ERKEK VE KADINI MUTLU EDEN DÜZEN İSLÀM’DAKİ İÇTİMAİ NİZAMDIR

Allah’u Teala kainatı yarattı, onun için düzen koydu ve bütün yıldızlar ve gezegenler bu düzene göre hareket etmektedirler. Kuran’daki inancımıza göre gökler ve yeryüzü isteyerek Allah’ın emrine uydular ve mükellef olunmayı istememektedirler. Fakat insan, mükellef olunmayı kabul etti. Bu şekilde insan bir dairede iradesini kullanarak istediği şeyi yapabilir, ancak Allah insanı imtihan etmek için şeriatı indirdi ve insanın buna uymasını istedi. Artık insan kendi iradesiyle Allah’ın emrine uyabilir. Başka ifadeyle; kendi iradesiyle Allah’a kulluk eder. Böylece şahsi hürriyetinden vazgeçmiş olup Allah’ın kölesi olmuştur. Allah neyi emrettiyse onu yapar ve neyi nehyettiyse onu terk eder, başka seçeneği yoktur. Allah’u Teala şöyle buyurmuştur

“Allah ve Resulü bir emir verirlerse, erkek olsun kadın olsun mümin için başka seçenek kalmaz. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse apaçık sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab : 36)

İçtimai nizam, erkek ile kadın arasındaki ilişkileri düzenleyen ve bu ilişkilerden doğan meseleleri çözen nizam olarak tarif edilmiştir. Başka dillerde sosyal nizam olarak adlandırılır. İslam’daki içtimai ve sosyal nizam doğrudur. Çünkü bu düzen, erkekleri ve kadınları yaratan Allah’tan gelmiştir. Diğer içtimai nizamlar kesinlikle doğru olmaz. Çünkü aciz ve muhtaç, eksik ve sınırlı olan insan tarafından ortaya atılmıştır. Vakıaya baktığımız zaman bu gerçek tecelli eder.

Burada, insanlara İslam’ın belirgin ve apayrı bir düzen olduğunu özetle göstereceğiz ki hakkı ve hakikati arayan, akıllı ve insaflı insan düşünsün, Müslümanlar da bu nizamı tatbik etmek Üzere İslam Devleti’ni kurmaya çalışsınlar. Bunun detayları ve delilleri, Kur’an ve Sünnette mevcuttur. Müçtehitler fıkıh kitaplarında geniş şekilde anlatmışlar. Bu nizamın belirgin ana noktaları şöyledir:

1- Kadın, erkek gibi bir insandır. İnsanlık açısından arasında herhangi bir fark yoktur. Şeriat hitabı ikisine yöneliktir. İkisi aynı şekilde sorumludurlar. Şeri hüküm birisine özel tahsis getirmezse, ikisini kapsar.

2- içgüdüsel olarak erkek kadına meyleder, kadın da erkeğe meyleder. Bu meyilden (yönelmeden) dolayı ikisi arasında alaka kurmak isterler.

3- Bu alaka, ancak evlilikle düzenlenir. Onun dışında kesinlikle alaka kurulmaz.

4- Evlilikten maksat; nesli devam ettirmek, huzuru ve sükûneti sağlamaktır.

5- Kadın; esasta anne ve evin terbiyecisidir. Evin içişlerini deruhte eder. Kocasının ve çocuklarının evde ihtiyaçlarını sağlamaya çalışır. Kadın, ev işlerinin altından kalkamazsa, kocası gücü varsa onun için hizmetçi tutmalıdır.

6- Erkek ise; dışarıda ev için gerekli ihtiyaçları temin eder. Rızkı elde etmek için çalışır. Dışarıda çalışmak, kadına farz değildir. Ve dışarıda çalışmaya hiç zorlanamaz. Ancak evin işlerini yapmaya zorlanır.

7- Kadın; mülk edinmek ve mülkünü geliştirmek için çalışabilir. Ziraatta, ticarette ve sanayide çalışabilir. Fakat erkek, onu zorla çalıştıramaz. Eğer kadının rızası olmazsa, kazandığından bir kuruş dahi alamaz.

8- Kadın; devlet yönetimi dışındaki görevlerde bulunabilir. Bu nedenle memur olabilir ve müdür de olabilir.

