Soru:
Ben kuyumcudan altın alıyorum. İlk aldığım altını kuyumcuda bırakıyorum. Her ay telefonla arayıp altının o günkü fiyatını öğreniyor, gram, çeyrek veya tam altın alıyorum. Parasını gönderiyorum, o da aldığım altını benim hesabıma kaydediyor. Bu şekilde yapılan alışveriş caiz midir?
Cevap:
Sorudan anlaşıldığına göre, kuyumcudan altın satın alıyor ve parasını hemen ödüyorsun. Daha sonra aldığın altını kuyumcuda bir sandıkta veya kasada emanet olarak bırakıyorsun. Yani altının bedelini ödediğin anda para kuyumcunun eline geçiyor ve kuyumcu da senin adına satın alınan altını ayrı bir yerde muhafaza ediyor.
Daha sonra yeniden altın almak istediğinde, yine parasını hemen gönderiyorsun. Kuyumcu da senin adına aldığı altını ayrı bir yerde, senin için muhafaza ediyor. Bu altınla ticaret yapmıyor ve onu kendi malı gibi kullanmıyor. Altın senin adına ve sana ait olarak saklanıyor; başkasının onu kullanması mümkün olmuyor.
Bu şekilde olması hâlinde alışveriş caizdir.
Ancak altın kaybolur, çalınır, yangın çıkar veya herhangi bir şekilde telef olursa sorumluluk sana aittir. Çünkü altın artık senin malındır. Kuyumcu, kendi malını koruduğu gibi senin malını da muhafaza etmektedir. Fakat emanet olarak saklanan mal herhangi bir şekilde kaybolursa, bundan dolayı emaneti saklayan kişi sorumlu değildir.
Fakat altının bedelini ödemeden, altın senin adına borç olarak kuyumcunun hesabında tutuluyorsa bu caiz değildir. Çünkü altın satın aldığında bedelini hemen ödemen gerekir.
14 Şubat 2024 tarihinde yayımladığımız soru-cevapta şöyle demiştim:
Rasulullah SallAllahu aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
“الذهب بالذهب والفضة بالفضة والبر بالبر والشعير بالشعير والتمر بالتمر والملح بالملح، مثلا بمثل، سواء بسواء، يدا بيد، فإذا اختلفت هذه الأصناف فبيعوا كيف شئتم إذا كان يدا بيد”
“Misline misil, ağırlıkları eşit ve elden ele teslim edilmesi (şartıyla) altına altın, gümüşe gümüş, buğdaya buğday, arpaya arpa, hurmaya hurma ve tuza tuz satın. Bu sınıflar farklı olduğu zaman ise elden ele teslim edilmesi şartıyla istediğiniz şekilde satın.” [Müslim]
Rasulullah SallAllahu aleyhi ve Sellem, altının altınla vadeli olarak değiştirilmesinin caiz olmadığını açıkça bildirmiştir:
“Misline misil, ağırlıkları eşit ve elden ele teslim edilmesi şartıyla altına altın…”
Buradaki “elden ele teslim edilmesi” şartı önemlidir.
Altın ister saf olsun ister işlenmiş olsun; takı, küpe, bilezik, zincir veya başka bir şekilde bulunsun, altın hemen teslim edilmeli ve satın alan kişi de bedelini hemen ödemelidir. Yani alışveriş aynı yerde ve aynı oturumda gerçekleşmelidir. Bir taraf altını teslim ederken diğer taraf da bedelini ödemelidir.
Altının saf veya işlenmiş olması hükmü değiştirmez. Vadeli veya taksitli altın alım satımı caiz değildir. Bedeli hemen ödenen altının satışı geçerlidir; taksitli olan satış ise geçersizdir ve caiz değildir.
Rasulullah SallAllahu aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
“بيعوا الذهب بالفضة كيف شئتم يدا بيد” (الترمذي)
“Elden ele teslim edilmesi şartıyla istediğiniz şekilde altına gümüşü satın.” (Tirmizi)
Buna şu hadis de eklenmiştir:
” نهى النبي صلى الله عليه وسلم عن بيع الذهب بالورق دينا، ونهى عن أن يباع غائب منها بناجز”
“Nebi SallAllahu aleyhi ve Sellem, altının gümüş karşılığında vadeli olarak satılmasını yasakladı. Yine, bunlardan mevcut olmayanın mevcut olan karşılığında satılmasını yasakladı.”
Soruda, “5 bin TL’ye altın alsa, ben onun 1000 TL’sini ödeyip altını alıyorum, kalan 4000 TL’yi ise bana her ay 1000 TL olmak üzere dört ayda ödüyor.” şeklindeki satıştan bahsedilmektedir.
Bu şekilde yapılan satış caiz değildir. Ödenen 1000 TL’ye karşılık gelen altın kısmı caizdir; ancak vadeli veya taksitli olarak ödenmesi kararlaştırılan 4000 TL’lik kısım karşılığında yapılan altın satışı caiz değildir.
Rasulullah SallAllahu aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
” ما كان يدا بيد فخذوه وما كان نسيئة فذروه” (البخاري)
“Elden ele teslim edilen (altını) alın; vadeli olanı ise terk edin.” (Buhari)
Esad Mansur