmayı ve Hızlı Destek Kuvvetleri’nin Darfur’un geri kalan kısmı üzerindeki kontrolünü tamamlamasını sağlamayı hedeflemektedir. Nihai amaç, Darfur’u Sudan’dan koparmaktır.

Esad Mansur