-29-

Hidayete tabi olanlara bir korku bulunmaması:

قُلْنَا إهبطوا منها جميعا فإما يأتينكم مني هدىً فمن تبع هداي فلا خوف عليهم ولا هم يحزنون
“Dedik ki: Hepiniz cennetten inin! Eğer benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.” (Bakara 38)

Bunun manası; Allah resuller gönderecek ve onlarla beraber hidayeti de gönderecektir. Allah’u Teala, insanlara bir fırsat daha tanıyor. Allah’ın gönderdiği hidayete tabi olanlar için korku yoktur ve üzülmezler. Çünkü onlar için cennet vardır. Hidayete uymayanlar için korku vardır, onlar üzüleceklerdir ve yine onlar için cehennem hazırlanmıştır. Bundan dolayı ondan sonraki ayette bunu şöyle bildiriyor.

-30-

Kafirlerin cehennemlik olmaları:

والذين كفروا وكذبوا بأياتنا أولئك أصحاب النار هم فيها خالدون
“İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedi kalırlar.” (Bakara 39)

Allah’ın hidayeti, ayetlerle insanlara gösterilmiştir. Allah’ın ayetlerini reddedip tekzip edenler hidayetten uzak olup delalettedirler. Onların geleceği ve karargahı cehennemdir. İnsanların hepsi Adem’in neslinden olmasına rağmen iki guruptur ve iki millettir. Ya İslam milleti veya küfür milletidir. Dünyada nasıl iki millet olarak yaşadılarsa ahirette de iki millet olacaklardır. İslam milleti veya ümmeti cennet ehlindendir. Küfür milleti ise cehennem ehlindendir.
Bu nedenle dünyada Müslümanlar tek ümmet oldukları için memleketleri tek olmalı ve yönetimleri de tek olmalıdır. Başka bir ifadeyle bütün Müslümanlar tek bir halifenin liderliğinde tek bir devlettir ve tek bir ümmettir. Nitekim İslam bunu farz kılmıştır. Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in döneminden Osmanlının yıkılışına kadar geçen sürede olduğu gibidir. İslam milleti arasında ayırım yapmak bu ayetlere terstir. Şu var ki; ırk ve milliyet açısında Allah hiçbir halkı üstün kılmadı. Sadece iman ve takvada inananları üstün kıldı. Bu da bütün Müslümanları kapsar. Fertten ferde takva derecesi değişir. Bu Allah’ın ilmindedir. Biz bunu bilemeyiz. Bu nedenle, bütün müminler hidayet üzerinde birleştiği için memleketleri ve devletleri birleşip tek olmalılar. Hidayet bunu gerektirir. Bölünmek delalettendir. Çünkü bölünmek ve devletlere ayrılmak Allah’ın ayetlerine, Resulüne vahyettiği sünnete, sahabenin icmasına ve yoluna aykırıdır.

-31-

Allah’ın nimetini hatırlamak, ahdine vefakârlık göstermek ve ondan korkmak:

يا بني إسرائيل اذكروا نعمتي عليكم التي أنعمت عليكم وأفوا بعهدي أوف بعهدكم وإيي فارهبون
“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size vadettiklerimi vereyim. Yalnızca benden korkun.” (Bakara 40)

Allah’u Teala burada hitabını İsrailoğullarına yöneltiyor. Hem de bir Peygamberin oğulları olduğunu zikrederek onlara hitap ediyor, umulur ki yumuşarlar ve Allah’a dönerler. İsrail Yakup Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in diğer bir ismidir (Al-i İmran 93’e bakın). Allah Celle Celaluhu Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’e inanıp uymalarına onları çağırırken onlara karşı bu yumuşak üslubu kullanıyor.
Allah Celle Celaluhu onlara bu yumuşak hitapla yöneldikten sonra onların üzerine indirdiği nimetleri hatırlamalarını istiyor ki; Allah onları Firavun’un zulmünden kurtardı, onlardan bir çok peygamber seçti, gökten onlara yemek ve güzel şeyler indirdi, onlara zafer verdi vs. Allah onlara öyle nimetler verdiği için, kendine inanmalarını ve ahdine vefakarlık göstermelerini istiyor.
Allah insanları yaratırken onlardan ahit/söz aldı, yalnız Allah’a inanıp kulluk edecekler ve emrine uyacaklar. Yalnız İslam’a tabi olacaklar. O zaman Allah onlara verdiği sözü yerine getirir. Bu dünyada zafer ve izzet, ahirette cennet ve saadettir. Ve yalnız kendisinden korkmalıdırlar. İsrailoğulları insanlardan ve bunların güçlerinden korktukları için Allah onlara bunu hatırlatıyor.
Zira dünya hayatını ve malını sevenler korkak olurlar. Nitekim İsrailoğulları; dünyayı, malı ve yaşamayı çok sevdiler. Onlar bu sebeple korkak olarak yetiştiler. Allah uğrunda hiç zahmet ve eziyet çekmek veya zarar görmek ve onun uğrunda ölmek istemediler.
Bu sebeple Allah Celle Celaluhu onları başka yerlerde yererek kötü taraflarını ve vasıfları¬nı onların yüzlerine vuruyor. Hatta Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle seslendi: “Ey domuz ve maymun kardeşleri!” Hatta Allah Celle Celaluhu onları, birçok ayette lanetledi ve onlara kızgınlığı gösterdi.
Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem kendi ümmetini, İsrailoğulları’nın düştükleri hallere düşmekten sakındırdı. Dünyaya, dünya hayatına ve yaşamaya düşkün olmaktan, kadınlara, şehvetlerine ve mallara düşkün olmaktan sakındırdı. Hatta böyle duruma düşeceğimize dair haber verdi.
Şu anda, birçok Müslüman İslam’ı aziz kılmak ve uygulamak için onun devletini kurmak uğrunda zahmet ve meşakkat çekmeye, hapse düşmeye ve ölmeye hazır değillerdir. Birçok kimse İslam daveti uğrunda eziyet görürse veya hapse düşerse hemen davadan vazgeçiyorlar. Tamamen İsrailoğulları’nın düştüğü duruma düşmektedirler. Allahu Teala Kur’an’da bize İsrailoğulları’ndan birçok örnek gösterdi. Çünkü Allah İsrailoğulları’nın düştükleri kötü durumlara düşmemiz ve yaptıklarına benzer kötü amelleri yapmamız için bizi uyarmaktadır.
Allah Celle Celaluhu İsrailoğulları’na hitabını devam ettirmektedir. Aynı anda bu şekilde bize uyarı vermektedir.