9- Kadın; normal (insanlar arasındaki çekişmeleri kaldıran) hâkim ve muhutesip (kamuya zarar veren meselelere bakan hâkim) olabilir. Fakat Mezalim Kadısı ve Baş kadı olamaz. Çünkü bunlar yönetimle ilgilidir.

10- Kadın; Ümmet Meclisinde Üye olabilir. Ümmet Meclisinin ve halifenin seçimine katılabilir. Nitekim Ümmet Meclisi; şura, meşveret, muhasebe ve halifeyi seçme işlerini Üstlenir. Yönetim işlerini üstlenmez. Kanunlar çıkartmaz.

11- Asıl olan erkekler, kadınlardan ayrı şekilde hareket ederler. Ancak Hacc ve alış-veriş gibi şeriatın onların bir arada bulunmalarına müsaade ettiği haller müstesnadır. Bu nedenle mümkün olduğu halde erkeklerle kadınları bir araya karıştırmamaya çalışılmalıdır. Çünkü asıl olan budur.

12- Dışarıda kadın için belli kıyafet vardır. Yüzü ve elleri dışında hiç bir yeri görülmez. Onun için başörtü ve cilbabı giymelidirler. Yüzlerini örtmek farz değil ve sünnet de değildir.

13- Erkeğin avret yeri, göbekten dize kadar olan yerdir. Kadınlara benzemeleri haramdır. Onların kıyafetlerinden giyemezler.

14- Kadın; korunması gereken bir namus ve ırzdır. Kadınlara laf atmak, sarkıntılık yapmak veya onlara herhangi bir şekilde dokunmak veya tecavüz etmek gibi hallerde erkek ağır cezaya muhataptır.

15- Erkekler yabancı kadınlardan ve kadınlar da yabancı erkeklerden gözlerini çevirmeleri gerekir. Bakışları tekrarlamak caiz değildir. Kapalı halde, kadına veya ondan görünen yüzüne ve ellerine şehvetle bakmak haramdır.

16- Kadın; erkeklerin dikkatini çeken herhangi bir hareket yapamaz ve süslenemez. Dışarıda koku süremez. Buna “teberruc” denilir. Bu ise yasaktır. Cahiliyyeden sayılmıştır. Fakat tahrik edici olmayan güzel elbise giyebilir.

17- Erkek ve yabancı kadın, halvette bulunamazlar. Yani baş başa kalamazlar. Diğer insanların kendileriyle bulunamayacakları hale “hılvet” denilir. Yanlarına herhangi bir kişi kolayca gelebiliyorsa veya oturabiliyorsa o hilvet değildir.

18- Kadın; evde vücudunu ve saçını kocasına, kocasının babasına, babasına, kardeşine, kardeşinin çocuklarına, kadınlara, aileden olmayan kadınlara karşı istekleri olmayan (erkekliği kalkmış olan) erkeklere, kadınların avretini anlamayan çocuklara gösterebilir.

19- Özel ve genel diye iki hayat vardır. Özel hayat ise, izinle girilecek yerdir. Orada yabancı erkekler kadınlarla beraber oturamaz. Genel hayat ise, izinsiz girilen yerlerdir.

20- Kızların okulları, erkeklerinkinden ayrı olur.

21- Kadının dişiliğini kullanmak yasaktır. Kadının ve hatta erkeğin cinsi taraflarından istifade etmek yasaktır. Reklamlarda olsun veya uçaklarda olsun veya lokantalarda olsun, dişilik ve erkekliği karşılığında Ücret almak haramdır. Genel evler, randevu evleri, disko ve diğer raks ve dans yerleri yasaktır.

22- Evin reisi erkektir. Evin masraflarını üstlenir. Kadın, evin masraflarını karşılamaya mecbur değildir. Eğer istiyorsa yardım edebilir veya istemiyorsa yardım etmez. Sadece masrafları karşılamaya erkek zorlanır. Çevreye göre karısını yaşatmaya mecburdur.

23- Kadının, kocasına itaat etmesi farzdır. Allah’a isyan etmek hususu dışında her hususta kocasına itaat etmesi gerekir.

24- Erkekliği reisliği, devlet reisliği gibi değildir. Karısını idare etmeli, ona karşı güzel muamele yapmalı, sevgi ve saygı göstermelidir.

25- Kadın, kocasını memnun etmek için her hareketi yapmalıdır. Onu kızdırmamaya çalışması gerekir.

