Soru:

 “Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklenmiş merkebin durumu gibidir.”
(Cuma 5)

Kurtubi Tefsirinde bu ayet hakkında şöyle deniliyor: Ellerinde Tevrat bulunduğu halde, gereğince amel etmeyen kimseleri Yüce Allah, birtakım kitaplar taşıyan bir eşeğe benzetmektedir. Bu eşeğin eline, yükün ağırlığının dışında hiçbir fayda geçmez.

Kıyas ederek, ellerinde Kur’an-ı Kerim bulunduğu halde gereğince amel etmeyenleri de bu ayetin kapsamına dâhil edebilir miyiz? Yani, ellerinde Kur’an bulunduğu halde gereğince amel etmeyen İslam ümmeti içinde bulunsa da kitap yüklü eşek sayılır mı? Hatta bu yönüyle Bel’am bin Baura’nın sıfatlarından birine sahip olur mu?

Cevap:

Cuma Suresi’nin 2-4. ayetlerinde Allah Teâlâ, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i  ümmilere (Araplara), içlerinden kendilerine ayetlerini okuyan, onları tezkiye eden (arındıran), onlara kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti (sünneti) öğreten bir Resul ve Peygamber olarak gönderdiğine dair minnetini bildirdi. Oysa onlar bundan önce apaçık bir dalalet (sapıklık) içindeydiler. Bunlardan başka, henüz kendilerine bu davet ulaşmamış olan kimseler de vardır.

Bunun manası, Arap ve Arap olmayan kimseler Müslüman olacak, ilk Müslümanlara yetişecekler, Kur’an’ı ve Sünnet’i öğrenecekler; bu şekilde küfrün pisliğinden temizlenecek ve küfrün sapıklığından kurtulacaklardır. İşte Allah’ın en büyük lütfu ve nimeti budur.

Bunun manası şudur: Allah, ilk Müslümanlara ve kıyamet gününe kadar onlara yetişecek Müslümanlara Kur’an ve Sünnet’in uygulanması ve bu yükümlülüğün mesuliyetini verdi. Bu mesuliyeti terk etmek, ihmal etmek ya da sadece okuyup ezberlemekle yetinmekten sakındırmak için, Tevrat’ı taşıttığı halde gereğince amel etmeyen kimselerin misalini verdi. “Ey Müslümanlar! Dikkatli olun; onlar gibi olmayın” anlamındadır.

Allah, İsrailoğullarına Tevrat’ı yükledi fakat onlar onu gereği gibi taşımadılar, uygulamadılar. Zira bir kitabı taşımak, onunla amel etmektir. Bu mesuliyeti yüklenmediler. Sadece onu yazmak, okumak ve ezberlemekle meşgul oldular.

Yine uygulamamak için Tevrat’ın bir kısmının anlamını tahrif ettiler, bir kısmını değiştirdiler, bir kısmını gizlediler, bir kısmını ise para karşılığında sattılar. Bu şekilde Allah’ın ayetlerini yalanlamış oldular. Kur’an’da Allah birçok ayette onların yaptıklarını ifşa edip onları lanetledi. Onları kınamak için kitap taşıyan eşeklere benzetti. Zira onlar birer zalimdir. Allah şöyle buyurdu:

مَثَلُ الَّذِيۡنَ حُمِّلُوا التَّوۡرٰٮةَ ثُمَّ لَمۡ يَحۡمِلُوۡهَا كَمَثَلِ الۡحِمَارِيَحۡمِلُ اَسۡفَارًا‌ ؕ بِئۡسَ مَثَلُ الۡقَوۡمِ الَّذِيۡنَ كَذَّبُوۡا بِاٰيٰتِ اللّٰهِ ‌ؕ وَاللّٰهُ لَا يَهۡدِى الۡقَوۡمَ الظّٰلِمِيۡنَ‏ ﴿۵﴾

 “Kendilerine Tevrat yüklenip de sonra onu yüklenmeyen kimselerin misali, kitapları taşıyan eşeğin misali gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan kavmin misali ne kötüdür! Allah, zalim topluluğu hidayete erdirmez.”
(Cuma, 5)

Kendilerine kitap verilenler, onunla amel etmeyip sadece okuyup kafalarında taşır ve ezberlerlerse, onların misali kitap taşıyan merkep gibidir. Ne kötü bir örnektir! Bunlar Allah’ın ayetlerini ezberledikleri halde yalanladılar, böylece zalim oldular ve cehennemi hak ettiler.

