Haberlere Kısa Bir Bakış

  • Trump “Özgürlük Projesi”ni Askıya Aldı ve “İran Hakkında İyi Gelişmeler” Olduğunu Açıkladı

Amerikan Başkanı Trump, 06.05.2026 günü sabaha karşı “Truth Social” platformunda yaptığı açıklamada, “Özgürlük Projesi” adını verdiği ve Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan gemileri çıkarmayı hedefleyen operasyonunu askıya aldığını duyurdu. Şöyle dedi:

“Pakistan ve diğer bazı ülkelerin talebi üzerine, ayrıca İran’a karşı yürüttüğümüz operasyonda elde ettiğimiz büyük askerî başarılar ve İran temsilcileriyle tam ve nihai bir anlaşmaya doğru önemli ilerleme kaydedilmesi nedeniyle, karşılıklı olarak Özgürlük Projesi’ni kısa bir süreliğine askıya alma kararı aldık. Ancak abluka tamamen devam edecektir. Bunun amacı, İran ile nihai bir anlaşmaya varılıp varılamayacağını görmektir.”

Trump, 06.05.2026 akşamında yaptığı başka bir açıklamada ise şunları söyledi:

“Son 24 saat içerisinde İran konusunda son derece iyi görüşmeler gerçekleştirdik ve bir anlaşmaya varmamız oldukça muhtemeldir. İran, nükleer silah edinmekten vazgeçmeyi kabul etti.”

Bilindiği üzere Trump, 04.05.2026 tarihinde “Özgürlük Projesi” adı altında bir operasyon başlatıldığını açıklamıştı. Bu operasyonun amacı, Orta Doğu kriziyle ilgisi olmayan ve “tarafsız ülkeler” olarak tanımladığı devletlere ait, Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan gemilerin boğazdan geçişine yardımcı olmaktı.

Bunun ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, operasyonun yaklaşık 15 bin askerle başlatılacağını duyurdu. Ancak görünen o ki, operasyonun maliyetli, zor, uzun ve riskli olduğu, ayrıca başarı garantisinin bulunmadığı değerlendirildi ve bu nedenle operasyonun sahibi Trump onu askıya aldı. Nitekim iki gün içerisinde, Hürmüz çevresinde mahsur kalan 600’den fazla büyük ticari gemiden yalnızca 11’i kurtarılabildi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da 05.05.2026 tarihinde yaptığı açıklamada:

“Amerika, İran’a yönelik saldırı operasyonlarını sona erdirdi ve artık savunma aşamasına geçti.” dedi.

Ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Epik Öfke Operasyonu sona ermiştir. Başkan Trump’ın Kongre’ye bildirdiği üzere bu aşamayı tamamladık ve Özgürlük Projesi operasyonunu başlattık.”

Rubio şöyle devam etti:

“Bu operasyonun en önemli hedefi, Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan gemi mürettebatına yardım etmektir.”

Körfez’deki denizcilerin izole durumda olduklarını, açlık çektiklerini ve tehlikeye maruz kaldıklarını belirten Rubio, bu sebeple en az 10 sivil denizcinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Rubio ayrıca İran’ı müzakere masasına oturmaya ve Amerikan şartlarını kabul etmeye çağırdı. Amerikan temsilcileri Witkoff ve Kushner’in diplomatik bir çözüme ulaşmak için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Çözümün, İran’ın hâlen elinde bulundurduğu ve derin bir yerde gömülü bulunan nükleer maddeler konusunu da kapsaması gerektiğini söyledi.

Amerikan Başkanı Trump, 01.05.2026 tarihinde ABD Kongresi’nin Temsilciler Meclisi ve Senato başkanlıklarına gönderdiği bildiride, İran’daki saldırı faaliyetlerinin sona erdiğini açıklamıştı. Bu açıklama, üçüncü ayına giren savaşın devamı için Kongre’den yetki alması yönünde yapılan baskılar sonrasında geldi. Trump, başkanın 60 günden fazla asker konuşlandırabilmesi için yasama organından yetki almasını zorunlu kılan yasaya uyduğunu vurguladı.

Pakistan ise İran ile Amerika arasında mesaj taşıma görevini üstlenmektedir. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 06.05.2026 tarihinde X platformunda yaptığı paylaşımda şöyle dedi:

“Mevcut ivmenin Amerika ile İran arasında kalıcı bir anlaşmaya yol açmasını umut ediyoruz.”

Amerikan Axios sitesi de 06.05.2026 tarihinde Amerikalı yetkililerin, İran ile anlaşmaya varılmasının yakın olduğuna dair iyimser olduklarını aktardı. Site, Pakistanlı bir kaynağa dayanarak şu bilgiyi verdi:

“Amerika ile İran, savaşı sona erdirecek tek sayfalık bir mutabakat metni üzerinde anlaşmaya yaklaşmaktadır. Anlaşma; İran’ın uranyum zenginleştirmeyi askıya alma taahhüdünü, Amerika’nın yaptırımları kaldırmasını, dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran fonlarının serbest bırakılmasını ve her iki tarafın da Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere yönelik kısıtlamaları kaldırmasını içermektedir.”

Bu durum, Trump’ın İran ile bir anlaşma yapmak zorunda olduğunu göstermektedir. Çünkü çatışmaları yeniden başlatabilmesi için Kongre’nin onayı gerekmektedir ve bunun garantisi yoktur. Ayrıca savaşın yeniden başlamasının sonuçları da belirsizdir; Trump bunu denemiş ve başarısız olmuştur. Bunun yanında Körfez’de mahsur kalan gemileri kurtarma projesinin başarıya ulaşması da uzun bir zaman gerektirmektedir.

