Haberlere Kısa Bir Bakış

  • ABD Temsilcisi: Suriye’deki yetkililer, kendilerinden yapmalarını istediğimiz şeyleri yerine getiriyor

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 5 Aralık 2025’te Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi The National ile yaptığı röportajda şunları söyledi:
“Şam doğru yönde ilerliyor ve iş birliği ruhuyla hareket ediyor.”
Ayrıca, “Suriye’deki yetkililer, aralarında İsrail’e yönlendirme de olmak üzere, onlardan yapmalarını istediğimiz şeyleri yerine getiriyorlar.” ifadelerini kullandı.

Barrack şöyle devam etti:
“Başkan Trump’ın isteği, güvenlik anlaşması ve sınır anlaşmasıyla başlayan bir normalleşme sürecine ulaşmaktır. Bunu İsrail’in de istediğini düşünüyorum.”

Bu sözler, Suriye rejimi lideri Ahmed Şara ve Dışişleri Bakanının Amerika’nın emirlerine boyun eğdiğini; Yahudi varlığı ile müzakere etmeyi ve onun sürekli saldırılarına cevap vermemeyi kabul ettiklerini teyit eder niteliktedir.

Irak konusunda ise, Amerikan işgalinin yol açtığı yıkım hakkında şu ifadeleri kullandı:
“Bu durum, yaklaşık 3 trilyon dolarlık bir yatırıma, felaketlerle dolu 20 yıllık bir tarihe, yüz binlerce insanın ölümüne yol açtı ve sonunda geriye hiçbir şey kalmadı.”

Ayrıca Amerika’nın ajanları aracılığıyla gerçekleştirdiği darbelerle meydana getirdiği yıkımı da itiraf ederek şunları söyledi:
“Gerçekte rejim değişikliği hiçbir zaman başarılı olmadı. 1946’dan sonrasına bakarsanız, Amerika’nın müdahale ettiği her durumda yaklaşık 93 darbe veya rejim değişikliği gerçekleşti ve hepsi başarısız oldu.”

Bu itiraf, Amerika’nın ajanları aracılığıyla darbe yapmaktan vazgeçtiği anlamına gelmez. Aksine, bu bir aldatmacadır; sanki Amerika bu politikadan geri adım atmış gibi görünmek istemektedir. Oysa hâlâ kibir ve tehdit dilini kullanarak, yeni darbeler planlamadan önce rejimleri boyun eğmeye zorlamaktadır.

Nitekim Başkan Trump, bu yılın başında Panama’yı su yolu kanalı üzerinden işgal etmekle tehdit etmiş, Panama ise bu tehditlere boyun eğmiştir. Şimdi ise Amerika, Venezuela’yı askerî müdahale ile tehdit etmektedir. Bunun üzerine Devlet Başkanı Maduro yumuşamaya başlamış ve Amerika’yı memnun etmeye yönelik adımlar atmaktadır.

  • Alman Şansölyesi: Yahudi Varlığını Desteklemek Almanya’nın Sabit ve Temel Politikasının Bir Parçasıdır

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, 6 Aralık 2025’te Yahudi varlığına bir ziyaret gerçekleştirdi ve Almanya’nın Gazze’deki Yahudi soykırımına verdiği desteği şu sözlerle teyit etti:
“Bu ülkenin (Yahudi varlığı) yanında durmak, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin sabit ve temel politikasının bir parçasını oluşturur ve böyle kalmaya devam edecektir.”

Geçtiğimiz ay, Yahudi varlığına yönelik silah ihracatı yasağını kaldırdığını açıklamıştı. Bu yasak, geçtiğimiz ağustos ayında kısa bir süreliğine uygulanmıştı. Şansölye Merz, bu ziyaretiyle Almanya’nın Filistin’de ve bölgede Yahudi varlığının yürüttüğü tüm faaliyetlere mutlak destek verdiğini göstermek istemiştir. Ayrıca suçlu Başbakan Netanyahu’ya da destek verdiğini belirterek “Kendisine uygun zamanda Almanya’yı ziyaret etmesi için bir davet yöneltilebilir.” demiştir.

Oysa Netanyahu, Almanya’nın da desteklediği ve temelde Avrupa’ya ait olup BM tarafından “uluslararası” olarak tanınmış Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından aranan bir isimdir.

Almanya da diğer tüm kapitalist devletler gibi ikiyüzlü bir politika izlemekte; çıkarlarını gerçekleştirmek için tüm kanunlarını ve ilkelerini ayaklar altına almaktadır.

Alman Şansölyesi, Batı’nın – ki buna Almanya da dâhildir – Yahudi varlığı aracılığıyla İslam ümmetine karşı modern Haçlı savaşları yürüttüğünü ortaya koymaktadır. Onlar, ümmetin Batılı sömürgecilikten kurtuluşunu, yeniden ayağa kalkmasını ve kendi yüce diniyle yönetilen tek bir devlet altında birleşmesini engellemek istemektedirler.

Bu nedenle Almanya, 2003 yılında Hizb-ut Tahrir’i yasaklamış, o günden bu yana gençlerini takip etmekte, faaliyetlerini baskı altına almakta ve kısıtlamaktadır. Çünkü parti Filistin’in kurtuluşunu ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet’in kurulmasını savunmaktadır.

  • Amerika Batı Afrika’daki Durumdan Endişeli

ABD Dışişleri Bakanlığı Ekonomik Kalkınmadan Sorumlu Müsteşarı Jacob Helberg, Fildişi Sahili’nin başkenti Abidjan’ı ziyaret ederek, Başkan Hasan Vattara’nın ikinci dönem görevine başlaması töreninde Trump’ı temsilen bulundu. Burada yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bölgedeki (Batı Afrika) güvenlik ihtiyaçları son derece ciddi bir endişe kaynağıdır. Amerikalılar yatırım yapma riskini göze almak istiyorsa, bu yatırımın güvenilir ve emniyetli olması gerekir.”
(Fransız Haber Ajansı – 7 Aralık 2025)

Trump, ikinci döneminin başından itibaren yönetiminin Afrika’da yardımlar yerine ticarete odaklanacağını açıklamıştı. Amaç, bölgede Amerikan nüfuzunu güçlendirmek ve Fransa’nın Batı Afrika’daki etkisini geriletmekti. Ancak yönetim, durumdan tam anlamıyla emin değil; çünkü eski sömürgeci güç olan Fransa, bu bölgedeki ordudan ekonomiye, siyasi ve kültürel çevrelere kadar uzanan güçlü köklere hâlâ sahiptir.

Helberg’in sözleri, Fransa’nın Fildişi Sahili’ndeki son seçimlerde kendi ajanlarını iktidara getirme ve Amerika’nın adamı Hasan Vattara’yı devirmeye çalışma girişimlerine – ki bu girişim başarısız oldu – işaret niteliğindedir.
Aynı şekilde, Amerika’ya bağlı Benin’de 7 Aralık 2025’te gerçekleşen başarısız darbe girişimi de bölgede Amerikan nüfuzunun henüz köklü olmadığını göstermektedir.

Bu arada, bölgedeki halkın büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu unutulmamalıdır. Sömürgeci devletler onların onurunu çiğnemekte, zenginliklerini yağmalamakta, onları fakir bırakmakta ve iç çatışmalarla meşgul etmektedir.
Onlar için gerçek kurtuluş, Raşidi Hilafet Devleti’nin kurulmasından başkası değildir.

Esad Mansur