Ondan sonraki ayetlerde doğrudan Yahudilere hitap edilerek sahtekârlıkları açığa çıkarıldı. Çünkü sadece kendilerinin Allah’ın evliyası, dostları olduklarını iddia ettiler. Fakat Allah yolunda ölmeyi hiç temenni etmiyorlardı. Onlara, “Eğer iddianızda sadıksanız haydi ölümü arzu edin” diye meydan okudu.

İşte, canlarıyla veya mallarıyla Allah yolunda fedakârlık göstermeye hazır değillerdi, istemezlerdi. Onların sahtekârlıkları, “Asla onlar ölümü temenni etmezler” buyruğuyla açığa çıkarıldı.

Bakara Suresi 96. ayette de geçtiği gibi:
“Andolsun ki onları (Yahudileri) hayata karşı insanların ve müşriklerin en hırslısı bulursun. Onlardan her biri, bin yıl yaşamak ister. Oysa bu, onu azaptan uzaklaştıracak değildir.”

Fakat onlar yaptıkları kötülüklerden dolayı azaptan asla kurtulamayacaklardır. Allah, onların zalim olduklarını bir kez daha pekiştirmiştir.
Onlar ölümden ne kadar kaçsalar da ölüm mutlaka onları bulacak ve sonunda Allah’a bunun hesabını vereceklerdir.

En’am Suresi 91. ayette Allah’ın indirdiklerini yalnızca kitap haline getirip sakladıkları, hep kitap yazıp çoğalttıkları, fakat onunla amel etmedikleri belirtilir. Onlar kitabın bir kısmını gösterir, bir kısmını gizlerler.

İşte Allah, Yahudilerin durumunu açıklarken Müslümanları uyarır: Onların düştüğü hatalara düşmeyin, yaptıkları kötülükleri yapmayın! Onların kıssalarından ibret ve ders alın. Nitekim Yusuf kıssasını anlattıktan sonra Allah, Müslümanlara hitaben şöyle buyurur:

لَـقَدۡ كَانَ فِىۡ قَصَصِهِمۡ عِبۡرَةٌ لِّاُولِى الۡاَلۡبَابِ‌ؕ مَا كَانَ حَدِيۡثًا يُّفۡتَـرٰى وَلٰـكِنۡ تَصۡدِيۡقَ الَّذِىۡ بَيۡنَ يَدَيۡهِ وَتَفۡصِيۡلَ كُلِّ شَىۡءٍ وَّهُدًى وَّرَحۡمَةً لِّـقَوۡمٍ يُّؤۡمِنُوۡنَ﴿۱۱۱﴾ 


“Muhakkak ki onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Bu Kur’an uydurulacak bir söz değildir. Fakat kendinden önceki kitapları tasdik eder, her şeyin tafsilatını açıklar, iman eden insanlara bir hidayet ve bir rahmettir.” (Yusuf, 111)

Allah, önceki kavimlerden kıssa anlatınca bu bir ibret ve ders olur. Müslümanlar bunlardan istifade etmeli, aynı hatalara düşmemelidir. Onların durumlarına benzer bir duruma düşmemeli, Kur’an’a sımsıkı sarılmalıdırlar. Zira Kur’an her şeyin hükmünü gösterir; müminlere doğru yolu gösterir, bir hidayet ve azaptan kurtaran bir rahmet olur.

