Soru:
Ölünün Ruhuna Kuran Okunur mu?
Bunun Bidat olduğunu söyleyen görüşler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap:
Bu konuda âlimler arasında ihtilaf oldu, Maliki mezhebine göre mekruhtur.
Hanbeli âlimlerden olan Elmuğni kitabını yazan İbni Kudame şöyle yazdı: İmam İbni Hanbel önce bidat dedi, sonra İbni Ömer (R.A)’dan bir rivayet duyunca bu görüşten vazgeçti. İbni Ömer şöyle dedi: “Müslüman defnedilince yanında Bakra suresinin ilk ve son ayetleri okunur” (Beyhakı) İbni Kudame de şunu ekledi “İbni Hanbel şöyle dedi: Mezarda Kuran’ın okunması kötü değildir. Mezarlara giderseniz Kürsi ayetini ve üç defa İhlas suresini okuyun. Sonra şunu deyin: Allahım bunun faydasını (sevabını) mezarlardaki olanlara ait kıl”. Kitab-ul Maksad Elerşed kitabının sahibi İbni Hanbel talebesi olan Muhammed bin Ahmed Elmeruruzi de bu rivayeti aktardı. Ömer bin Hattap r.a “ Bir kişi defnedilince başı yanında (baş tarafında) Fatiha ve Bakara suresinin son ayetlerinin okunmasını tavsiye etti”.

İmam Nevevi Ezkar kitabında şöyle dedi: “ İmam şafi ve arkadaşları ölü yanında Kura’ndan bir şeyin okunmasını müstehab (sevilen bir şey) olarak gördüler. Eğer Kura’n’ın tümünü okurlarsa güzel olur”. Yine Zubeydi, İhya-ul Ulumu’nun kitabını şerhederken şunu dedi: “Mezarı ziyaret eden kimsenin Kuran’dan bir şey okuması müstehabtır. Ondan sonra ölü için dua etsin”.
Fakat bu okumanın sevabının ölünün defterinde yazılıp yazılmadığı ihtilaf konusu oldu. Bir rivayete göre İmam Şafi yazılmaz dedi. Başka rivayete göre yazılır dedi. Talebeleri ise yazılır dediler. İmam İbni Hanbel yazılır dedi. İmam Nevevi şöyle aktardı: “İmam şafi ve cumhur-ul ulama (alimlerin çoğu) Kuran okunmasının sevabı ölüye erişmez”.

Elfıkhulekber kitabında Hanafi mezhebine mensup olan Molla Ali Kari şöyle dedi: “Ebu Hanife, Malik ve bir rivayete göre Ahmed İbni hanbel de mezarlarda Kuran okunmasının mekruh olduğunu gördüler. Çünkü sünnette delili geçmedi”.
Maliki mezhebinin âlimlerinden Ahmed Edridir “Şerh-ul Elkebir” kitabında “Mutehrun (sonra gelen) âlimler ölü üzerine Kuran okunmasını kötü görmediler. Bunun sevabı, onun için dua edilmesi ve mağfiret dilemesi ona erişir dediler”.
Bu konu hakkında bir takım hadisler geçti:
Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
” اقرءوا على موتاكم يس” (أحمد بن حنبل، أبو داود والنسائي، وابن ماجه وابن حبان والحاكم)
“Ölüleriniz üzerine Yasin suresini okuyun” (İbni Hanbel, Ebu Davut, Nesai, İbni Maceh, İbni Habban ve Elhakim)
Hanbeli mezhebinin âlimlerinden İbni Kudame El Muğni kitabında şu hadisi gösterdi: Resulullah (sav) şöyle buyurdu:

