Haberlere Kısa Bir Bakış

  • Pakistan, Afganistan’da yüzlerce masum Müslümanın öldürüldüğünü ve yaralandığını açıkladı.

Pakistan, Enformasyon Bakanı Ataullah Tarar’ın 3/3/2026 tarihinde X platformunda yaptığı açıklamada, Afganistan’a karşı yürüttükleri askerî operasyonların sonucunda 464 Afgan’ın öldüğünü ve 665 kişinin yaralandığını duyurdu. Ayrıca 188 kontrol noktasının, 192 tank ve zırhlı aracın ve topçu birliklerinin imha edildiğini, ordunun Afganistan içinde 56 noktayı hava saldırılarıyla hedef aldığını belirtti.

Bilindiği üzere Pakistan, 22/2/2026 tarihinden bu yana Afganistan’ın Pakistan Talibanı’nı desteklediği iddiasıyla Afganistan’a saldırılar düzenlemektedir. Afganistan hükümeti ise bu iddiaları reddetmektedir. İki taraf arasında çatışmalar başlamıştır.

Pakistan yöneticileri Amerika’ya olan bağlılıklarını açık bir şekilde göstermiştir. 13/10/2025 tarihinde Şeyh Konferansı’nda Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD Başkanı Trump’ı övgüyle anarak onu bir “barış adamı” olarak nitelemiş ve Nobel Barış Ödülü verilmesi gerektiğini söylemiştir. Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir de benzer ifadeler kullanmıştır. İkisi birlikte Eylül 2025’te ABD’yi ziyaret etmiş ve Trump ile görüşerek Amerika’ya olan bağlılıklarını göstermişlerdir.

Bilindiği gibi ordunun başındaki kişi Pakistan’ın fiilî yöneticisidir. Asım Münir, ordu komutanlığını devraldıktan sonra Amerika’yı ziyaret etmiş ve 2025 yılı içinde üç kez daha ABD’ye gitmiştir. Ayrıca parlamentoya ve Pakistan Yüksek Mahkemesi’ne baskı yaparak yönetimde geniş yetkiler elde etmeyi başarmıştır.

Pakistan yöneticileri, Afganistan’daki hedeflerini gerçekleştirmek için Amerika adına çalışmaktadır. ABD Başkanı Trump açık bir kibir sergileyerek Afganistan’dan Bagram Üssü’nü kendisine teslim etmesini istemiştir. Böylece Amerikan askerlerini oraya konuşlandırarak bölgedeki Müslümanlara yönelik hava saldırıları düzenlemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca Afganistan yöneticilerini Amerika’ya boyun eğdirmek ve ülkedeki nüfuzunu, aşağılayıcı bir şekilde ayrıldıktan sonra yeniden kurmak istemektedir.

Pakistan yöneticileri, Amerika’ya hizmet ettikten sonra onun kendilerini kendi hâllerine bırakacağını sanmaktadır. Oysa kendilerinden önce Amerika’ya hizmet eden ve daha sonra onun tarafından terk edilen seleflerinden ibret almamışlardır.

Öte yandan Pakistan yöneticileri dar ve kirli bir milliyetçilik anlayışıyla hareket etmektedir. Kendilerinin Müslüman ve dindar olduklarını iddia etmelerine rağmen İslami bir bakış açısına sahip değillerdir. Bu yüzden Afganistan’daki kardeşlerine savaş açmakta ve masum Müslümanları öldürdükleri, başkalarını yaraladıkları ve askerî teçhizatı imha ettikleriyle övünmektedirler. Oysa asıl yapılması gereken, iki ülke arasında birliği sağlamak ve İslam anayasasına dayanan tek bir devlet kurmak için çalışmaktır.

  • İran’a Karşı Kullanmak İçin Ayrılıkçı Kürt Milliyetçi Hareketleriyle Amerikan Temasları

Reuters ve Alman Haber Ajansı’nın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, İranlı ayrılıkçı Kürt milliyetçi gruplar, İran hükümet güçlerine saldırı planları konusunda Amerika ile iletişim kurmaktadır. Bu grupların, söz konusu saldırıları gerçekleştirebilmek için Amerika’dan askerî yardım talep ettiği de belirtilmiştir.

Bilindiği üzere bu gruplar, Irak’ın Kürdistan Bölgesi’nde İran-Irak sınırı civarında konuşlanmış durumdadır ve mensupları burada Amerikan gözetimi altında eğitim almaktadır.

ABD Başkanı Trump, İran’a karşı yürütülen savaşta atılacak sonraki adımları görüşmek amacıyla Irak’taki Kürt liderlerle bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Irak’taki Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisi, 3/3/2026 tarihinde yaptığı açıklamada Trump’ın parti başkanı Bafel Talabani’yi telefonla aradığını ve İran’la ilgili gelecekteki Amerikan planları hakkında kendisini bilgilendirdiğini duyurmuştur.

Amerikan medya kuruluşları ayrıca, Trump’ın Amerikan-Yahudi saldırısının İran’a başlamasından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesud Barzani ile de telefon görüşmesi yaptığını bildirmiştir. Amerikan gazetesi Wall Street Journal’ın aktardığına göre bazı ABD’li yetkililer, Trump’ın Irak’taki Kürtleri İran’a karşı savaşta desteklemeyi değerlendirdiğini ifade etmiştir.