26- Kadın, evini dışına ancak kocasının izniyle çıkabilir.

27- Çocuklara bakma hakkı kadınlara aittir. Boşanma olursa, eğer çocuk özel bakıma muhtaç ise kadının yanında kalır, eğer çocuk buna muhtaç değil ve ayırım gücüne sahip olunca çocuğu seçme hakkı verilir. Kimi seçerse onun yanında kalır. Ancak anne veya baba kâfirse, onlardan Müslüman olanın yanında kalır.

28- Kadın erkeğin vekili olabileceği gibi erkek de kadının vekili olabilir.

29- İnsanlar arasındaki ilişkilerden kadının şahitliği, erkeğin şahitliğinin yarısıdır. Kadınlarla ilgili hususlar (emzirme, hamilelik, bakirelik gibi) hususlarda yalnız kadının şahitliği kabul edilir, erkeğin şahitliği kabul edilmez.

30- Boşanma caizdir. Erkek, sebepsiz boşayabilir. Evlenme sözleşmesi yapılırken boşanma hakkını kadına kocası verirse, kadın istediği zaman ve sebepsiz olarak boşanmayı isteyebilir. Eğer koca buna o hakkı vermezse, kadın şu hallerde boşanmayı isteyebilir ve hakim kani olursa erkeği boşanmaya zorlar:

a-)Kocanın kısır ve hadımlı hallerinde.

b-)Koca, bulaşıcı bir hastalığa sahipse ve ondan kurtuluş olmayan bir halde ise.

c-)Koca, deli (mecnun) olursa; bir sene beklenir, bu hastalık yok olmazsa kadın boşanabilir.

d-)Kocası yolculuğa çıkarsa, ondan haber alınmazsa ve nafakayı göndermezse, bir sene sonra kadın boşanabilir.

e-)Koca, mala sahip olmasına rağmen karısına marufla harcama yapmazsa ve kadın onun malından herhangi bir şekilde faydalanamazsa (nafakasını alamazsa), boşanma hakkına sahip olur.

f-)Aralarında geçinme mümkün olmayan bir hale gelirse ve aralarını bulmak imkânsız olursa, kadın boşanma hakkına sahip olur.

31- Erkek; iki, Üç veya dört kadınla evlenebilir. Fakat nafaka ve ilgilenme hususunda adaletli olmalıdır. Sevgide adalet yapmak şart değildir. Çünkü o mümkün değildir. Fakat hiç birini ihmal etmeyecektir.

32- Erkek; Müslüman veya Yahudi veya Hıristiyan kadınla evlenebilir. Bunların dışında bir kadınla evlenemez. Müslüman kadın ise, sadece Müslüman erkekle evlenir.

33- Erkek; annesiyle, kızıyla, kız kardeşiyle, halasıyla, teyzesiyle, büyük annesiyle, hanımının annesiyle, babasının boşadığı kadınla, kardeşlerinin kızlarıyla, süt kız kardeşiyle ve bunun annesiyle ve hanımının kızıyla ebediyen evlenemez.

34- Erkek; hanımıyla birlikte aynı anda hanımının kız kardeşiyle ve bunun kızlarıyla (yeğenleriyle) teyzesiyle ve halasıyla evlenemez. Boşanma veya vefat olduktan sonra bunlarla evlenebilir.

35- Gebeliği önlemek caizdir. Ancak çoğalmak sünnettir. Kadını veya erkeği kısırlaştırmak haramdır.

36- Kürtaj, ilk kırk gün içerisinde caizdir. Ondan sonraki süre içerisinde haramdır.

37- Birbirleriyle evli olan, erkek ve kadından sperm ve yumurta alınıp tüp bebekte çiftleştirmek caizdir. Yabancı kadından almak ise haramdır.

38- Kadın; doğum yapınca ilk kırk gün içinde ve adet günlerinde ibadet yapmaz. Ancak Hacc’ta ve Arafat’a çıkabilir, hacı olur. Fakat Mescid-i Haram’a giremez.

