Haberler

  • Yahudi varlığı Gazze’de soykırım ve tehciri, Batı Şeria’da ise toprak gaspını sürdürüyor

Gazze Sağlık Bakanlığı, 03.09.2025 tarihinde yaptığı açıklamada açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle 19 kişinin hayatını kaybettiğini, böylece açlıktan şehit düşenlerin sayısının 367’ye yükseldiğini, bunların 131’inin çocuk olduğunu duyurdu.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Filistin Ofisi Direktörü, Gazze şehrinin kıtlık tarafından boğulduğunu ve etkisinin Gazze Şeridi’nin diğer bölgelerine de yayılmaya başladığını teyit etti.

Aynı gün Yahudi varlığı güçlerinin açtığı ateş sonucu 73 kişinin şehit edildiği bildirildi. Her gün onlarca ölü ve açlıktan ölenler açıklanmaktadır.

Yahudi varlığına ait Kanal 13, işgalci Başbakan Netanyahu’nun, Gazze’den tehcir planını, bunun uygulanma yöntemlerini ve Filistinlileri kabul edecek ülkelerin belirlenmesini görüşmek üzere Mossad yetkililerinin katılımıyla bir toplantı düzenlediğini aktardı.

Yahudi varlığı Savunma Bakanlığından üst düzey bir yetkili, şehir nüfusuna denk gelen bir milyon Filistinlinin göç etmesinin beklendiğini açıkladı. Ayrıca Yahudi varlığı, planlarını hayata geçirmek için 60 bin yedek askeri göreve çağırdığını duyurdu.

Aynı zamanda Yahudi varlığı, Batı Şeria’daki saldırılarını da sürdürmekte; şehir ve köylere baskınlar düzenleyerek halkını tehcir etmeyi ve topraklarını gasp etmeyi amaçlamaktadır. Nitekim Nablus’taki Balata Mülteci Kampı’na girerek bir kişiyi öldürdüler, ayrıca El-Halil’e bağlı Dura beldesi ile Beytüllahim’in güneyindeki El-Hadır beldesine de baskın düzenlediler.

Bununla eş zamanlı olarak Yahudi varlığı Maliye Bakanı Smotrich, ne olursa olsun bir Filistin devleti kurulmasına izin vermeyeceğini, Amerikan yönetiminin de Filistin devleti kurma fikrinin ortadan kaldırılması yönündeki İsrail kararını desteklediğini açıkladı.

Arap ve İslam ülkelerinin yöneticileri ise, aslında baştan ihanete dayalı olan ve Yahudi varlığının Filistin’in yaklaşık %80’ini gasp etmesini tanımayı içeren Filistin devleti projesinin serabının peşinden koşmaktadırlar. Bu yöneticilerin ne Gazze’ye yardım için ne de Filistin’i kurtarmak için tek bir askeri harekete geçirme niyetleri vardır. Onların peşinden giden, onlardan razı olan ve tutumlarını onaylayan kimse Allah katında beraat edemez ve O’nun azabından kurtulamaz. Zira farz olan, bu münkeri reddetmek ve onu değiştirmek için çalışmaktır. Bu da ancak onları devirmek ve ardından Raşidî Hilafet Devleti’ni kurmakla mümkün olur ki, bu devlet cihadı ilan edecek ve orduları Filistinlilerin ve tüm mazlum Müslümanların yardımına gönderecektir.

  • Yahudi varlığı Suriye topraklarında ilerleyişini sürdürüyor

Suriye resmi haber ajansı (SANA) 03/03/2025 Çarşamba günü yaptığı açıklamada Yahudi varlığı güçlerinin Suriye’nin güneyindeki Kuneytra kırsalında yeni bir ilerleyiş gerçekleştirdiğini duyurdu.

Ajans şöyle dedi: “İşgalci İsrail güçlerine ait 5 araç ve 30 kişiden oluşan bir devriye, saat üçte Cebbata el-Balad kasabasındaki işgalin yeni kurduğu üsten girerek kasabaya sızdı, bazı evleri aradı ve 7 kişiyi tutukladı, ardından saat beşte üs yönüne geri çekildi.”

Bilgi sahibi Suriyeli kaynaklar, “Yahudi varlığı Suriye’nin güneyinde yaklaşık 13 askeri üs kurdu” dedi. Bu, 08/12/2024’te Beşşar Esed’in kaçışından ve başkanlığını Ahmed Şer‘a’nın yaptığı yeni Suriye yöneticilerinin atanmasından bu yana oldu. Bu üsten çıkan işgalci güçler istediklerini öldürmekte, istediklerini tutuklamakta tamamen rahat hareket ediyor ve hiçbir direnişle karşılaşmıyor.

Suriye rejiminin tepkisi ise sessizlik ve düşman güçlerine karşılık vermemek oldu; rejim her zamanki gibi sadece kınama ve protestoyla yetindi. Nitekim Suriye hükümetine bağlı Kuneytra ili Medya Merkezi Müdürü Muhammed Said, tutuklama operasyonunu şiddetle kınadığını belirterek şöyle dedi: “Bu uygulamalar uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler kararlarının açık ihlalidir.”

