BUNLARARAĞMEN İSLÂM DEVLETİNİN KURULMASI MÜMKÜN MÜDÜR?

Günümüzde birçok Müslüman zihnini meşgul eden, karamsarlığa ve yanılgıya sebep veren birçok yanlış ve bozuk fikirlere sahiptir.

Birçok Müslüman, zaman değişti, araçlar gereçler gelişti ve insanlar başkalaştı. Şimdiki asır deve, at ve katır çağı değildir. Şimdiki zaman kılıç, ok ve kalkan kullanma zamanı da değildir. Teknoloji, sanayi ve silah gelişti. Nükleer başlıklı füzeler, atom bombaları, modern silahlar icat edildi. Bu nedenle İslam devletini kurmak mümkün değildir.

Bir kısım insanlar derler ki, şeriat bu asırda uygulanamaz. Onun zamanı geçti diyerek yukarıdaki sebepleri gösterirler. Şimdiki asır demokratik kuruluşların dönemidir, kanunlar geliştirildi. İslam’a bunlar uyarlanmaz. Çok sorun var, İslam onları tedavi edemez. Şeriatta öyle çözüm yoktur. Hatta aşırıya gidenler var. İslam çöl kanunudur iddiasında bulunurlar. Medeni hayata onu uygulamak mümkün değildir. Bir kısım insan ise derki, İslam devleti kurmak ütopya, hayaldir. Bununla uğraşanlar hayalcidirler.

Bir kısım Müslümanlar derler ki İslam devletini bu asırda kurmak çok zordur. Çünkü Amerika ve Avrupa gibi büyük devletler onun kurulmasını engeller. O kurulur kurulmaz ona saldırırlar ve yok ederler. İslam dünyasındaki kurulu olan rejimler, yöneticiler, istihbarat ve emniyet güçleri bu devleti kurmak isteyenleri ezerler.

Bunlara dersen ki; peki ne yapalım, yatalım mı?

Cevapları şöyledir: “Allah’u alem (Allah daha iyi bilir) Allah’a havale edelim” “Mehdi gelecek onun mucizesiyle kurulacaktır.” “Zaten kıyamet günü yaklaştı. Bununla uğraşmaya lüzum yoktur.” “Bu yüzlerce seneye muhtaçtır. Yeni nesilleri ve çocukları yetiştirmekle meşgul olalım.” derler

Bir kısım Müslümanlar ve bir takım insanlar Müslümanlar ve İslam cemaatleri bir devleti yürütmek için hazır değildir. Bir haftalık radyo veya televizyon programı çizemezler, kadıları ve hâkimleri yoktur. Kimi yargıç tayin edeceksin, kaç kişiniz hazır bu işe?! Öyleyse kadro hazırlamak lazımdır. Bilginleriniz ve âlimleriniz yoktur. Sanayi ve teknoloji devrimi gerçekleştiremezsiniz. Batı’ya dayalı kalacaksınız. Bir takım İslam düşmanları şunu eklerler: “Müslümanlar ancak savaşı ve kan dökmeyi becerirler, bir devleti idare etmeyi beceremezler. İşte Afganistan bir örnektir.

İslam Hilafet devletini kurmak için çalışanlara karşı bu tür insanlar bu tür itirazlarıyla beraber ortaya çıkarlar. Faaliyet gösterenlerin azimlerini ve şevklerini kırmak isterler. Onların himmetlerini ve morallerini bozmakta isterler. Onların sahih ve samimi iradelerini zedelemek ve zayıflatmak isterler. Çünkü onlar çalışmıyorlar veya çalışmak istemiyorlar. Ya rejimlerden korktukları için yada fedakarlık göstermek istemediklerinden böyle yüzeysel laflar atıp geçerler. Bir kısım insanlar şeriat düzenine inanmadıkları ve laik rejime veya sosyalizme inandıkları için söylerler.

Bir kısım Müslümanlar ve insanlar: İslam cemaatlerine bakın hepsi birbirine düştüler, birbirinin düşmanıdır. Hangisine inanayım? derler. Veya bütün bu cemaatler çıkarcıdır, hiç birisi Allah için çalışmıyor. Bir kısım insanlar derki: “Bütün bu cemaatlere girdik ve onlardan çıktık, hepsi boştur. Bunlar mı İslam devletini kuracaklar? Başkaları şunu derler: “Bunlarda İslam devleti kurmak için program yoktur. Bunlarda bir tasarı yoktur. Anayasa tasarıları yoktur. Devlet sisteminin kanunlarını hazırlamadılar. Hatta bilmezler.”