Pakistan yöneticileri ise Trump’ı içine düştüğü çıkmazdan kurtarmak için harekete geçmiş durumdadırlar. Arabulucu ve mesaj taşıyıcı rolünü üstlenmekte, efendileri Trump’a hizmet etmek için adeta can atmaktadırlar. Böylece onu içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtarmaya ve bölgedeki projelerini uygulamaya çalışmaktadırlar.

Oysa yapmaları gereken; Amerika’ya karşı tavır almak, ondan bağımsızlıklarını ilan etmek, Müslümanların ve İslam beldelerinin birliği için çalışmak ve yönetimi samimi kimselere teslim ederek Nübüvvet metodu üzere İslam Hilafeti’ni ilan etmektir.

  • İran: Amerikan Görüşlerine Henüz Cevap Vermedik, Askerî Bir Saldırı İhtimalini de Dışlamıyoruz

İran Dışişleri Bakanlığı, 06.05.2026 tarihinde Trump’ın bir anlaşmaya varılabileceğine dair açıklamalarına cevap olarak şunları söyledi:

“14 maddeden oluşan teklifimize ilişkin Amerikan görüşleri konusunda Pakistan’a henüz cevabımızı vermedik.”

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da 05.05.2026 tarihinde X platformunda yaptığı paylaşımda:

“İran, Hürmüz Boğazı için yeni bir denge oluşturmaya çalışmaktadır.” dedi.

Ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Mevcut durumun Amerika açısından sürdürülebilir olmadığını biliyoruz. Üstelik biz henüz başlamadık bile.”

Başka bir açıklamasında ise şöyle dedi:

“Askerî bir saldırı ihtimalini, özellikle de terör saldırılarını dışlamadığımızı vurgulamak isterim.”

Bu arada Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’ndan kendi belirledikleri güzergâhı kullanmadan geçmeye çalışan gemilere karşı kararlı şekilde karşılık vereceklerini açıkladı.

İran’ın Press TV kanalı da 05.05.2026 tarihinde kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini yönetmek için yeni bir mekanizma oluşturduğunu aktardı. Haberde, İran’ın ABD donanmasını boğaza girmemesi konusunda uyardığı ve boğazın dışında kalmasını istediği belirtildi.

Ayrıca şu ifade yer aldı:

“Boğazdan geçmek isteyen tüm gemilere, geçiş kuralları ve düzenlemelerini içeren bir e-posta gönderilecektir. Bu mekanizma hâlihazırda yürürlüğe girmiştir.”

Yarı resmî İran haber ajansı Tesnim ise Trump’ın operasyonunu askıya alma kararını şöyle değerlendirdi:

“Bu karar, Amerika’nın Hürmüz Boğazı meselesini yönetmedeki başarısızlıklarının devamıdır. Trump ise her zamanki asılsız iddialarını tekrar ederek planının başarısızlığını örtbas etmeye çalışmaktadır.”

Dolayısıyla, Trump’ın bir anlaşma imzalamakta başarısız olması hâlinde, kudurmuş köpeği olan Yahudi varlığına İran’a saldırılar düzenlemesi yönünde talimat vermesi ihtimal dışı değildir. Zira kendi yönetiminin çatışmaları yeniden başlatabilmesi Kongre kararı gerektirmektedir ve savaşın başarıya ulaşması da garanti değildir.

İran’ın yapması gereken ise milliyetçi taassubu ve mezhebî/Şiî taassubu terk ederek İslam’ı bütünüyle uyguladığını ilan etmesidir.

  • BAE, İran’dan Saldırıya Uğradığını İddia Etti; İran İse Bunu Yalanladı

BAE, 05.05.2026 tarihinde yaptığı açıklamada, üst üste ikinci gün de İran’dan gönderildiğini iddia ettiği füze ve insansız hava araçlarından oluşan yoğun saldırıları engellediğini duyurdu. Açıklamada, hava savunma sistemlerinin ikinci gündür İran kaynaklı füze ve İHA’lara karşı koyduğu belirtildi.

Buna karşılık İran, söz konusu iddiaları kesin bir dille yalanladı. İran devlet televizyonu, 06.05.2026 tarihinde “Hatemü’l-Enbiya Karargâhı” sözcüsünün şu açıklamasını aktardı:

“İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri son günlerde Birleşik Arap Emirlikleri’ne karşı herhangi bir füze veya insansız hava aracı operasyonu gerçekleştirmemiştir. Eğer böyle bir adım atılmış olsaydı, bunu açık ve net bir şekilde ilan ederdik. Bu nedenle söz konusu ülkenin Savunma Bakanlığı’nın açıklamasını bütünüyle reddediyor ve tamamen gerçek dışı olduğunu vurguluyoruz.”

Bilindiği üzere BAE yöneticileri, Yahudilere bağlılık göstermekte; Yahudi varlığına ve Amerika’ya, bu İslam beldesi olan BAE’nin topraklarını, hava sahasını ve sularını İran’a yönelik saldırılar için kullanma imkânı tanımaktadırlar. Müslümanların duygularına meydan okurcasına Yahudilere olan bağlılıklarını da açıkça sergilemektedirler.

Yahudi varlığının Başbakanı Netanyahu ise bazı Arap ülkeleriyle ittifak kurulabileceğine işaret etmişti. İran’a karşı kendilerini koruma gerekçesiyle BAE’nin de bu ülkeler arasında yer alması ihtimal dışı değildir.

Nitekim onlar, Yahudi varlığıyla normalleşen diğer yöneticiler gibi ihanete alışmış; dinlerinin değerlerine başkaldırmış, kâfirlerin safında yer aldıklarını ve İslam’ın hükümlerinin uygulanmasını ve İslam devletinin kurulmasını isteyen herkese düşman olduklarını açıkça ilan etmişlerdir.

Esad Mansur