Haberlere Kısa Bir Bakış

  • Amerika, Batı Şeria’daki yerleşimlerde konsolosluk hizmeti vereceğini açıkladı

ABD’nin işgal altındaki Kudüs’te bulunan büyükelçiliği, 24/2/2026 tarihinde X platformundaki hesabında şu açıklamayı yayımladı: “Yurt dışındaki tüm Amerikalılara ulaşma çabaları kapsamında, konsolosluk görevlileri 27/2/2026 Cuma günü Efrat’ta rutin pasaport hizmetleri sunacaktır.”

“Efrat”, Batı Şeria’da Beytüllahim şehrinin güneyinde, Yahudilerin gasp ettiği topraklar üzerine kurulmuş bir Yahudi yerleşiminin adıdır. Büyükelçilik ayrıca, Beytüllahim yakınlarında Yahudilerin gasp ettiği başka bir arazi üzerine kurulan Aylit yerleşiminde de konsolosluk hizmetleri sunacağını bildirdi.

Bu adım, gasp edilmiş Filistin topraklarındaki İslami araziler üzerine kurulan Yahudi yerleşimlerini Amerika’nın tanımasına doğru atılmış bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Bu adım, söz konusu kararın sorumlusu olan ve Yahudi varlığı nezdindeki ABD Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarının ardından gelmiştir. Huckabee, işgal altındaki Batı Şeria’yı Yahudi varlığının bir parçası olarak görmekte ve “Filistinli diye bir şey yoktur” demektedir. Ayrıca başka Arap ve İslam toprakları üzerinde bir Filistin devleti kurulmasını talep etmiştir.

Bunun da ötesine geçerek 21/2/2026 tarihinde, “İsrail’in Orta Doğu’nun tamamını ele geçirmesinde bir sakınca görmediğini” söylemiş; Yahudilerin topraklarının Nil’den Fırat’a kadar uzandığını ifade etmiş ve “Yahudilerin hepsini alması iyi olur” demiştir. Kendi asılsız iddiasına göre burayı, “Rabbin İbrahim aracılığıyla seçilmiş halkına verdiği toprak” olarak nitelemiştir.

Bu büyükelçi, kendisini atayan ve açıklamalarını ne kınayan ne de görevden alan Başkanı Trump’ı temsil etmektedir. Oysa Arap ve İslam ülkelerinin yöneticileri, onun bölgede barışı sağlayacağını iddia etmektedir. Gazze’deki savaşı durdurması için ona yalvarmışlar ve “Barış Konseyi” adı verilen oluşuma katıldıklarını ilan ederek resmen onun emri altına girmişlerdir.

Amerika, İslam beldelerinin yöneticilerini yerleşimleri tanımadığı konusunda aldatmaktadır. Ancak bir gün bu yerleşimleri resmen tanıyacaktır; ardından Nil’den Fırat’a kadar uzanan bölgeyi kapsayan diğer beldelerin sırası gelecektir. Nitekim Yahudi varlığı, Suriye’nin güneyini ele geçirmiştir. Suriye’nin başkanı Ahmed eş-Şara da, Beyaz Saray’daki efendisinin talimatlarını yerine getirerek Yahudi varlığı karşısında zillet ve teslimiyet göstermiştir. O efendisi ki, onu “barış adamı” olarak nitelemiş ve bölgede barışı sağlayacağını söylemiştir.

  • Hindistan Başbakanı, Müslümanlara karşı ittifakı güçlendirmek için Yahudi varlığını ziyaret etti

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, 25/2/2026 tarihinde Yahudi varlığına bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu, Temmuz 2017’de yaptığı ilk ziyaretin ardından varlığa gerçekleştirdiği ikinci ziyarettir.

Ziyareti öncesinde X platformundaki hesabında şu ifadeleri paylaştı: “Bugün ve yarın İsrail’e bir ziyaret gerçekleştireceğim. Ülkelerimiz arasında sağlam ve çok boyutlu bir stratejik ortaklık bulunmaktadır. İlişkilerimiz son yıllarda kayda değer şekilde güçlenmiştir.”

