Haberler

  • Yahudi varlığı Suriye’deki saldırılarını sürdürüyor, rejim ise kınamakla yetiniyor

Suriye Haber Kanalı, 26/08/2025 akşamı yaptığı açıklamada, bugün öğle saatlerinde Yahudi varlığına ait insansız hava araçlarının Şam kırsalındaki El-Kusva şehrinde gerçekleştirdiği saldırıda Suriye ordusundan 6 kişinin öldüğünü bildirdi.

Suriye Savunma Bakanlığından bir yetkili, Fransız Haber Ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, “İsrail’e ait bir İHA, Şam’ın batı kırsalındaki Kusva nahiyesine bağlı Harcili bölgesinde, orduya bağlı 44. Tümen’e ait askeri lojmanlardan birini hedef aldı. Bu saldırı sonucu 44. Tümen’den 3 asker hayatını kaybetti” dedi.

Aynı gün Yahudi varlığına ait güçler, Şam kırsalındaki Beyt Cen kasabasına girerek sivillere ateş açtı. Yine aynı gün Yahudi güçleri Kuneytra kırsalındaki Taranca köyüne girerek görme engelli bir genci öldürdü.

Suriye rejimi ise Dışişleri Bakanlığı üzerinden yaptığı açıklamada sadece şu ifadelerle yetindi:
“İsrail’in Beyt Cen’deki askeri saldırısı Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne açık bir ihlaldir. Bu İsrail tırmanışı, bölgesel barış ve güvenliğe doğrudan bir tehdittir ve saldırgan bir yaklaşımın yansımasıdır.”

Böylece Ahmed Şara önderliğindeki yeni Suriye rejimi, tıpkı suçlu Beşşar Esed’in başında bulunduğu eski rejim gibi, sadece bu tür açıklamalarla yetinmektedir.

Yahudi varlığı ise bu açıklamalara aldırış etmeden, Amerika’nın ve Başkanı Trump’ın desteğiyle, Güney Suriye’deki ilerleyişini, katliam ve yıkımlarını sürdürmekte; Şam’ın eteklerine kadar uzanarak kendisine güvenli bir tampon bölge dayatmaya çalışmaktadır. Ahmed Şara ise Trump hakkında “Trump barışı sağlayacak” sözlerini sarf etmektedir.

Amerika, şu anki mevcut rejim yıkılıp ülkede Yahudi varlığına karşı cihad ilan eden samimi bir yönetim kurulması ihtimaline karşı, kendi ileri karakolu olan bu Yahudi varlığını gelecekteki saldırılardan korumak istemektedir.

Ahmed Şara’nın rejimi ise, saldırganlara karşı savaşma iradesi olmayan, zayıflığı, teslimiyeti ve acziyetiyle artık bilinmektedir. Onun şiarı şu hale gelmiştir: “Zillet olsun da ölüm olmasın”, “Önderimiz sonsuza dek Amerika’dır, barışın davetçisi”. Ayrıca, Fransa’nın Suriye’yi işgali sırasında çizdiği kör bir kavmiyetçi bayrağı benimsemiştir.

Bu durum, devrimin şiarlarının tam tersidir. Zira Suriye devrimi şöyle diyordu: “Ölüm olsun da zillet olmasın”, “Önderimiz sonsuza dek Efendimiz Muhammed’dir” ve “Lâ ilâhe illallah Muhammedun Rasûlullah” bayrağını yükseltmişti.

  • ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Ahmed Şara ve Çetesini Oyalıyor

Amerikan Washington Post gazetesi 23/08/2025 tarihinde, “Suriye’nin farklı bölgelerindeki büyük çaplı şiddet olaylarının, (azınlıkların) özerklik taleplerini beslediğini, bugün en dikkat çeken çatışmanın ise Şam hükümeti ile Washington tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki gergin ilişkilerde görüldüğünü” yazdı.

Gazete, “Esad rejiminin 08/12/2024’te devrilmesinden sonra Suriyelilerin beklediği iyileşme yerine, ülkedeki durumun giderek daha da kötüleştiğini” belirtti.

Gazete ayrıca şunları aktardı: “Suriye hükümeti, özellikle yerel yönetim konusunda, tüm adem-i merkeziyetçilik biçimlerini reddetmiyor.” Bu bağlamda Suriye Dışişleri Bakanlığında Amerika işleri direktörü Kutaiba İdlibi’nin bir röportajındaki şu sözlerine yer verdi:
“Bence idari adem-i merkeziyetçilik konusunda gerçek bir tartışma ya da ihtilaf noktaları yok. Suriye’de merkezileşme sorunu hukuki değil, siyasi bir sorundu.”

