Haberlere Kısa Bir Bakış

Suriye Devlet Başkanı ile SDG Lideri Arasında Anlaşma İmzalandı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şera, 10 Mart 2025’te Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile bir anlaşma imzaladı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı, anlaşmaya ilişkin bir görüntü yayınladı. 8 maddeden oluşan bu anlaşma, tüm Suriyelilerin siyasi katılım hakkını ve devlet kurumlarında yer alma hakkını güvence altına alıyor. Kürt toplumunu Suriye’nin asli bir parçası olarak tanıyıp vatandaşlık ve anayasal haklarını korumayı, Suriye topraklarında ateşkes ilan edilmesini, Kuzeydoğu Suriye’deki tüm askeri yapıların devletin kontrolüne dahil edilmesini, tüm Suriyeli mültecilerin evlerine geri dönmesini sağlamayı, Esad rejimi kalıntılarına ve Suriye’nin birliğini tehdit eden unsurlara karşı devletin desteklenmesini, bölünme çağrılarına ve nefret söylemine karşı durmayı ve yıl sonuna kadar anlaşmanın uygulanmasını taahhüt ediyor.

Haberlere göre, kamuoyuna açıklanmayan gizli maddeler de var. Zira maddeler genel ifadeler içerdiği için, özellikle SDG liderlerinin siyasete katılımı, devlet kurumlarında alacakları pozisyonlar, SDG unsurlarının Suriye ordusuna entegrasyonu ve örgütün kontrolündeki petrol gelirlerinin paylaşımı gibi konularda detaylı düzenlemeler yapılması gerekiyor.

Amerikan Journal Street gazetesi, Amerikan askeri yetkililerinin taraflar arasında aracılık yaptığını bildirdi. Çünkü SDG, Amerika’nın sahadaki çıkarlarını koruyan bir güç olarak, İslam Devleti kurmaya çalışan savaşçıları takip etme görevini yürütüyor. SDG, Amerika’nın Suriye’deki Müslümanlara karşı bir bölünme tehdidi olarak kullandığı bir karttı; böylece Müslümanlar İslamî bir yönetim kuramasın ya da hilafeti ilan edemesinler. Öte yandan, Ahmed Şera ise Amerika’nın yörüngesinde hareket eden Türkiye’ye yakın bir isim olarak biliniyor.

Mazlum Abdi: Amerikalılar Bizi Şam ile Diyaloğa Teşvik Ediyor

Britanya’da yayımlanan “ The Magazine’e ” dergisi, 17 Şubat 2025’te SDG lideri Mazlum Abdi ile bir röportaj yaptığını duyurdu. Abdi, “Amerikalılar beni ve SDG’yi Şam ile diyaloğa teşvik ediyor ve bu süreçte arabuluculuk yapıyorlar.” dedi. Ayrıca, “ABD Başkanı Trump, ilk döneminde Türkiye’yi, Ekim 2019’da varılan ateşkese bağlı kalmaya teşvik etmişti.” ifadelerini kullandı.

Derginin Mart sayısında yayımlanan röportaja göre, anlaşma ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Michael Kurilla’nın, anlaşmadan iki gün önce Kuzeydoğu Suriye’yi ziyaret ederek SDG’yi Şam ile uzlaşmaya teşvik etmesinin ardından imzalandı.

Mazlum Abdi, SDG’nin Amerika’nın liderlik ettiği uluslararası koalisyonun bir parçası olduğunu belirtti. Yeni Suriye yönetiminin, uluslararası koalisyonla ilişkileri devralabileceğini ve IŞİD ile mücadelede sorumluluk üstlenebileceğini söylemesine ilişkin bir soruya ise “Bu yönde bir talep olduğunu düşünüyorum ve onların buna hazır olduğunu sanıyorum. Biz, Suriye yönetiminin de bu koalisyonun bir parçası olmasını ve birlikte çalışmayı istiyoruz.” cevabını verdi. Ayrıca, SDG’nin Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile IŞİD’e karşı birlikte hareket edeceğini vurguladı.

SDG ve liderleri, sömürgeci güçlerle işbirliği yapma alışkanlığını sürdürerek Amerikalılara hizmet ediyor ve diğer tarafları da bu şeytani koalisyona katılmaya ikna etmeye çalışıyor. Çünkü SDG, Amerika’nın Suriye’de İslamî bir yönetim isteyenlere karşı kullandığı bir tehdittir. Milliyetçi körlük içinde hareket ederek İslam’ın reddettiği bir anlayışı benimsemiş durumdalar.

Bu anlaşmanın arkasında Amerika olduğu açıkça görülüyor. Amaç, Suriye’nin Amerika’ya bağlı kalmasını sağlamak ve tıpkı Sykes-Picot Anlaşması’nda olduğu gibi, İslamî yönetimin yeniden ortaya çıkmasını önlemek. Amerika, Türkiye’nin de desteğiyle, Suriye’de bir Kürt devleti kurulmasını engellemek istiyor.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 4 Aralık 2024’te “Hilafetin yeniden kurulmasını önlemek zorundayız.” demişti. Öncesinde ise, eski ABD Başkanı Obama, 8 Ağustos 2014’te “Suriye ve Irak’ta hilafetin kurulmasına izin vermeyeceğiz. Ancak bunu, bölgedeki ortaklarımız olmadan yapamayız.” şeklinde konuşmuştu. Bu ortaklardan biri SDG, diğeri ise bölgesel devletler ve onların destekçileri ile Rusya’dır.

