Mübarek Kurban Bayramı Tebriği
Allâhu ekber, Allâhu ekber, Allâhu ekber, lâ ilâhe illallâh,
Allâhu ekber, Allâhu ekber, ve lillâhi’l-hamd.
Sayfalarımızı takip eden, katkıda bulunan ve etkileşim gösteren herkesin mübarek Kurban Bayramı’nı tebrik ederiz.
Bu bayram, Müslümanların temiz kanlarının Gazze’de, Filistin’in diğer bölgelerinde, Lübnan’da ve İran’da döküldüğü; evlerinin, köylerinin ve sahip oldukları her şeyin Amerika ile Yahudi varlığının günahkâr elleriyle yıkıldığı bir dönemde gelmektedir.
Buna karşılık İslam beldelerindeki yöneticiler, bu düşmanlara yalvararak ülkelerine karşı yürüttükleri bu savaşları durdurmalarını istemekte; onlara boyun eğmekte, zayıflık, zillet ve acziyet göstermektedirler. Oysa onların elinde bu düşmanları caydırabilecek, Yahudi varlığını ortadan kaldırabilecek ve Amerika’yı bölgeden Atlantik’in ötesine kadar sürebilecek bir güç bulunmaktadır.
Ancak bu yöneticiler zilletten ve düşkünlükten başka bir yolu kabul etmemiş; ya ölene, ya görevden ayrılana ya da devrilene kadar zillet içinde kalmayı tercih etmişlerdir. Onlar izzetin tadını kaybetmişlerdir.
“İzzet Allah’a, Resulüne ve müminlere aittir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.” (Münafikûn 8)
Bu yöneticiler, düşmanların ortaya attığı sahte barış çağrısına umut bağlamaktadırlar. Oysa düşmanlar bununla, bu yöneticiler ve onların ülkeleri ile ümmeti üzerinde hâkimiyet kurmayı; Filistin topraklarından Yahudiler lehine taviz verilmesini; Lübnan’da ve Güney Suriye’de, Şam sınırlarına kadar uzanan bir tampon bölgenin Yahudi varlığı lehine kabul edilmesini ve bu tavizin de İbrahim Anlaşmaları adı altında bu suçlu varlığın tanınmasıyla teyit edilmesini istemektedirler.
Müslümanlar artık musibetlerinin; bozuk düzenlerinde ve ihaneti kendilerine şiar edinmiş, “Biz bu ihaneti istiyoruz ve ona razıyız” diyen gevşek yöneticilerinde olduğunu anlamışlardır. Onlar dünya hayatını tercih etmiş, ölümü hoş görmemişlerdir. Oysa ölüm, er ya da geç onlara ulaşacaktır. Dünya hayatında da ahirette de onlar için zillet vardır.
Bu sebeple Müslümanların görevi; bu bozuk düzenleri değiştirmek, temiz dinlerine dayanan bir nizam kurmak, bunu da Nübüvvet metodu üzere Raşidî Hilafet Devleti ile somutlaştırmaktır. Ayrıca Allah’a, Resulüne ve müminlere karşı samimi olan; Allah’ın kitabını ve Resulünün sünnetini uygulayan; Raşid Halifelerin ve fetih önderlerinin yolunu yeniden ihya eden yöneticileri iş başına getirmektir.
Biz bu ümmete güveniyoruz. Çünkü Rabbi onu insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet olarak övmüş; Resulü ﷺ de kıyamete kadar hayrın onun içinde kalacağını haber vermiştir. Bu ümmet bu düşmanları mağlup edecek, onları İslam beldelerinden çıkaracaktır. Onun içinde samimi ve çalışan erkekler vardır ve onlar ümmetin gerçek önderleridir. Allah’ın izniyle ümmet onların eliyle ve onlarla birlikte zafere ulaşacak; Allah’ın kelimesini yüceltecek ve O’nun dinini bütün ideolojiler ve dinler üzerine üstün kılacaktır; kâfirler ve onları destekleyenler istemese de.
“Allah, kendisine yardım edenlere mutlaka yardım eder. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, mutlak galiptir.” (Hac 40)
Allâhu ekber, Allâhu ekber, Allâhu ekber, lâ ilâhe illallâh,
Allâhu ekber, Allâhu ekber, ve lillâhi’l-hamd.
Kardeşiniz
Esad Mansur