Bütün bu olumsuz, çürük ve basit iddiaları gerek kasti gerekse bilgisiz ve fikirsizlikten dolayı söyleyen ve savunan insanlara hakikatleri şöyle sıralayabiliriz. İslam araçların gereçlerin ve aletlerin gelişmesini istiyor. Kur-anı Kerimde Casiye süresi 12. ayette gemiler denizde yürüsün diye Allah bize denizleri boyun eğdirdi ve bu sürenin 13. ve Lokman süresinin 20. ayetinde göllerde ve yeryüzünde ne varsa Allah bize boyun eğdirdiğini açıklıyor. Bunun manası; denizleri, gökleri, yeryüzünü ve içinde bulunanlardan istediğimiz şekilde yararlanmak ve kullanmak için var etti. Lokman 20, Fatır 13, İbrahim 33 ve diğer başka sürelere bakın. Aynı anda, bunları ve kanunları keşfetmek için ilmi öğretmeyi farz kıldı. Bu nedenle Müslümanlar, bu ayetleri ve bunlarla ilgili hadisleri anlayarak ilmi keşifleri gerçekleştirdiler. Her alanda gelişmişlerdi. Enfal sûresi 60. ayette Allah (cc) düşmanı korkutmak için ne kadar kuvvet hazırlayabilirsek hazırlamamızı istiyor. Bunun manası, silahı geliştirmektir. Bu nedenle, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellm döneminden beri Müslümanlar silahı geliştirmeye başlamışlardı. Hatta Avrupa topun icadını kabul etmediler, Müslümanlar kabul edip Bizanslıların başkenti olan Konstantin şehri olan İstanbul’u bu yeni icat ile surları bombalayıp fethettiler. Nahl sûresinde 8. ayette atları, katırları ve eşekleri birer araçlar olarak Allah bize yaratırken ilerde bilmediğimiz araçlar yaratacağını bildirmiştir.

Bu nedenle, şer-i hükümler çerçevesinde bütün mevcut olan araçları kullanacağız ve daha güzelini imal edeceğiz ve daha güçlülerini ve aktiflerini icat edeceğiz. Teknolojiyi geliştireceğiz. Bilginleri yetiştirecek bilgimiz mevcut ve istediğimiz bilginleri de dışardan parayla getirebiliriz. Ham maddeler bizde çoktur, parada çoktur. İş gücü olarak bir hayli iş gücüne sahibiz. Bu nedenle diğer ilerlemiş devletleri geride bırakarak onları geçeceğiz. Bu nedenle, İslam devletini kurmak ve onu geliştirmek mümkündür.

Asrın sorunlarına gelince; İslam’da içtihat farzı kifayedir. Bir ve birkaç müçtehidin bulunması gerekir. Ne sorun doğarsa doğsun, müçtehit bu sorunu inceler onunla ilgili ayetleri ve hadisleri araştırır, sorunla ilgili mana veya illet bulur, bu şekilde hüküm verir. Çünkü insanın sorunları içgüdüleri ve uzvi ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. İslam bunlarla ilgili genel ve detaylı fikirler gösterdi. Ancak araçlar ve şekiller değişir. Bu nedenle, bu asırda İslam uygulanır ve bütün dünya sorunlarını çözer. Buna göre İslam devletini kurmak ve yürütmek mümkündür.

Her devlet bir fikre dayalı olarak kurulur. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellm ve sahabeler İslam fikrini yayınca Medine’deki insanlar iman edip oradaki kuvvet ehlinin yardımıyla İslam devletini kurabildiler. Oysa daha önce ne İslam vardı ne Müslüman ve nede İslam devleti vardı. Hâlbuki şu anda İslam fikri ve ümmeti vardır. 76 sene önce İslam devleti vardı. Bu fikir bir hizb tarafından diriltilip kavratılırsa ve yayılırsa ümmet ona sahip çıkar. Çünkü İslam ümmeti buna inanır, ümmetin kuvvet ehli bunu benimserse o zaman devlet kurulur. Bu sebeple devletin kuruluşu mümkündür. Hayal veya ütopya değildir. Zaten, bu devlet kurulmak üzeredir. Ancak kâfir güçler ve ajanları Müslümanları ezmekle ve maddi güçleriyle, değişik saptırma yollarıyla onun kuruluşunu engellemeye çalışıyorlar. Bu belli zamana kadar geçerli olur. Fakat Müslümanlar dayandıkça, fikri ve siyasi mücadelelerini sürdürdükçe maddi imkanlar, ümmetin gücünü kazanır ve Allah’ın yardımı ile o devleti kurarlar. Şu unutulmamalıdır ki, sebatlılık gösterip mücadele verenlere zaferle ilgili Allah’ın sözü vardır. Ona tevekkül ve dayanmak çok önemlidir. Kapitalistler ve komünistler gibi bâtıl fikre dayandıkları halde devletlerini kurabildiler. Oysa ki, Allah’a inanıp dayanan doğru ve hak fikre sahip olan Müslümanlar mı devletlerini kuramayacaklar?! Sadece mücadele süresi kısa olabilir veya uzayabilir. Ama nihayet zaferi kazanıp İslam devletini kuracaklar. Ancak, yüzeysel düşünenler, azimkâr olmayanlar, iradeleri zayıf olanlar veya ufukları dar olanlar İslam devletinin kuruluşuna hayal, ütopya diyebilir. Kâfir güçler bunu söyleyemiyorlar. Tersine bu devletin kuruluşunu gerçekleşebilir olarak görüyorlar. Fakat onun kuruluşunu engellemeye çalışıyorlar. İstihbarat ve emniyet güçleriyle, ajanlarının güçleriyle, bu tahakkuk edebilecek devlete karşı mücadele ediyorlar.