Uganda, Güney Sudan Devlet Başkanını Korumak İçin Özel Kuvvet Gönderdi

Uganda Genelkurmay Başkanı, 11 Mart 2025’te yaptığı açıklamada, Uganda ordusunun Güney Sudan’ın başkenti Juba’ya özel kuvvetler gönderdiğini duyurdu. Amaç, Devlet Başkanı Salva Kiir’i korumaktı. Çünkü Kiir ile Birinci Başkan Yardımcısı Riek Machar arasındaki gerilim artmış, hükümet Machar’a bağlı iki bakan ve bazı üst düzey askeri yetkilileri tutuklamıştı.

Bunun üzerine, ülkenin kuzeyindeki Nasir kasabasında çatışmalar patlak verdi. Bu durum, 2018’de Kiir ile Machar arasında imzalanan barış anlaşmasını tehlikeye attı. 2013’te başlayan iç savaşta yaklaşık 400 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Uganda ordusu, 2013’te de Güney Sudan’a müdahale etmiş, 2015’te geri çekilmiş ve 2016’da yeniden gelerek 2018’de savaşı sona erdirmişti. Şimdi ise, Amerika’nın müttefiki olarak, Salva Kiir’i korumak için tekrar müdahale ediyor. Güney Sudan’daki bu çekişme, Amerika ve İngiltere’nin yerel ajanları arasındaki bir mücadeledir. Machar, İngiltere’ye bağlıdır ve Kiir’i devirmek istemektedir. Ancak Amerika, Uganda aracılığıyla Kiir’i desteklemektedir.

Amerikan-Ukrayna Müzakereleri Suudi Arabistan’ın Cidde Kentinde Başladı

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, 10 Mart 2025’te Suudi Arabistan’ı ziyaret ederek Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile bir araya geldi. Bu görüşmenin amacı, ABD ile müzakerelerin yeniden başlatılması için Suudi Arabistan’ın arabuluculuk yapmasıydı. ABD, Ukrayna’ya askeri desteği karşılığında ülkenin maden kaynaklarını ele geçirmek istiyor.

Zelenskiy’nin 28 Şubat 2025’te Washington’a yaptığı ziyaret sırasında, ABD Başkanı ve Başkan Yardımcısı ile yaşanan sözlü tartışma nedeniyle müzakereler çıkmaza girmişti. Görünen o ki, Amerikalılar, Ukrayna’nın tüm kaynaklarını ele geçirmek amacıyla onu bilinçli olarak aşağılamıştı. Zelenskiy, Ukrayna’nın madenlerinin yarısını ABD’ye, diğer yarısını Avrupa’ya vermeye hazır olduğunu ifade ederken, Trump tamamını talep etmişti. Böylece, aslan payını alarak Avrupa’ya yalnızca kırıntıları bırakmayı planlıyordu.

İki taraf arasında Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde 11 Mart 2025’te başlayan müzakerelerin ilk turu tamamlandı. Müzakerelere katılan ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Waltz, “Cidde’deki Ukrayna heyetiyle görüşmeler iyi ilerliyor” şeklinde bir açıklama yaptı.

ABD heyetine Dışişleri Bakanı Marco Rubio liderlik ederken, Ukrayna tarafında Devlet Başkanı Zelenskiy’nin üç yardımcısı yer aldı.

Suudi Arabistan merkezli “Al Arabiya” kanalı, müzakerelere Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Bakan Yardımcısı Musaid el-Aiban’ın da katıldığını bildirdi. Ancak, bu isimlerin müzakerelerde ABD lehine tarafsız bir duruş sergilemek yerine, Ukrayna tarafına baskı yapmak için orada oldukları düşünülüyor. Suudi yetkililer, Ukraynalılara, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın sadece bir telefon görüşmesiyle Trump’a boyun eğdiğini ve ABD’nin Suudi rejimini koruması için 600 milyar dolar ödemeye hazır olduğunu hatırlatarak baskı yapıyor olabilir. Trump, geçmişte Suudi rejiminin ABD desteği olmadan iki hafta bile ayakta kalamayacağını söylemişti. Aynı şekilde, Ukrayna liderine yönelik sert sözlerinde de “Eğer size askeri ekipman vermeseydik, bu savaş iki hafta içinde biterdi” demişti.

Bu süreç, ABD’nin Başkanı Trump aracılığıyla gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koyduğunu gösterdi. ABD’nin tek önceliği maddi kazanç ve küresel hegemonyasını sürdürmek. Özgür dünyayı savunma, demokrasi ve insan hakları gibi söylemlerinin sahte olduğu bir kez daha kanıtlandı.

Esad Mansur