Soru:

Boks sporu yapmak caiz midir?

Bazı kimseler, yüze vurma hadisi olduğundan dolayı haram olduğunu söylüyorlar.

Bu durum sadece dövüş sporunu öğrenen için mi geçerlidir?

Cevap:

Boks sporu yapmak caiz değildir. Çünkü taraflar birbirlerine zarar veriyorlar.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

” لاَ ضَرَرَ وَلَا ضِرَارَ فِي الْإسْلامِ” (الطبراني)

“İslam’da zarar vermek de yoktur, zarara karşılık zarar vermek de yoktur.” (Taberânî)

” مَنْ ضَارَّ أَضَرَّ اللهُ بِهِ، وَمَنْ شَاقَّ شَاقَّ اللهُ بِهِ” (أبو داود) 

 “Kim zarar verirse Allah ona zarar verir. Kim meşakkat ve sıkıntı verirse Allah da ona meşakkat ve sıkıntı verir.” (Ebû Dâvûd)

Ayrıca yüze vurmak caiz değildir. Zira bu sporda yüz hedef edinilmektedir.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

” إذا ضرب أحدكم فليتق الوجه” (أبو داود)

 “Sizden biriniz vurduğu zaman, yüzü vurmaktan sakınsın.” (Ebû Dâvûd)

” إذا قاتل أحدكم فليتجنب الوجه” (البخاري)

 “Sizden biriniz dövüştüğü zaman, yüzü vurmaktan sakınsın.” (Buhârî)

” إذا قاتل أحدكم أخاه فليتجنب الوجه” (مسلم)

 “Sizden biriniz kardeşiyle dövüştüğü zaman, yüzü vurmaktan sakınsın.” (Müslim)

Ancak insan; kendisini, ırzını ve malını savunmak için boks ve benzeri dövüş sporlarını öğrenmeye çalışırsa bu caizdir. Zira kendisine, malına ve ırzına saldırıldığı zaman kendisini savunması onun hakkıdır. Mazluma saldırıldığı zaman onu savunmak da haktır.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

” من قُتل دون ماله فهو شهيد، ومن قُتل دون أهله فهو شهيد، ومن قُتل دون دمه فهو شهيد،  ومن قُتل دون دينه فهو شهيد ” (أبو داود، والترمذي، والنسائي وأحمد بن حنبل)

“Malını savunurken öldürülen kimse şehittir. Ailesini savunurken öldürülen kimse şehittir. Canını savunurken öldürülen kimse şehittir. Dinini savunurken öldürülen kimse şehittir.” (Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve Ahmed bin Hanbel)

Bir Müslüman; hadiste sayılan malını, canını, ırzını ve dinini Allah için savunur ve bu uğurda öldürülürse şehit sevabı alır.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

” انصر أخاك ظالما أو مظلوما” قالوا: يا رسول الله، هذا ننصره مظلوما، فكيف ننصره ظالما؟ قال تأخذ فوق يديه” “(البخاري)

وفي رواية أخرى؟ فقال رجل يا رسول الله، أنصره إذا كان مظلوما، أفرأيت إذا كان ظالما، كيف أنصره؟ قال تحجزه أو تمنعه من الظلم، فإن ذلك نصره”(البخاري)

 “Kardeşine, zalim de olsa mazlum da olsa yardım et.” Dediler ki: “Ey Allah’ın Rasulü! Mazlum olduğu zaman ona nasıl yardım edeceğimizi biliyoruz. Peki zalim olduğu zaman ona nasıl yardım edeceğiz?” Buyurdu ki: “Onun elini zulümden çekersin.” (Buhârî)

Başka bir rivayette ise şöyle geçmektedir:

 “Bir adam kalkıp dedi ki: ‘Ey Allah’ın Rasulü! Mazlum olduğu zaman ona yardım ederim. Peki zalim olduğu zaman ona nasıl yardım edeceğim?’ Buyurdu ki: ‘Onu zulüm yapmaktan alıkor, engellersin. İşte ona yardım etmek budur.’” (Buhârî)

İşte Müslüman, mazlum kardeşlerine sahip çıkar; onlara saldırıldığı zaman bu saldırıyı engellemeye çalışır. Zalimlere karşı çıkar ve onları zulümden alıkoymaya çalışır.

Düşmanlar Müslümanlara saldırdığı zaman elbette onları savunacaktır. Günümüzde Müslümanlar Gazze’de aylardır vahşi Yahudi varlığı tarafından katliama maruz kalmaktadır. Bütün Müslümanlar onları savunmalıdır. Müslümanların orduları vardır; ancak seyretmektedirler. Bu ordular harekete geçirilmelidir. Zira güç ve kuvvet onların elindedir. Zalim yöneticiler onların harekete geçmesini engellemektedir. Bu zalimleri zulümden alıkoymakla birlikte düşürmek ve cihadı ilan edecek samimi, ihlaslı Müslüman yönetici olan halifeyi seçmek de hak olmuştur. Zalimlere karşı susan kimse günahkâr olur.

Esad Mansur