Haberlere Kısa Bir Bakış
- Sydney saldırısı ve kendini feda eden Müslüman bir adamın övülmesi
Avustralya, 14/12/2025 tarihinde, başkent Sydney’de Bondi Plajı’nda kendi bayramlarını kutlayan Yahudilere yönelik, baba ve oğul olan iki silahlı kişinin gerçekleştirdiği bir saldırının meydana geldiğini açıkladı. Saldırıda yaklaşık 15 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 42 kişi yaralandı. Polis, saldırganlardan biri olan babayı öldürdü. Diğer saldırgan olan oğlun silahını ise, oradan geçmekte olan Ahmed el-Ahmed isimli bir Müslüman kişi almayı başardı.
Dünya genelinde, ikinci saldırganın silahını alarak onun ateş etmeye devam etmesini engelleyen bu Müslüman kişiye büyük övgüler yapıldı. Ona “kahraman” unvanı verildi; kendini tehlikeye attı ve ağır yaralar aldı.
Ancak kimse, gerçek bir kahraman olmayı; hatta şerefli kahramanların efendisi olmayı üstlenip, iki yıldır Gazze’de masum Müslümanlara ateş açan Yahudi varlığına ait askerlerin silahlarını almadı. Onlar hâlâ ateş etmeye devam ediyorlar. Yetmiş binden fazla insanı öldürdüler, yüz yetmiş binden fazlasını yaraladılar; bunların çoğu çocuklar, kadınlar ve yaşlılardır. Gazze Şeridi’nde neredeyse her şeyi yerle bir ettiler.
İnsanların çoğunluğu, Yahudi varlığının askerlerinden oluşan bu suçlu silahlı saldırganları televizyon ve video ekranları üzerinden seyretmekle yetindi; en fazla yaptıkları şey, suçlu Yahudi liderlerin ve askerlerinin hiç umursamadığı kınamalarda bulunmak oldu.
Hatta Amerika ve birçok Avrupa ülkesi, katillerin ateş etmeye devam edebilmeleri için onlara silah ve mühimmat sağlamayı sürdürdü.
Aynı şekilde, İslam dünyasındaki Mısır, Ürdün, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Azerbaycan gibi normalleşmeci rejimler de normalleşmeyi ve ticari ilişkileri sürdürerek, katil suçlulara bu saldırganlığı devam ettirebilmeleri için gerekli tüm imkânları sağladılar. Böylece bu rejimler, bu suçların ortağı oldular. Bu rejimlerin yöneticileri, katil suçluların safında yer aldılar; kendilerini tehlikeye atmak istemediler, bunun yerine ihaneti ve alçaklığı tercih ettiler. Onların yandaşları da bunu meşrulaştırdı. Oysa onlar, yüce Elçileri’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) şu sözünü unutmuşlardı:
“Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir; ona ihanet etmez, ona yalan söylemez ve onu yüzüstü bırakmaz.”
- Tedmur saldırısı ve Trump’ın Ahmed Şara’ya övgüsü
Suriye resmî haber ajansı SANA, 13/12/2025 tarihinde bir güvenlik kaynağına dayandırarak şu açıklamayı yaptı:
“Ortak bir saha turu sırasında, Tedmur (Palmira) kenti yakınlarında Suriye güvenlik güçleri ile Amerikan güçlerine ateş açıldı. Olay sonucunda Suriye güvenlik güçlerinden iki unsur ile Amerikan güçlerinden bazı kişiler yaralandı; saldırıyı gerçekleştiren kişi ise öldürüldü. Olayın saikleri ve ayrıntıları hakkında şu ana kadar ek bilgi bulunmamaktadır.”
Amerikan Başkanı Trump, 15/12/2025 tarihinde gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Saldırının gerçekleştiği bölge rejimin tam kontrolü altında değildir. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara bu durumdan dolayı çok üzgündür ve durumu ele almaya devam etmektedir. Onun güçlü bir adam olması hasebiyle kendisine olan güvenim hâlâ büyüktür. Cumartesi günü (13/12/2025) Tedmur kenti yakınlarında meydana gelen ve Amerikan askerlerinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyla onun bir ilgisi yoktur.”
Trump ayrıca, “Buna karşılık olarak Amerika örgüte güçlü bir darbe indirecektir.” diyerek tehditte bulundu.
İki Suriyeli yetkili, 13/12/2025 tarihinde Reuters ajansına yaptıkları açıklamada, Suriye’nin orta kesimindeki Tedmur kentinde devriye gezen, biri Suriye askerî güçlerinden diğeri Amerika’nın öncülük ettiği ve DEAŞ’la mücadele eden koalisyon güçlerinden oluşan bir konvoyun ateşe maruz kaldığını ve yaralıların bulunduğunu ifade etti. ABD Savunma Bakanlığı ise saldırıda iki Amerikan askerinin ve sivil bir tercümanın öldüğünü, üç kişinin de yaralandığını açıkladı. Saldırganın öldürüldüğü bildirildi.
Bu olay, Suriye halkının; ellerinden Müslümanların kanı damlayan, suçlu Yahudi varlığını ayakta tutan tüm imkânları sağlayan ve onu Müslümanlara ve Suriye halkına karşı vahşi bir kol olarak kullanan, İslam’ın en azılı düşmanı Amerika ile ittifakı reddettiğini göstermektedir. Müslüman olduklarını iddia eden kimselerin başka Müslümanlara karşı ittifak kurmaları ise yüz kızartıcı bir utançtır. Ahmed Şara ise, efendisi ve velisi olan kâfir Trump’tan, Amerika’ya bağlı ve hain olduğuna dair bir “şehadet” almış oldu.
