Soru:
Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in keyfî bir şekilde namazları cemettiğine dair rivayetler var:
- İmam Malik, el-Muvatta, 300 numaralı hadis
- İmam Ahmed, el-Müsned, 1828 numaralı hadis
- Müslim, 705 numaralı hadis
Şimdi buna binaen, bir kişi keyfî bir şekilde namazları cem edebilir mi?
Cevap:
Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in keyfî bir şekilde namazları cemettiğine dair herhangi bir rivayet yoktur.
Tabiin’den Said bin Cübeyr, sahabe İbn Abbas’ın yoluyla şu rivayeti aktardı:
“Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, korku ve yağmur olmaksızın öğle ile ikindiyi cemettiği gibi, akşam ile yatsıyı da cemetti.” İbn Abbas’a, “Rasulullah niçin bunu yaptı?” diye dedim. Dedi ki: “Ümmeti sıkıntıya girmesin diye.” (Müslim, 705)
Abdullah bin Mesud’un da şu rivayeti vardır:
“Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, öğleyi ikindiyle cemettiği gibi, akşamı da yatsıyla cem edince, kendisine ‘Niçin bunu yaptın?’ diye soruldu.”
” صنعت هذا لكي لا تحرج أمتي”
“Ümmetim sıkıntıya girmesin diye bunu yaptım,” dedi. (Taberânî)
Bu cem, keyfî değildir. Müslüman, namazı vaktinde kılmasını engelleyen ciddi bir sıkıntı olduğunda namazları cem edebilir.
Buna binaen, İbn Abbas’ın içtihadına göre, yatsı vakti çok geç oluyorsa ve bekleyemeyecek durumda olan hastalar, yaşlılar, hamile kadınlar ve çocuklar, yatsıyı akşam vaktinde akşam namazıyla beraber cem edip yatabilirler. Bu şekilde bu sıkıntıdan kurtulmuş olurlar.
Buna benzer bir durum, ertesi gün işe erken gidecek kişiler için de söz konusu olabilir.
Mesela hastanede bir doktor ve onunla birlikte bir ekip ameliyat yapıyor ve ameliyatı terk edemiyorsa, burada bir sıkıntı vardır. Bu durumda namazları cem ederler. İkindi vaktinde önce öğle namazını, ardından ikindi namazını kılarlar. Böyle bir sıkıntı durumunda cem edilir.
Aynı durumda ameliyata yatan Müslüman da bu sıkıntı içerisindedir.
Böylece İslam’da keyfî bir cem yoktur. Ancak bir sıkıntıdan dolayı namazı vaktinde kılmanın oldukça zor olduğu durumlar vardır. Hadislere binaen bu sıkıntı, yağmur ve korku gibi şer‘î bir mazeret sayılmıştır.
Esad Mansur