Bu ilişkiler, Hindistan’ın Yahudi varlığının Gazze’ye yönelik saldırısını ve öldürme ile aç bırakma yoluyla yürüttüğü soykırım savaşını desteklediğini açıklamasıyla daha da güçlenmiştir. Nitekim Hindistan, onun başkanlığında, ülke içinde ve çevresinde Müslümanlara karşı benzer bir savaş yürütmektedir.

Hindistan yönetimi ile Yahudi varlığı, İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanlıklarını açıkça ilan etmekte ve her ikisi de İslami toprakları işgal etmektedir. Hindistan, 2019 yılında işgal altındaki Keşmir’i ilhak ettiğini duyurmuştur. Bu durum, gaspçı varlığın Filistin’in yaklaşık %80’ini işgal eden yapısına, işgal altındaki Batı Şeria’yı da ilhak etmesi için bir örnek teşkil etmektedir.

Yahudi varlığının Başbakanı Netanyahu da Hindistanlı mevkidaşı Modi’yi överek onu “dost” olarak nitelemiş, ziyaretini ise “Orta Doğu’da ve çevresinde yeni ittifaklar kurmak için bir fırsat” olarak değerlendirmiştir. Ayrıca “savunma sanayisinde daha derin iş birliğine imkân tanıyacak şekilde güvenlik anlaşmalarının güncellenmesini” beklediğini ifade etmiştir.

Her iki taraf da, Orta Doğu’da ve Hint alt kıtasında Müslümanlara karşı yürüttükleri savaş sırasında ittifaklarını ve güçlerini pekiştirdiklerini açıkça ilan etmektedir. Oysa bu iki bölge, 13 asırdan fazla bir süredir olduğu gibi İslam’ın hükmünün egemen olması gereken İslami bölgelerdir; Yahudilerin, Hinduların ve onların arkasındaki Amerikalıların hükmünün değil.

  • Trump: İran’ın Amerika’ya ulaşabilecek füzeleri var

Donald Trump, ülkesinin her yıl kutladığı Birlik Günü münasebetiyle yaptığı konuşmada şöyle dedi: “Avrupa’yı ve yurt dışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiler. Ayrıca yakında Amerika’ya ulaşabilecek kapasitede olacak füzeler üzerinde çalışıyorlar.” Oysa İran füzelerinin menzili 3.000 kilometreden fazla değildir; Amerika’nın ilk sınırı olan batı kıyısı ise İran’a yaklaşık 10.000 kilometre uzaklıktadır.

Ancak bu açıklamalardan, Trump’ın İranlı yetkililerle nükleer programı hakkında yürüttüğü mevcut müzakerelere İran’ın füze programı konusunu da dâhil etmek istediği anlaşılmaktadır. Nitekim iki taraf arasında üçüncü tur müzakereler 26/2/2026 tarihinde yapılmaktadır.

Trump, Orta Doğu bölgesine askeri güç yığarak İran’ı vurmakla tehdit etmiş; son derece kibirli bir tavırla, silah tehdidi altında Amerika’nın şartlarına boyun eğmesini ve teslim olmasını istemektedir.

Öte yandan İran, birçok liderinin de itiraf ettiği üzere, Afganistan ve Irak’ta Amerika’ya büyük hizmetler sunmuştur. Bu iki ülkenin işgal edilmesine ve işgalin pekiştirilmesine yardımcı olmuştur. Aynı şekilde, yerine alternatif bulununcaya kadar Amerika’nın ajanı Beşşar Esed’in ayakta tutulmasına da destek vermiştir.

Amerika, Beşşar Esed’e alternatif olarak Ahmed Şara’yı bulduğunda ise İran’ı Suriye’den çekilmeye zorlamıştır. İran ve bölgedeki diğer bazı devletler, Amerika’nın kendilerinden ebediyen razı olacağını zannederek ona hizmet sunmaktadır. Oysa Amerika yalnızca kendi çıkarlarını bilir; hizmetkârların görevi bittiğinde onları gözden çıkarır ya da ister ajan olsunlar, ister onun yörüngesinde hareket edenler yahut ortak ve müttefikler olsunlar, başkalarıyla değiştirir.

Esad Mansur