Haberlere Kısa Bir Bakış
- Yahudi varlığı, tüm anlaşma ve vaatleri çiğneyerek Gazze’yi bombalamaya devam ediyor.
Yahudi varlığı 2/12/2025 tarihinde Gazze’ye yoğun bir bombardıman gerçekleştirdi. Sosyal medya kaynakları, “Gazze’nin doğusunda olup bitenler tamamen karanlıkta yaşanıyor; ne medya var, ne haber takibi, ne de süregiden katliamın boyutunu ortaya koyabilecek yerel veya Arap kanalları ve hesapları… Şehir merkezinin kuzeyi ve doğusunda, sarı çizgiye bitişik bölgelere aralıksız bir şekilde bombardıman yapılıyor. Sanafûr kavşağının çevresi ise tam bir savaş alanına dönmüş durumda.” ifadelerini paylaştı.
Gazze Sivil Savunma Sözcüsü de Facebook sayfasında, “Savaş hâlâ devam ediyor, öldürme durmuyor. İsrail’in topçu bombardımanı özellikle Tuffah (et-Tuffah) bölgesini ve özellikle Sanafûr çevresini iki gündür doğrudan ve sürekli vuruyor; oysa bu bölge Yahudi varlığının çizdiği sarı çizgiden uzakta.” dedi.
Blog yazarları da kendi sayfalarında Yahudi varlığının işlediği katliamları aktardı ve “Her şey siliniyor; evler, semtlerin bütün izleri… Yahudi işgal gücü bombardıman yapıyor, çocukları öldürüyor.” diye yazdı.
Blog yazarları ayrıca ateşkes anlaşmasının ne işe yaradığını sorguladı. Yahudi varlığı, anlaşmayı imzaladığı 10/10/2025 tarihinden bu yana, bugün itibarıyla 591 ihlal gerçekleştirdi. Gazze Hükümet Medya Ofisi’nin verdiği bilgilere göre bu ihlaller 357 kişinin şehit olmasına, yaklaşık 903 kişinin de yaralanmasına sebep oldu.
Görülüyor ki, İslam ülkelerinin yöneticilerinin övgüler yağdırdığı ve efendileri Trump’ı tebrik ettiği bu anlaşma, fiilen Yahudi varlığına saldırılarını sürdürmesi için bir kılıf olmuştur. Zira onlar, her zaman ahitleri, vaatleri ve anlaşmaları bozan kimseler olarak bilinirler. Abdullah b. Selâm’ın –ki o Yahudilerin önde gelen hahamlarından biriydi ve sonra hak din olan İslam’a girmişti– onları “iftiracılar ve yalancılar topluluğu” olarak nitelemesi boşuna değildir.
Gazze halkını yüzüstü bırakan ve Allah’a, Resulü’ne ve müminlere ihanet eden bu yöneticiler, efendileri Trump’a şikâyet ederler; o ise Yahudilerin yaptıklarını onayladığı hâlde, sanki onaylamıyormuş gibi davranır. Bu da onun sinsi bir yöntemidir: Amacı, Gazze’yi yavaş yavaş yok etmek, halkını aşamalı biçimde göçe zorlamak ve sonunda bölgeyi bir turistik tesise dönüştürmektir.
- Trump, Yahudi varlığının saldırısına karşılık vermediği için Ahmed Şara’dan memnun olduğunu açıkladı
Trump, 1/12/2025 tarihinde Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’dan memnuniyet duyduğunu belirtti. Bunun nedeni, onun Yahudi varlığıyla savaşmaması, onların saldırılarına karşılık vermemesi ve Şam kırsalındaki Beyt Cin halkından 13 kişinin öldürülmesi üzerine intikam almamasıdır. Trump şöyle dedi:
“Amerika, Suriye’de yoğun çalışma ve kararlılık sayesinde elde edilen sonuçlardan son derece memnundur. Suriye hükümetinin hedeflenen doğrultuda çalışmaya devam etmesini sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bu, gerçek ve müreffeh bir devlet inşa etmek için hayati önem taşımaktadır… Onlara çok yardımcı olan hususlardan biri de son derece sert ve acı verici yaptırımların kaldırılmasıdır. Suriye’nin, liderliğinin ve halkının bunu gerçekten takdir ettiğini düşünüyorum.”