- Ukrayna Konusunda Berlin’de Amerika-Avrupa Toplantısı
15/12/2025 tarihinde, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’in, ABD temsilcisi Witkoff’un ve Trump’ın damadı Kushner’in katılımıyla, birçok Avrupa ülkesinin lideri Berlin’de bir araya geldi. Avrupalılar, Rusya’nın üzerinde mutabakata varılması için çalışılan ateşkesi ihlal etmesini engellemek amacıyla Ukrayna’da çok uluslu bir güç oluşturulması fikrini gündeme getirdi.
Berlin’de iki gün boyunca, Kushner’in de hazır bulunduğu görüşmelerde ABD temsilcisiyle bir araya gelen Zelenskiy, “güvenlik garantileri konusunda gerçek bir ilerleme olduğunu” söyledi. Ancak Kiev’in Moskova lehine toprak tavizi verme ihtimali konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğüne dikkat çekerek, “Açık konuşmak gerekirse özellikle topraklarla ilgili meseleler karmaşık; pozisyonlarımız hâlâ farklı.” dedi.
Berlin’de bir araya gelenlerin yayımladığı ortak bildiride, “barış zamanında sayısı 800 bin asker seviyesinde kalması öngörülen Ukrayna silahlı kuvvetlerinin inşasında Ukrayna’ya destek verilmesi” taahhüt edildi.
Almanya Şansölyesi Merz, “Amerikan garantilerinin dikkat çekici olduğunu ve bunun ileriye doğru bir adım teşkil ettiğini” ifade etti ve “Ukrayna’nın kaderi, tüm Avrupa’nın kaderidir.” dedi.
Öte yandan ABD Başkanı Trump, 16/12/2025 tarihinde toplantıya ilişkin yaptığı açıklamada, “Ukrayna topraklarının bir kısmını kaybetti… Bence Ukrayna’daki çatışmayı sona erdirmeye her zamankinden daha yakınız.” dedi. Trump ayrıca, “Berlin’de Amerikan, Avrupa ve Ukrayna heyetlerinin yaptığı toplantılar çok iyiydi. Çatışmanın tarafları tutumlarını birbirine yaklaştırabilecek.” ifadelerini kullandı.
Adının açıklanmasını istemeyen bir ABD’li yetkili, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Bu anlaşmanın temelleri, NATO’nun beşinci maddesine benzer son derece güçlü garantilere ve Ukrayna ordusunun büyüklüğü ölçüsünde güçlü bir caydırıcılığa dayanmaktadır.” dedi. Bilgi sahibi bir başka kaynak ise, “Amerikalı müzakereciler, barış görüşmelerine devam edilmesinin şartı olarak Ukrayna’dan doğudaki Donetsk ve Luhansk bölgelerinden vazgeçmesini talep etmeyi sürdürüyor; Zelenskiy ise bunu reddediyor. Oysa Rusya, Luhansk’ın büyük bölümünü ve Donetsk’in yaklaşık yüzde 80’ini kontrol ediyor.” bilgisini paylaştı.
Aynı zamanda Avrupa’nın siyasi ve askerî liderleri, Rusya ile savaşın yaklaştığı yönünde uyarılarını sürdürmekte ve kamuoyunu savaşa hazırlamak için çalışmaktadır. Bu çerçevede yapılan son açıklamalardan biri, NATO Genel Sekreteri ve Hollanda’nın eski Başbakanı Mark Rutte’ye aittir. Rutte, “Rusya, beş yıl içinde NATO’ya karşı askerî güç kullanmaya hazır olabilir. Savaş kapımızdadır; dedelerimizin karşılaştığına benzer bir savaşa hazır olmalıyız.” dedi.
Görünen o ki, Trump’ın iyimserliğine rağmen, Avrupalılar ve Ukraynalılar ile Amerikalılar arasında Rusya ile bir anlaşma imzalanması yakın değildir. Trump, Ukraynalıların moralini bozarak onları Amerika’nın istediğine ve hedeflediğine boyun eğmeye zorlamaya çalışmaktadır.
Ayrıca, Avrupalılar ve Ukraynalılar, Rusya’ya zafer kazandıracak ve onun kendilerine karşı konumunu güçlendirecek bir toprak tavizi vermek istememektedir. Çünkü bu durum, uzun vadede Rusya’yı onlar için sürekli bir tehdit ve korku unsuruna dönüştürecektir. Bu nedenle, yaptıkları açıklamalar ve halkı savaşa hazırlamak, gerekli donanımı oluşturmak yönündeki faaliyetler, en az dört yıllık bir zaman kazanmak istediklerini göstermektedir. Böylece Rusya ile yüzleşmeye hazırlanmayı amaçlamaktadırlar.
Bu tablo, Allah emrini getirinceye kadar şer güçleri arasındaki çatışmanın kızışarak süreceğini; nihayetinde ise nübüvvet metodu üzere Raşidî Hilafet Devleti’nin kurulmasıyla hayrın gelerek dünyayı şer güçlerinden kurtaracağını göstermektedir.
Esad Mansur