Bunun kurulması zor diyenlere gelince, onlara deriz ki her şey zor görülebilir. İnsan için bir okulu bitirmek zordur, ama beş altı sene sürekli ve ciddi şekilde çalışırsa onu başarır. Şu anda, İslam Devletinin kuruluşu zor görünüyor, çünkü çok engel var. Fakat sürekli ve ciddi çalışmayla bu zorluk aşılır ve her iş kolaylaşır. Nitekim davetin iki merhalesi geçildi. Bunları geçmek zordu. Fakat Allah’ın yardımıyla ve sürekli ciddi çalışmayla başarıldı. Üçüncü merhale kaldı, o ise kuvvet ehli kazanıp istinat noktasına geçmektir. Bunu gerçekleştirmek için çok teşebbüsler oldu. Allah’ın izniyle bir gün olacaktır. Mehdi beklemek veya bir mucize beklemek söz konusu değildir. Çünkü bu mümkündür. İnsanın gücü dâhilindedir. Bu mücadele sürdürülürken çocuklarla ilgilenilir ve onlar yetiştirilir. Buna karşı engel yoktur. Çocuklara bir şey vermek kolaydır. Ancak babaları ve anneleri veya devlet engel olmasın. Buna göre çocukları yetiştirme işi insanlara İslam devletinin fikrini kabul ettirdiğimiz zaman kolaylaşır. Zalim devletlere karşı mücadelemizi yoğunlaştırdıkça kolaylaşır. Bir baba İslam devletinin kurulmasını kabul etmiyorsa çocuğunu İslam davetini yüklenenlere teslim etmez.

İslam cemaatleri ne kadar değişik olursa olsun, aralarında ihtilaf olsa bile, bir kısmı çıkarcı olsa dahi İslam devletinin kuruluşunu engelleyemezler. Diğer engeller gibi oda aşılır. Ortada, en azından bir samimi ve ciddi hizbin bulunması yeter. Diğer cemaatler basit meselelerle ve menfaatleri temin etmek ile meşgul olurken,  samimi ve ciddi hareket büyük davalarını yaymak için mücadele verecektir. Nitekim ümmet arasında en az bir hizb samimi ve ciddidir. Diğer cemaatler ve rejimler karşısında durmasına rağmen dünya çapında yayılıyor ve güçleniyor.

Kadro yetiştirme meselesine gelelim

Davayı yüklenenler fikirlerini kavrarlarsa siyaseti çizebilirler ve devleti yürütebilirler. Nitekim İslam devletini kurmak için mücadele eden hizb böyle insanları yetiştirir. Teknik ve uzmanlık işleri için ise istedikleri kişiyi tayin edebilirler. Müslüman olmayanlar dahi tayin edilir, onlar görevlendirilir. Onlara ücret vermekle her işi sizin için yaparlar. Siyaseti yürütenler ne yapmak istediklerini söylerler onu gerçekleştirirler. Misal olarak; radyo ve televizyonda şöyle ve böyle program yapın dersin yaparlar ve yaptıklarını kontrol edersin. Kadılık gibi görevlere ise fıkhı anlayan Müslümanları tayin edersin, onlara kanunları ve ana fikirleri gösterirsin. Onlar kadılık görevini güzelce yaparlar ve aynı anda yaptıklarını kontrol edersin. Devlet dairelerinde kâfir olsa bile uzman ve ehil olanları tayin edersin, ana fikirleri ve talimatı, gösterirsin ve müfettişler yoluyla onları kontrol edersin. Şimdi ise İslam devletinin siyasetini yürütebilecek kimseler yetişti. O zaman İslam devletinin kurulması mümkündür.

Öte yanda, ciddi ve samimi hizbler, hem İslam devletinin anayasasını hazırladılar, hem devletin nizamını ve siyasetini çizdiler ve de programlar hazırlandı. Yönetim, iktisat, sosyal (ictimai) ve mâli sistemleri, ceza kanunları da hazırlandı. Dış, iç, ziraat, ticaret, sanayi, harbi ve öğrenim siyasetlerini çizdiler. Bunları da kavradılar. O halde İslam devletinin kurulması mümkündür. Yeter ki, azim, ciddiyet ve tam ihlas gösterilsin, zalimlerin zulümlerine ve insanların eziyetlerine karşı dayanılsın ve taviz vermeden bu fikir ve metod üzerine sebatlık gösterilsin. Allah’ın izniyle zafer yakındır. Zafer yakındır. Zafer yakındır.

Esad Mansur