Haberlere Kısa Bir Bakış

  • ABD Başkanı Suriyeli Temsilcisini Ağırladı

ABD Başkanı Donald Trump, 10 Kasım 2025 tarihinde Suriye İdaresi Başkanı Ahmed Şara’yı Beyaz Saray’da kabul etti. Bu, ikilinin geçtiğimiz Mayıs ayından bu yana üçüncü görüşmesi oldu. Trump, Ahmed Şara için şu ifadeleri kullandı:

“Son derece zorlu bir ortamdan gelen son derece güçlü bir liderdir. Kararlı bir adam, ona hayranım, onunla aynı fikirdeyim ve Suriye’nin başarılı olması için elimizden gelenin en iyisini yapacağız.”

Ayrıca Trump, “Yönetiminin İsrail ile birlikte Suriye ile ilişkileri geliştirmek için çalıştığını” da açıkladı.

Trump’ın, İslam ve Müslümanların bir numaralı düşmanı olarak Ahmed Şara (Culani) hakkında bu şekilde övgüde bulunması, Şara’nın Amerika’nın emirlerini harfiyen yerine getirmesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü o, Yahudi varlığına karşı cihad ilan etmeyi ve onları Suriye’den ve Trump’ın Yahudi varlığının bir parçası olarak tanıdığı Golan’dan çıkarmayı reddetmiştir. Aksine, Yahudi varlığıyla anlaşma yapma peşindedir.

Ahmed Şara, tıpkı diğer Müslüman ülke yöneticileri gibi, Gazze halkına yardım etmeyi reddetmiş, devrimcilere ihanet etmiş ve Suriye Devrimi’nin hilafet kurma ve İslam hükümlerini uygulama hedeflerini gerçekleştirmesini engellemiştir. Üstelik bunu talep eden Hizb-ut Tahrir gençlerini hapsetmiş, buna karşılık eski rejimin suçlu ve katil adamlarını serbest bırakmıştır.

Suriye’nin Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi İbrahim el-Alabi, iki başkanın görüşmesinde Suriye’ye uygulanan yaptırımların kaldırılmasını ve ticari kapasitenin yeniden inşasını ele aldıklarını açıkladı. Ayrıca “SDG güçlerinin Suriye ordusuna entegre edilmesi” ve “İsrail ile güvenlik anlaşmasının tamamlanması” konularının da görüşüldüğünü belirtti. Ziyareti “tarihî bir ziyaret ve Suriye-Amerika ilişkilerinde bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi.

El-Alabi, Trump’ın Ahmed Şarayı “son dönemde gerçekleştirdiği niteliksel değişiklikler ve başarılar” nedeniyle övdüğünü de ifade etti.

11 Kasım 2025 tarihinde adını açıklamayan bir Amerikan yetkilisi, Suriye rejiminin Amerika’nın öncülüğündeki uluslararası koalisyona katıldığını duyurdu. Bu koalisyon, “DEAŞ’la mücadele” bahanesiyle Amerika’ya, Yahudi varlığına ve İslam’ın uygulanmasına, hilafetin kurulmasına çağrı yapan Müslümanlara karşı savaşan bir koalisyondur. Aynı koalisyon, Beşşar Esed rejimini 13 yıl boyunca ayakta tutmuş, ta ki Amerika bir alternatif bulana kadar. Görünüşe göre Amerika bu alternatifi artık Ahmed Şara’da şahsında bulmuştur.

  • Suriye Cumhurbaşkanı, Sömürgeci Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı ile Görüştü

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, 9 Ekim 2025 tarihinde Amerika’ya varır varmaz, Washington’daki merkezinde Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva ile bir araya geldi. Görüşmenin, ülkedeki kalkınma ve ekonomik gelişim sürecini hızlandırmak amacıyla iki taraf arasındaki iş birliği alanlarını ele almak için yapıldığı açıklandı.

Toplantıda, Suriye Merkez Bankası’nın nasıl ıslah edileceği, güvenilir mali verilerin sunulması ve devletin gelir üretme kapasitesinin artırılması konuları ele alındı.

IMF Başkanı Georgieva, X platformundaki paylaşımında, fonun Suriye’ye destek ve yardım sağlamaya hazır olduğunu duyurdu. IMF, Suriye’nin yeniden inşa maliyetini yaklaşık 200 milyar dolar olarak tahmin etti.