Oysa bu yetkili ve yeni Suriye liderleri, kendilerine dayanak olarak başvurdukları uluslararası hukukun bizzat Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın 51. maddesinde saldırgana karşılık verme, onu işgal ettiği topraklardan çıkarmak için güç kullanma ve ülke halkından herhangi birini tutuklamasını engelleme hakkını verdiğini unutmuşlardır.

Bundan önce ise, Suriye halkının ve yöneticilerinin inandığı İslam’ın hükmü, saldırganla savaşmayı, ona güçle karşı koymayı ve ona asla unutamayacağı bir ders vermeyi emretmektedir. Öyle ki, onun peşine düşülüp tamamen yok edilinceye kadar takip edilmesini, işgal ettiği tüm topraklardan çıkarılmasını, hatta tüm Filistin’in kurtarılması ve Yahudilerin pisliğinden arındırılmasını talep etmektedir.

Yeni Suriye yöneticileri ise dinlerine bağlı olduklarını göstermektedirler ama hükümlerini uygulamamaktadırlar. Onlar, izzetli bir ölüm yerine zillet içinde yaşamayı tercih etmişlerdir.

  • Rusya ve Çin, Şanghay Örgütü Konferansı ile ilişkilerini güçlendiriyor; Amerika ise onları komplo kurmakla suçluyor

Şanghay Örgütü, 31/08 ve 01/09/2025 tarihlerinde Pekin’de konferansını düzenledi. Konferansı Çin Devlet Başkanı Şi Cinping açtı, Rusya Devlet Başkanı Putin de katıldı. Konferans sonrası ikili görüşmelerinde Putin, iki ülke ilişkilerini övdü ve şöyle dedi: “Yakın iletişimimiz, Rusya-Çin ilişkilerinin stratejik doğasını yansıtıyor. Bu ilişkiler şu an benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaşmış durumda… Biz her zaman birlikte olduk, şimdi de birlikteyiz.”

Çinli mevkidaşı ise, “Rusya ile ilişkilerimiz küresel değişim sınavına dayandı ve daha da genişleyebilir” dedi. Ardından, “İkinci Dünya Savaşı’na dair tarihi perspektifimizi güçlendirmeli, Soğuk Savaş zihniyetine karşı çıkmalı, bloklaşmaya ve korkutma politikalarına karşı koymalıyız” diyerek üstü kapalı şekilde Amerika’ya göndermede bulundu. Ayrıca, “Mevcut uluslararası durum giderek kaotik ve karmaşık hale geliyor. Üye devletlerin karşı karşıya olduğu güvenlik ve kalkınma görevleri daha da zorlu hale geliyor” ifadelerini kullandı (Şinhua, 02/09/2025).

Çin Devlet Başkanı ayrıca 03/09/2025 tarihinde Rusya ve Kuzey Kore liderlerini ağırlayarak İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’ya karşı kazanılan Çin zaferinin yıldönümünde düzenlenen askeri geçit törenine katılmalarını sağladı. Törende Çin’in en gelişmiş silahları ve füzeleri sergilendi.

Bunun üzerine ABD Başkanı Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda onların “Amerika’ya karşı komplo kurduklarını” söyledi. Oysa kendisi 16/08/2025 tarihinde Alaska’da Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir zirve gerçekleştirmişti.

Bu ülkelerin tamamı aslında birbirine karşı da komplo kuruyor. Rusya ve Çin, Amerika’ya karşı ordularını güçlendirmeye, geliştirmeye ve bağlarını kuvvetlendirmeye çalışırken; Amerika ise bu bağı koparmaya, güçlerini sınırlandırmaya ve gelişimlerini engellemeye çalışıyor. Bu nedenle özellikle nükleer ve füze silahlarının geliştirilmesini sınırlamak için onlarla silahsızlanma anlaşmaları yapmaya çalışıyor.

Nitekim Hizb-ut Tahrir Emiri Ata Ebu Raşta,19/08/2025 tarihinde Trump ile Putin’in Alaska’daki görüşmesi hakkında sorulan bir soruya verdiği cevapta şöyle dedi: “Sonunda kâfir devletlerin dünyaya hükmetmesi, başkanlarının buluşup görüşmesi ve plan yapması üzücü… İslam ümmeti ise insanların içinden çıkarılmış en hayırlı ümmet olmasına rağmen uluslararası olaylarda bir etkisi yok; hatta kendi meselelerinde bile bağımsız olarak söz sahibi olamıyor, işler sömürgeci kâfirlerin elinde yürüyor!!”

Ayrıca şunu belirtti: “Sorun şu ki, yaklaşık iki milyara ulaşan bu ümmet başsız bir gövde gibidir. Onu bir araya getiren hilafet yok, işlerini gözeten, arkasında savaşılan ve kendisiyle korunulan bir halife yok!” Ve ekledi: “Bununla birlikte hilafet Allah’ın izniyle, Allah’ın vaadi ve Rasulü’nün müjdesiyle geri dönecektir.” Ardından şöyle dedi: “Biz çalışıyoruz… Ve Hizb-ut Tahrir, halkına yalan söylemeyen öncü bir parti olarak ümmeti onunla birlikte hilafeti kurmak için çalışmaya çağırıyor. O zaman İslam ve Müslümanlar aziz olacak, küfür ve kâfirler zelil hale gelecektir.”

Esad Mansur