Bu asırda ise zalim sistemler kasıtlı olarak Müslümanların yalnızca Kur’an’ı güzelce okumalarını ve ezberlemelerini ister. Bunun dışında bir adım atmalarını istemezler. Bu da Müslümanları kandırmak içindir; sadece Kur’an okumakla yetinsinler, küfrü uygulayan ve Kur’an’dan uzak olan devlete karşı çıkmasınlar diye. Kur’an’la amel etmeyi yasaklarlar. Sadece ibadet ve ahlak kısmına izin verirler. Kur’an’ı devlette ve toplumda uygulamayı kabul etmezler. Böyle bir daveti taşıyanları cezalandırırlar. Kur’an’a ve Sünnete dayalı anayasa çıkaran ve Hilafet Devleti kurmaya çalışanlarla savaşırlar; onları aşırılıkla ve terörle itham ederek cezalandırırlar.

Bir örnek olarak, Anadolu Ajansı’nın 04.02.2024 tarihli haberine göre Diyanet İşleri Başkanlığı, 2023 yılı içinde 13 bin 349 kişiye Kur’an’ın tamamını ezberleme diploması verildiğini duyurmuştur. 1975’ten bugüne kadar Türkiye’de 207 bin 803 hafız yetişmiştir. Ayrıca değişik zamanlarda ve şehirlerde “Hafızlık ve Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma” yarışmaları düzenlenmiştir.
Ancak bu Kur’an emanetini taşıyanlar, onunla amel etmez ve toplumu da buna çağırmazlarsa, vebali büyüktür. Kıyamet günü Kur’an, onlar aleyhine şahitlik yapar.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kıyamet günü ilk hesaba çekilecek üç kişiden birini şöyle anlatır:
“Bir adam ilmi öğrendi, öğretti ve Kur’an’ı da okudu. Bu adam getirilir, kendisine nimetleri tanıtılır; o da tanır. Allah ona sorar: ‘Bunlarla ilgili ne yaptın?’ Adam cevap verir: ‘Senin için ilmi öğrendim, öğrettim ve Kur’an okudum.’ Allah ona şöyle der: ‘Yalan söyledin! Sen, âlim denilsin diye öğrendin, Kur’an okuyucu densin diye okudun ve zaten böyle de denildi.’ Sonra Allah’ın emriyle yüzüstü sürüklenir ve cehenneme atılır.” (Müslim, Hadis no: 1905)

Kur’an’ı hayatta, devlette ve toplumda uygulamaya çağırmadan, sadece okumak ve ezberlemekle yetinen kimseler, tıpkı kitabı taşıyan eşekler gibidir. Onlar zalimdir ve günahları büyüktür. Ayetlerin manalarını saptıranlar ve kötü şekilde tevil edenler, ayetleri yalanlamış olurlar; onlar cehennemliktir, lanetlidirler.

Bakara Suresi 159. ayette geçtiği gibi İsrailoğulları’nın âlimlerine benzeyip Kur’an’daki ayetleri gizleyenler, Allah, melekler ve bütün müminler tarafından lanetlenirler. Bakara Suresi 174. ayette ise az bir dünya menfaati karşılığında ayetleri gizleyenlerin, kıyamet günü karınlarına ateş dolduracakları, Allah’ın onlarla konuşmayacağı, onları temize çıkarmayacağı ve onlara acıklı bir azap hazırladığı bildirilir. Onlar, hidayeti verip dalaleti, mağfireti verip azabı satın almışlardır. Ateşe ne de dayanıklıdırlar!

Maide Suresi 79. ayette de İsrailoğulları’nın kötülüğü engellemedikleri anlatılır. İbn Hanbel, Ebu Davud ve Tirmizi’nin sahih rivayet ettikleri hadiste geçtiği gibi, onlar münkeri (kötülüğü) engelleyen kimseler çıksa da, münkeri işleyenlerle birlikte oturup kalktıkları, yiyip içtikleri için Allah tarafından topluca lanetlendiler ve topluca azaba uğratıldılar.

Samimi ve sadık bir mümin bunlardan ibret alır. Zalim rejimlerden korkmaz, onların tuzaklarına düşmez. Yalnızca Allah’tan korkar. Allah’ın vaat ettiği cennet, dünyadaki bütün mallardan ve nimetlerden daha değerlidir. Allah katındaki makam, dünyadaki tüm makamlardan daha üstündür.

Esad Mansur