Bilindiği üzere, IMF’nin sözde “yardımları”, aslında faizli kredilerden ibarettir. Fon, bu kredileri borçlu ülkenin merkez bankasına verir; ancak faiz ve bu borca konulan sigorta ve teminatlar nedeniyle, ülkenin borcu katlanarak artar.

IMF, bir devlete “gelir üretme kapasitesini artır” dediğinde, aslında şu ağır ve sömürücü şartları kasteder:

  • Yeni vergiler koymak veya mevcut vergileri artırmak,
  • Bankalardaki faiz oranlarını yükseltmek,
  • Temel ihtiyaç maddelerine verilen sübvansiyonları kaldırmak,
  • Maaşları dondurmak,
  • Kredinin, üzerinde anlaşmaya varılmış olsa bile, askerî projelerde veya ağır sanayi yatırımlarında kullanılmasını yasaklamak,
  • Ve bunun gibi, ülkenin siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını doğrudan etkileyen başka birçok şart…

Böylece devlet, fonun boyunduruğu altına girer, IMF ise bu alanlarda ülkeye sürekli baskı ve şantaj uygular.

Tarih, 1944’teki kuruluşundan bu yana IMF’den borç alıp da ekonomik sorunlarını çözmüş tek bir ülke kaydetmemiştir. Aksine, bu ülkelerin tamamı Amerikan hegemonyası altına girmiştir. Çünkü IMF, “uluslararası” bir kurum görünümünde olan Amerikan sömürgeci bir kuruluştur.

  • Pakistan Ordusu Komutanına, Yönetim Üzerindeki Etkisini Artırmak İçin Geniş Yetkiler Verildi

Pakistan’da, Ordu Komutanı Asım Munir’e geniş yetkiler verilmesi ve Yüksek Mahkeme’nin yetkilerinin sınırlandırılması yönündeki düzenlemelerin, 10 Kasım 2025 tarihinde Pakistan Senatosu tarafından üç saat içinde onaylandığı açıklandı.

Bu düzenlemelere göre, Asım Munir, kara, hava ve deniz kuvvetlerini kapsayan genel askerî yapının başkomutanlığı görevini üstlenecek ve bu kapsamda “Savunma Kuvvetleri Komutanı” unvanını alacak. Görev süresini tamamladıktan sonra rütbesini koruyacak ve ömür boyu yasal dokunulmazlığa sahip olacak. Düzenlemelerin, nihai onay için Pakistan Parlamentosu’na sunulacağı bildirildi.

Şimdiye kadar ordu komutanı, hava ve deniz kuvvetleri komutanlarıyla aynı seviyede bulunuyor; üzerinde ise Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüten bir makam yer alıyordu. Bu makamın kaldırılmasıyla birlikte, Asım Munir ordunun tüm birimlerini kapsayan tek yetkili konumuna gelecek. Böylece hükümetin aldığı siyasî kararlarda etkisi daha da artacak.

Pakistan ordusu, zaten uzun yıllardır devletin bütün kurumları üzerinde hâkimiyet sahibiydi. Ancak bu yeni düzenleme, bu hâkimiyeti anayasal bir zemine oturtarak resmîleştirmekte; böylece devletin yönetimi fiilen ordu komutanının eline geçmekte, Asım Munir ise ülkenin resmî ve fiilî yöneticisi hâline gelmektedir.

Asım Munir, Kasım 2022’de ordu komutanlığı görevine getirilmişti. Ardından Aralık 2023’te Amerika’yı ziyaret ederek, ülkeye bağlılığını açıkça ilan etmiş ve “Amerika’daki siyasî ve askerî liderlerle yaptığım görüşmeler son derece olumlu geçti.” ifadelerini kullanmıştı.

Munir, 2025 yılı Haziran ayında tekrar Amerika’ya giderek Başkan Donald Trump ile görüştü. Trump, bu görüşmede onu Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi. Ardından Ağustos ayında Amerikan askerî liderleriyle, Eylül ayında ise Başbakan Şahbaz Şerif eşliğinde yeniden Trump ile bir araya geldi. Trump, onu övgüyle anarak, “Benim en sevdiğim mareşal” ifadelerini kullandı.

Görünüşe göre Asım Munir, Amerika’nın desteğini sonuna kadar arkasında hissetmekte ve hükümetin tamamen kendi kontrolü altında olduğuna inanmaktadır. Bu güvenle, Senato’dan söz konusu anayasa değişikliklerini talep etmiş ve ülkeyi Amerika’nın politikaları doğrultusunda yönetmeye başlamıştır.

11 Kasım 2025

 Esad Mansur