Trump sözlerine şöyle devam etti: “Bu, Orta Doğu barışı için halihazırda elde edilen başarıya eklenen tarihî bir fırsattır.” Çünkü Amerika’nın ucuz uşağı Ahmed Şara, Yahudi varlığıyla barışa doğru sürüklenmektedir.
Bununla birlikte Amerika’nın durumu şuna benzer: Şımartılmış çocuğu ve vurucu gücü olan Yahudi varlığı gidip komşunun çocuğunu döver, o da Amerika’ya gelir ve şikâyette bulunur. Ancak Amerika, çocuğun karşılık vermemesine sevinir ve komşunun çocuğuna şöyle der: “Aferin sana, akıllılık ettin. Oğlum Yahudi varlığıyla konuşacağım ve ona seni dövmemesini söyleyeceğim!” Ama Yahudi varlığı, annesi Amerika’nın ne olursa olsun hiçbir şey yapmayacağını bilir; komşunun çocuklarına ne kadar zarar verirse versin… Bu yüzden de her gün saldırılarını sürdürür. Nankör Ahmed Şara ise, efendisi Trump’ın elçisi Barack tarafından övüldüğünde sevinçten uçar.
Suriye halkı ise durumlarını düzeltmek, ülkelerinin başındaki yöneticileri devirmek zorundadır. Zira bu yöneticiler düşmanlar karşısında zilleti ve aşağılığı ortaya koymuş, cihadı terk ederek ve İslam’ın hükümlerini uygulamayarak Allah’a, Resulü’ne ve müminlere ihanet etmişlerdir. Yahudi varlığının kesintisiz saldırılarına her gün maruz kalmaya devam ettikçe durumları daha da kötüleşecektir. Şeytanın onları aldatarak vaat ettiği gibi ülkelerini özgürleştiremeyecek, ne de bir kalkınma ve refaha ulaşabileceklerdir. Zira şeytan onlara sadece aldatıcı vaatlerde bulunur.
- Rubio: “Başkan Trump, Sudan’daki savaş dosyasını bizzat ele alıyor”
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, 2/12/2025 tarihinde yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, Sudan’daki savaş dosyasını şahsen yürütüyor” dedi. (Suudi Arabistan gazetesi Şarku’l-Avsat, 2/12/2025)
Gazete, Suudi Arabistan–Amerika Zirvesi kapsamında düzenlenen ve Suudi Veliaht Prensi’nin de katıldığı Suudi-Amerikan Yatırım Forumu’nda Trump’ın şöyle dediğini aktardı:
“Veliaht Prens Sudan’dan bahsetti ve dedi ki: ‘Efendim, birçok savaştan söz ediyorsunuz; fakat dünyada Sudan diye bir yer var ve orada olup bitenler dehşet verici.’”
Trump sözlerine devam ederek şöyle dedi: “Bu konuda zaten çalışmaya başladık… Bu vahşetlere son vermek için Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Orta Doğu’daki diğer ortaklarla birlikte çalışacağız.”
Böylece Müslüman yöneticilerin, ümmetlerinin herhangi bir meselesini çözmekten aciz oldukları bir kez daha ortaya çıkıyor. Onlar, sorunları ümmetin düşmanı olan Amerika’ya teslim ediyorlar. Amerika ki İslam’a ve Müslümanlara düşmandır ve her İslam beldesine kargaşa ve fitne taşımıştır. Sudan da bunlardan biridir. Amerika’nın planları doğrultusunda hareket eden ordu komutanı Burhan, Hızlı Destek Kuvvetleri lideri Daglu ve onların taraftarları, kendi ülkelerini kendi elleriyle yakıp yıkmakta, halklarını yerinden etmekte ve açlığa mahkûm etmektedir.
Amerika, tıpkı kendi ajanı düşmüş Sudan Başkanı Ömer el-Beşir ve adamları aracılığıyla Güney Sudan’ı ayırdığı gibi, şimdi de Darfur’u ayırmanın koşullarını hazırlamaktadır.
Esad Mansur