Haberlere Kısa Bir Bakış

  • Trump, Amerika’nın hedeflerini gerçekleştirmekte aciz kaldığını teyit ediyor

ABD Başkanı Trump, 2/4/2026 günü sabaha karşı yaptığı bir konuşmada şöyle dedi:
“ABD ordusu, İran ile yürüttüğü savaş için belirlediği hedefleri tamamlamaya yaklaşıyor ve çatışma yakında sona erecek.. Önümüzdeki iki ya da üç hafta içinde onlara son derece şiddetli darbeler indireceğiz. Onları ait oldukları taş devrine geri göndereceğiz. Aynı zamanda görüşmeler de devam ediyor. Eğer bir anlaşmaya varılmazsa, enerjiye dair tüm tesislerini şiddetli bir şekilde vuracağız, belki de aynı anda.”

Hürmüz Boğazı ile ilgili tehditlerinden ise geri adım atarak şöyle dedi:
“Ülkemiz Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ithal etmiyor ve gelecekte de buna ihtiyaç duymayacağız.” Ayrıca, boğaz petrolüne bağımlı olan ülkeleri, onun güvenliğini sağlama sorumluluğunu üstlenmeye çağırdı.

Buna karşılık, İran Silahlı Kuvvetleri Birleşik Komutanlığı (Hatemu’l-Enbiya Karargâhı) sözcüsü İbrahim Zu’l-Fıkari, İran televizyonunda Trump’a hitaben şöyle dedi:
“Allah’a tevekkül ederek, bu savaş sizi aşağılayana, kalıcı ve kaçınılmaz pişmanlığınıza ve teslimiyetinize kadar devam edecektir.”

Ayrıca şöyle dedi:
“Düşman güçlü ve beklenmedik darbeler aldı.. Daha yıkıcı ve ezici operasyonlarımızı bekleyin.”

İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi de Trump’ın kara harekâtı tehditlerine karşılık olarak şöyle dedi:
“Eğer düşman böyle bir girişimde bulunursa, saldırganlardan hiçbirinin kaçmasına izin verilmeyecektir.”

Trump’ın bu konuşması, vahşi Amerika’nın, onun kirli ortağı Yahudi varlığı ile birlikte, belirledikleri süre içinde hedeflerini gerçekleştirmekte aciz kaldıklarını göstermektedir; her ne kadar bunu başardıklarına dair çokça konuşmuş olsalar da. Aynı konuşmadan, İran’ı aşağılayıcı bir anlaşmayı imzalamaya zorlamak için enerji tesisleri gibi sivil hedefleri hedef alacağı da anlaşılmaktadır. Bu durum, İran’a sunduğu ve henüz cevap verilmemiş olan 15 maddelik anlaşma taslağında da açıkça görülmektedir. Buna karşılık İran, saldırıya karşı koyma ve savaşmaya devam etme konusundaki kararlılığını ilan etmektedir.

İran’ın bu direnci ve savaşa devam etme ısrarı, Amerika’nın kibirli burnunu sürtmekte, onun küstah başkanını küçük düşürmekte ve 2021 yılında Afganistan’da olduğu gibi, küresel itibarını zedelemektedir. İnşallah, Müslümanlar nübüvvet metodu üzere Raşidî Hilafet Devleti’ni kurduklarında, Amerika onların ayakları altında kalacaktır.

  • Yahudi varlığı, esirleri idam edeceğini ilan ederek vahşiliğini teyit ediyor

Yahudi Knesset Genel Kurulu, 30/3/2026 akşamı, Filistinli esirlerin idam edilmesine dair yasayı birinci ve ikinci okumalarda büyük çoğunlukla onayladı. Yasaya 62 üye lehte oy verirken, 48 üye karşı çıktı ve bir üye ise çekimser kaldı.

Yahudi güvenlik bakanı Itamar Ben Gvir’in, elinde bir şampanya şişesi sallayarak ve parti üyeleriyle birlikte içki içerek yasayı kutladığı görüldü. Şöyle dedi:
“Bugün tarih yazdık. Bundan böyle Batı Şeria’daki her anne şunu bilecek: Eğer oğlu birini öldürmek için dışarı çıkarsa, onun sonu idamdır, asılarak idam edilecektir.. Korkmuyoruz ve asla teslim olmayacağız.”

Böylece Yahudi varlığının ne derece vahşi olduğu, ne denli kibirli, azgın davrandığı ve esirlere zarar vermemek gibi insanların saygı gösterdiği tüm örf ve kuralları nasıl çiğnediği bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Onları bu denli kör eden şey ise, cezasız kalmaları ve efendileri Amerika’nın kendilerine tam destek vermesidir. Hatta tüm devletler, doğrudan ya da dolaylı olarak onlara destek vermekte, onları caydırmak için ciddi hiçbir adım atmamaktadır.

Buna, İslam beldelerinde onlarla normalleşen ülkeler de dahildir: Filistin Yönetimi, Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas, Türkiye, Azerbaycan ve Orta Asya ülkeleri. Bu ülkeler, Filistin’i gasp eden, halkına en ağır azapları yaşatan, İran’a, Lübnan’a ve Suriye’ye saldıran ve tüm İslam beldelerini tehdit eden bu suçlularla diplomatik ve ticari ilişkilerini sürdürmektedir.

  • Trump, Amerika’nın ajanı İbn Selman’ı ifşa ediyor

Trump, 28/3/2026 akşamı Suudi rejimini İbrahim Anlaşmalarına katılmaya çağırdı ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmeleri açığa çıkararak şöyle dedi:
“Muhammed şöyle diyordu: Evet, katılacağız, ancak şunu ve bunu yaptıktan sonra.. Ben de ona ‘Bunları yaptık’ diyordum. O ise ‘Evet, bazı şeyler kaldı’ diye cevap veriyordu. Artık katılma zamanı geldi. Onları çıkardık (İran’a işaret ederek) ve onlar büyük ölçüde çıktılar. İbrahim Anlaşmalarına katılmalısın.”

Trump, ajanlarını açıkça ifşa etmektedir; özellikle de onun emirlerini uygulamada oyalandıklarında veya geciktiklerinde. Ardından da kendilerini şerefli insanlar gibi göstermeye çalışırlar; oysa aslında korkak ve aşağılık kimselerdir. Onların ajanı olan İbn Selman ise zor durumda kalmış, Yahudi varlığıyla normalleşmeyi ilan edebilmek için bir çıkış yolu aramaktadır. Bunu da Suudi Arabistan ve Filistin için büyük bir kazanç elde etmiş gibi göstermek istemektedir. Nitekim daha önce, normalleşme karşılığında iki devletli çözümün uygulanmasını istediğini ilan ediyordu.

Oysa Yahudi varlığı bu çözümü resmen reddetmiş ve sahada onun kurulmasını engelleyen uygulamalar gerçekleştirmektedir. Amerika ise bu konuda ona herhangi bir baskı yapmamaktadır. Aksine, Yahudi varlığı nezdindeki büyükelçisi Huckabee, Yahudilerin Filistin’in tamamı üzerinde hak sahibi olduklarını ve tüm Orta Doğu üzerinde hâkimiyet kurma hakkına sahip olduklarını ifade etmektedir.

Esad Mansur