Amerika daha önce de Suriye’deki ayrılıkçı Kürt milliyetçi hareketleri “SDG” adı verilen yapı içinde kullanarak Suriye’deki hedeflerini gerçekleştirmeye çalışmıştır. Bu yapıyı, kendi müttefiki olan Beşşar Esed’e karşı ayaklananlara karşı mücadele etmek amacıyla kullanmış ve onun yerine geçecek bir alternatif bulana kadar bundan faydalanmıştır. Alternatif bulunduğunda ise bu hareketlerin hizmetlerine artık ihtiyaç kalmadığını ilan etmiş ve onların yeni müttefiki Ahmed eş-Şara el-Colani’nin kurduğu sisteme entegre olmalarını istemiştir.

Benzer şekilde Amerika, İran’da da bu grupları kullanmak istemektedir. İran’daki mevcut yönetimi devirmeyi başarması veya kendi çıkarlarına hizmet edecek yeni bir yönetim kurdurması hâlinde, bu grupların hizmetlerine son verecek ve onları yeni sisteme entegre olmaya zorlayacaktır.

Tarih boyunca milliyetçi hareketlerin çoğunun Batılı sömürgeci devletler tarafından bir araç olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu devletler, Osmanlı Devleti’ne karşı Türk, Arap ve Kürt milliyetçi hareketlerini kullanmışlardır; çünkü Osmanlı Devleti bir İslam devleti olarak görülmekteydi. Daha sonra bu sömürgeci devletler, Osmanlı Devleti’nin yıkıntıları üzerinde İslam beldelerinde ayrılıkçı milliyetçi rejimler kurmuş ve bu rejimleri kendi çıkarlarını gerçekleştirmek ve birbirlerine karşı kullanmak için seferber etmişlerdir.

  • Kanada Büyük Yalana Yeniden Katılmaya Hazırlanıyor

Kanada Başbakanı Mark Carney, 5/3/2026 tarihinde yaptığı açıklamada ülkesinin Amerika’nın yanında askerî olarak yer alma ihtimalini dışlayamayacağını söyledi. “Müttefiklerimizin yanında duracağız” dedi. Oysa Amerikan-İsrail saldırısının İran’a başlamasıyla birlikte, “ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları uluslararası hukuka aykırıdır” şeklinde bir açıklama yapmıştı.

Aynı kişi, 21/1/2026 tarihinde İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu etkinlikleri sırasında uluslararası sistemi de eleştirmiş ve Kanada’nın da içinde yer aldığı bu sistemi “büyük bir yalan” olarak nitelendirmişti. Şimdi ise bu büyük yalana katılmak istediğini ifade etmektedir. Bu durum, aslında sömürgeci ve Haçlı emellerinin asıl belirleyici unsur olduğunu göstermektedir. Bunun yanında Amerika’ya karşı bir tür hoş görünme çabası da söz konusudur; zira Amerika Kanada üzerinde de emeller taşımaktadır. Nitekim Trump, Kanada’nın ABD’ye katılmasını ve ülkenin Amerika’nın 51. eyaleti olmasını talep etmiştir.

Daha önce diğer Haçlı sömürgeci devletler olan İngiltere, Fransa ve Almanya da İran’a yönelik saldırıya katılmaya hazır olduklarını açıklamışlardı. İngiltere, saldırıyı gerçekleştiren Amerikan güçlerine üslerini açmıştır.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ise Washington’da ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşmede, “Ülke içinde silahlı kuvvetlerin konuşlandırılması yalnızca ulusal savunma veya kolektif savunma amaçlarıyla mümkündür ve bunun için parlamentonun onayı gerekir” demiştir. Ancak Almanya’nın 2001 yılında Amerika’nın yanında, NATO’nun Haçlı koalisyonu kapsamında Afganistan’a yönelik saldırıya katıldığında Alman parlamentosunda alınan kararın “yalnızca yaklaşık iki dakikalık bir tartışma” sürdüğünü de hatırlatmıştır.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da “Charles de Gaulle uçak gemisine, hava kapasitesi ve ona eşlik eden deniz unsurlarıyla birlikte Akdeniz’e yönelmesi emrini verdiğini ve ayrıca Kıbrıs’a ek hava savunma unsurları gönderdiğini” açıklamıştır. Ayrıca Fransa’nın, İran’a karşı savaşın ilk saatlerinden itibaren İran’a ait insansız hava araçlarını düşürdüğünü, bunu da iki Fransız üssünün sınırlı saldırılara maruz kalmasıyla gerekçelendirmiştir.

Bütün bunlar, Batılı devletlerin Haçlı ve sömürgeci hedeflerinden vazgeçmeyeceklerini; aralarında siyasi veya ekonomik anlaşmazlıklar bulunsa bile İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanlıklarını sürdüreceklerini ve Müslüman topraklarına göz dikmeye devam edeceklerini göstermektedir. Bu nedenle Müslümanların, ülkelerini ve halklarını birleştirerek bu devletlerin karşısında durabilecek Raşidî Hilafeti yeniden kurmak için çalışmaları gerekmektedir.

Esad Mansur