Soru:
Ne yazık ki bazı imamlar hutbe esnasında “Cumhuriyetimizin…” diye seslenerek, onların kutlamalarına destek olma mahiyetinde açıklamalarda bulunuyorlar.
Bu konu hakkında kişinin cuma namazını terk etmesi ve bu sebepten dolayı cuma namazı kılmaması caiz midir?
Bu terk ediş kişi için Allah katında ruhsat olarak kabul edilir mi?
Cevap:
Namazın ilk şartı imandır. Kim “La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah” derse zahiren mümindir. Akideye ters bir söz veya fiil ondan sadır olmadıkça Müslüman sayılır ve arkasında namaz kılınır. Günahkâr olsa da arkasında namaz kılınır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu:
اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتۡ عَلَى الۡمُؤۡمِنِيۡنَ كِتٰبًا مَّوۡقُوۡتًا
“Şüphesiz ki namaz, müminlere belli vakitlerde farz kılınmıştır.” (Nisa 103)
Kendisinden namaz istenen ve kabul edilen müminin arkasında namaz kılınır.
Eğer kişi, halkın hâkimiyeti esasına dayanan cumhuriyet anlayışını —yani yasa koyucunun halk olduğuna inanarak— savunuyorsa, arkasında namaz kılınmaz. Zira bu inanç küfürdür.
Eğer buna inanmayıp maaşı veya görevi sebebiyle korkarak söylüyorsa fasık, yani günahkâr olur; yine de arkasında namaz kılınır. Ancak takva sahibi bir imam tanınıyorsa, evla olan onun arkasında kılınmasıdır.
Ayrıca Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’den bazı hadisler rivayet edilmiştir. Şöyle buyurmuştur:
“Salât, ister takva sahibi (iyi) ister facir (kötü, açıkça günah işleyen) olsun, her Müslümanın arkasında vaciptir. O (kötü Müslüman) büyük günahlar işlese dahi. Cihad da ister iyi ister kötü olsun her emirle (yöneticiyle) beraberdir. O (yönetici) büyük günahlar işlese dahi.” (Müslim)
Yine sahabe icmasıyla, günahkâr Müslümanın arkasında namaz kılmanın caiz olduğu sabittir. (Şevkânî)
Şu var ki, İslam devletinde hâkimiyet şeriatındır. Yasalar yalnızca Kur’an ve Sünnet’ten alınır. Müslüman, bunlardan başka kaynak kabul etmez.
Sahabe icması da Sünnet’in bir parçasıdır. Bu, rivayetle değil, sahabelerin sükûtu ile sabit olan Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in sünnetidir.
Misal olarak, ikinci Raşid Halife Ömer (r.a.) bıçaklanınca, yeni halifenin seçilip biat edilmesine üç gün mühlet verdiğinde hiçbir sahabe buna itiraz etmemiştir.
Şer’i kıyas ise Kur’an ve Sünnet’te var olan illetlere göre yapılır. Misal olarak Cuma Suresi 9. ayette geçtiği gibi:
“Cuma namazına çağırılınca alışverişi terk edin.”
Buradan istinbat edilen illet, namazdan alıkoyan işleri terk etmektir. Dolayısıyla, namazdan alıkoyan her iş terk edilip cuma namazına gitmek farzdır.
İslam devletinin şekli Hilafettir. İngilizlerin planını uygulayan Mustafa Kemal, Hilafeti ilga edip Cumhuriyeti yerleştirdi.
İlga kanununda “Hilafet, Cumhuriyet ve Hükümet manada ve mefhumda mündemiçtir.” diyerek Hilafeti kaldırdı. “Hilafet ve Cumhuriyet aynı manadadır.” diye iddia etti. Eğer aynı manada ise niçin kaldırdı ve Hilafeti isteyenlerle niçin savaştı?
Müslümanların tepkisinden çekinerek bunu ilk başta söyledi. Ardından sadece devletin şeklini değil, özünü ve kaynağı olan şeriatı da kaldırdı; yerine küfür kanunlarını yerleştirdi.
Müslümanları kandırmak üzere 1924’te koyduğu küfür anayasasında sembolik olarak “Devletin dini İslam’dır.” ibaresini yazmıştı. Cumhuriyeti yerleştirdikten sonra bunu kaldırıp yerine “laiklik” yazdı. Oysa ilk günden ilan ettiği Cumhuriyet zaten laikti.
Müslümanlar, İslam’ı tekrar yönetime getirmeye çalışırken mefhumları netleştirmelidir. Yoksa insanlar karıştırırlar.
Bir imamdan ciddi şüphe varsa arkasında namaz kılınmaz; başka camiye gidilir, iyi imam aranır.
Fakat cuma namazı hiçbir şekilde terk edilmez. Bu imamların davranışlarından dolayı namazı terk etmek için bir ruhsat yoktur. Çünkü imamların konuşmalarından ne kastettikleri anlaşılabilir.
Camilerdeki imamlarla konuşmak gerekir ki bu konu izah edilsin. Görevleri ve maaşları uğruna dini satmaya çalışmasınlar, Allah’ın ayetlerini gizlemesinler, Allah’ın azabından korksunlar. Her zaman “rızk Allah’tandır” derler; bunu pratikte de uygulasınlar.
Açık şekilde Cumhuriyetin ne olduğunu anlatsınlar, çürütsünler; Hilafetin ne olduğunu anlatsınlar ve buna davet etsinler.
Böylece Müslümanlar onların arkasında rahatça namaz kılsın ve namazlarının kabulünden şüpheye düşmesinler.
Esad Mansur