Gazete, Thomas Barrack’ın daha önce bir grup gazeteciye yaptığı şu açıklamaları da hatırlattı:
“Suriye’nin ihtiyaç duyduğu şey federalizm değil, ondan daha düşük bir şeydir. Bu, herkesin birliğini, kültürünü ve dilini İslamcılıktan herhangi bir tehdit olmadan korumasına imkân tanır. Suriye dosyasına hâkim olan herkes, işlerin daha akılcı bir şekilde yürütülmesi gerektiğini söylüyor.”

Suriye rejimini yönlendiren ve onun için geleceğe dair çizgiler çizen Thomas Barrack, artık Suriye’de çözümün merkezi devletle olmayacağını, federalizme benzer bir sistem veya her ayrılıkçı harekete özerk bir yönetim verilmesiyle mümkün olacağını söylemeye başlamıştır. Oysa daha önce Suriye’nin birliğinden söz eder, Sykes-Picot anlaşmalarını eleştirirdi. Şimdi ise Suriye rejimini elinde oyuncak gibi kullanmakta; onlar da onun sözlerini dinleyen, ondan ders alan ve emirlerine boyun eğen öğrenciler gibi davranmaktadır.

  • İranlı Bir Yetkili, Rusya’yı Yahudi Varlığına Bilgi Aktarmakla Suçladı

İran Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi Muhammed Sadr, Rusya’yı İran savunma merkezlerini vurması için Yahudi varlığına (İsrail’e) bilgi sağlamakla suçladı.

25/08/2025 tarihinde verdiği bir röportajda şöyle dedi:
“İsrail ile İran İslam Cumhuriyeti arasında 12 gün süren savaşta ve önceki savaşta, Ruslar ülkemizdeki savunma merkezlerine dair bilgileri İsrail’e teslim etti.”

Sadr şöyle devam etti:
“İşte Rusya budur. Rusya, NATO üyesi Türkiye’ye S-400 sistemini teslim etmeye hazır, ama bizimle stratejik anlaşması olmasına rağmen bize teslim etmedi. Uzun süredir Su-35 uçaklarının satın alınmasından söz ediliyor, fakat onu da bize teslim etmedi… Rusya’nın İsrail’e karşı özel bir meyli vardır.”

Ardından şu ifadeyi ekledi:
“Rusya ile ilişkimiz olsun, ama güvenmeden.”

Bunun üzerine İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayî, bu suçlamaları reddederek şöyle dedi:
“Dolaşan iddialar İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi tutumunu yansıtmamaktadır. Bunlar üzerine bina edilemeyecek kişisel görüşlerdir. Tahran ile Moskova arasındaki stratejik ilişkiler, ortak çıkarlara dayanmaktadır.”

Muhammed Sadr ayrıca, Yahudi varlığını İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin uçağını düşürmekle suçladı. Reisi’nin yanında Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, koruma birimi başkanı, Doğu Azerbaycan valisi ve Tebriz Cuma imamı da bulunuyordu. Sadr bu konuda şöyle dedi:
“İsrail bu suikastla, İran devam ederse biz de devam edeceğiz mesajını vermek istedi.” (Kaynak: Şarku’l Avsat)

Hatırlatmak gerekir ki İran, Suriye’de Beşşar Esed başkanlığındaki zalim rejimi korumak için Rusya ile ittifak kurmuş, orada birçok Suriyeliyi katletmişti. Şimdi ise, İran’daki sistemin bazı üyeleri —örneğin ülkesinde Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi Muhammed Sadr— Rusya’nın kendilerine karşı komplo kurduğunu ve Yahudi varlığına savunma merkezleri hakkında bilgi verdiğini söylemektedir. Bu sözler Dışişleri Bakanlığı tarafından diplomatik gerekçelerle yalanlansa da ihtimal dışı değildir. Zira Rusya tüm İslam beldelerine karşı komplolar kurmakta, onların topraklarının bir kısmını işgal etmekte, bizzat topraklarında onlarla savaşmakta ve Hizb ut-Tahrir gençleri gibi birçok davet taşıyıcısını tutuklamaktadır.

Ayrıca, eski İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindekilerin ölümünü planlayan tarafın Yahudi varlığı olması da ihtimal dışı değildir. Zira biz o zaman da söylemiştik: Uçak, İran’a karşı üs haline gelmiş olan Azerbaycan sınırından havalanmıştı. Yahudi varlığı, 12 günlük savaş sırasında üst düzey komutanları öldürmüş, hatta İran’ın dini lideri Ali Hamaney’i de öldürmeye çok yaklaşmıştı. Ancak Amerika buna izin vermemişti.

Esad  Mansur