39- Sılat-ı rahim ve yakın akrabalarla ilgilenmek ve onlara iyilik yapmak farzdır. Kast edilen yakın akraba ise; varis olacak kimseler, baba, kardeş, erkek çocuk, kız çocuk, büyük baba ve anne gibileridir. Varis olmayıp sılat-ı rahime girenler ise şu on sıfattır: Dayı, teyze, anne tarafından büyük baba, kızın çocukları, amcanın kızı, anne tarafından amca, anne tarafından kardeşinin oğulları ve bunların çocuklarıdır. Bunlara mirastan verilmez, nafaka vermek farz değildir. Fakat onlara iyilik yapmak, onlarla ilgilenmek, hediye vermek ve fakir iseler önce onlara sadaka ve zekât verme konuları vardır. Miras düşen kimseye zekât ve sadaka verilmez. Fakat olunca ona nafaka vermek farzdır.

40- Akrabalara taassup etmek haramdır. Diğer insanlar Üstünde tutmak haramdır. Haklı değillerse onlar aleyhine şahitlik yapılmamalıdır. Akrabaları ile diğer insanlar arasında hak ve hukukta eşitlik ve adaletle yapmalıdır.

41- Baba, çocukları arasında adalet yapmalıdır. Aynı anda çocuklarının babalarına itaat etmeleri farzdır. Ancak bir haramı işlemek veya bir farzı terk etmek hususunda ona itaat etmeleri haramdır. Babayı direk ilgilendirmeyen hususlarda çocuklarının babalarına itaat etmeleri farz değildir, caizdir. Misal olarak baba; oğluna veya kızına bununla evlen veya eşlerinizden boşanın derse, ona itaat etmek farz değildir, caizdir. Baba; böyle hususlarda çocuklarını hiç zorlayamaz. Evlenmeye zorlarsa, günahkâr olur.

42- Çocuk, babasına nispet edilir. Velayet hakkı babaya aittir. Çocuk baliğ oluncaya kadar babasının yönetimi altında kalır ve baba çocuklarına bu yaşa kadar bakmalı ve harcamalıdır. Baliğ olduktan sonra eğer çocukları okuyorlarsa, baba onlara harcamalıdır.

43- Medeni (laik devletin) nikâhı gayri meşrudur. Çünkü laik kanunlara bağlı olunmaktadır. Boşanma, nafaka, çocukların velayeti, kadınla ilgili hususlar ve bunların hepsi laik kanunlara göre olacaktır. Mesela; erkek, evlenince ikinci kadınla evlenemez. İstediği zaman karısını boşayamaz. Fakat kadın isteyince hemen boşanma olur. Erkek, İslam’a göre karısını yaşamaya zorlayamaz, şeri elbise giymeye zorlayamaz, kadın erkek gibi evin ihtiyaçlarını gidermeli gibi olan meseleler İslam’a zıttır. Bunlar, medeni nikâhın sözleşmesinin gerektirdiği hususlardır. Yoksa o nikâh, sırf iki kişinin birleştirilmesi meselesi değildir.

44- Erkek; karısı kendisine isyan ederse, ona nasihat eder, her türlü akli ve duygusal iknayı yapmaya çalışır. İtaat ederse ona başka bir şey yapmaz. İsyanında devam ederse, ondan yatakta ayrılır. Bir müddet isyanında devam ederse onu dövebilir. Fakat yüzüne ve diğer hassas ve tehlikeli yerlerine vurmaz. Ayrıca bu dövme ağır olmamalıdır. Sadece ona hissettirip isyanından vazgeçirmek için olur. Bu ceza kadın için, boşanmaktan kat kat hafiftir. Ancak onu dövmek bir alışkanlık haline getirilmez. Eğer hiç dinlemezse, onunla birlikte dışarıya çıkmaz. Çünkü buğzunu ona göstermelidir.

İşte erkek ile kadın ve aile arasındaki ilişkiler bu şekilde sürdürülürse ve bundan doğacak meseleler bu şekilde çözülürse; aile istikrarı sağlanır, insanlar arasında huzur yerleşir, ahlaksızlık ve fesat önlenir. Şu var ki; Hilafet Devleti içinde bu düzen olgun ve tatlı meyvelerini verir. Çünkü içtimai nizamı, İslam’ın diğer nizamlarının binasında bir duvardır. Muhalefetleri engellemek ve muhalif olanları cezalandırmak için İslam’daki ceza kanunları uygulamaya ihtiyaç vardır. Yoksa nizam başka olur ve ciddi olmaz.

Esad Mansur.