” من دخل المقابر وقرأ يس خفف عنهم يومئذ وكان له بعدد من فيها حسنات”
“Kim mezara gelince Yasin suresi okursa o gün kabirdeki olanlar üzerinden azap hafifler ve bu surede ne kadar sevap varsa (okuyan) onun sevabını alır”
Şu hadisi de gösterdi: Resulullah (sav)’den şöyle rivayet edildi:
” من زار قبر والديه أو أحدهما فقرأ عنده أو عندهما يس غفر له”
“ Kim babasının veya annesinin mezarını ziyaret ederse ve orada Yasin okursa günahı bağışlanır”.
Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi:
” كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا فرغ من دفن الميت وقف عليه وقال : استغفروا لأخيكم وسلو له التثبيت، فإنه الآن يسأل” (أبو داود)
“ Ölü defnedildikten sonra kabir yanında duruyordu ve şöyle diyordu: kardeşiniz için mağfiret ve sebatlılığı dileyin, çünkü şu anda soruluyor” (Ebu Davut)
Buna göre âlimler dediler ki Resulullah (sav) böyle buyurduğundan dolayı mağfiret dilemekten daha üstün olan Kuran okumaktır. Çünkü Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
” إن خير الحديث كتاب الله” (أبو داود)
“ Şüphesiz ki konuşmaların, sözlerin en üstünü Allahın kitabıdır” (Ebu Davut)
Bütün bu delilere göre ve müçtehitlerin görüşleri incelendikten sonra ölü arkasından Kuran okunur, Fatiha veya Yasin veya başka sureler okunur. Müstahab sayılır. Okuyan kimse sevap alır. Onun sevabı Allahın izniyle onun defterinde yazılır. Çünkü Resulullah (sav) onun üzerinde veya arkasında veya kabirinde Kuran okunmasını emretti. Fakat bu emir kesin değildir, bu nedenle farz sayılmaz. Fakat mubah sayılır, bundan daha ziyade mendup veya mustehap derecesine ulaşır.
Resulullah (sav) şöyle de buyurdu:”
” إن الرجل إذا قرأ القرآن فإنه يكسى والداه من حلل الجنة” (الطبراني في الكبير والبيهقي)
“ Bir adam Kuran’ı okursa babası ve annesine cennetin elbiselerinden bir elbise giydirir” (Tabaranı ve Beyhaki)
Bunun mefhumu babası ve annesi öldükten sonra Kuran okursa onlara sevap erişir.
Ölü arkasında veya mezarda Kuran okunması bidattır diyenler şu hadise dayandılar:
Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم :” إذا مات ابن آدم انقطع عمله إلا من ثلاثة: إلا من صدقة جارية، أو علم ينتفع به، أو ولد صالح يدعو له” (مسلم)
“ Adem oğlu ölürse şu üç şeyden başka ameli kesilir: cari olan (devam eden) bir sadaka, faydalı bir ilim veyahut kendisi için dua eden salih evlattır” (Müslim)
Resulullah (sav) bunu söylerken yukarıdaki hadisleri de söyledi. Bu nedenle daha önce bahsettiğimiz hadisleri yukarıdaki hadise sonra ekledi. Bir çelişki yoktur.
Misal olarak Kuran-ı kerimde Allah (cc) şöyle buyurdu:”
‌قُل لَّاۤ اَجِدُ فِىۡ مَاۤ اُوۡحِىَ اِلَىَّ مُحَرَّمًا عَلٰى طَاعِمٍ يَّطۡعَمُهٗۤ اِلَّاۤ اَنۡ يَّكُوۡنَ مَيۡتَةً اَوۡ دَمًا مَّسۡفُوۡحًا اَوۡ لَحۡمَ خِنۡزِيۡرٍ فَاِنَّهٗ رِجۡسٌ اَوۡ فِسۡقًا اُهِلَّ لِغَيۡرِ اللّٰهِ بِهٖ‌‌ۚ فَمَنِ اضۡطُرَّ غَيۡرَ بَاغٍ وَّلَا عَادٍ فَاِنَّ رَبَّكَ غَفُوۡرٌ رَّحِيۡمٌ‏
“Deki bana vahyolunanlar arasında ölü, akıtılmış kan, domuz eti, bunlar pistir veya Allah dışında başka şeylere helal kılınan da bir fısktır, Allaha bir isyandır” (Enam 145)
Bu ayette sadece bunlar haram olarak gösterildi ama sonra Maide suresinde başka şeyleri de Allah haram kıldı. Şöyle buyurdu:
حُرِّمَتۡ عَلَيۡكُمُ الۡمَيۡتَةُ وَالدَّمُ وَلَحۡمُ الۡخِنۡزِيۡرِ وَمَاۤ اُهِلَّ لِغَيۡرِ اللّٰهِ بِهٖ وَالۡمُنۡخَنِقَةُ وَالۡمَوۡقُوۡذَةُ وَالۡمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيۡحَةُ وَمَاۤ اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيۡتُمۡ وَمَا ذُ بِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنۡ تَسۡتَقۡسِمُوۡا بِالۡاَزۡلَامِ‌ ؕ ذٰ لِكُمۡ فِسۡقٌ‌
“Leş, kan, domuz eti, Allahtan başkası adına kesilen hayvan, boğulmuş hayvan, bir yerine vurularak öldürülmüş hayvan, düşüp ölmüş hayvan, boynuzlanmış hayvan, yırtıcı hayvanlar tarafından yenilmiş hayvan, ancak ölmeden yetişip kestikleriniz hariçtir, dikili taşlar (heykeller ve putlar) adına kesilen hayvanlar ve fal oklarıyla aradığınız kısmet haram kılındı, bunların hepsi fasıklıktır, Allah’a isyandır”. (Maide 3)
İşte bunun gibi başka ayetler var ve bunun gibi Resulullah (sav)’de Allah’ın vahyiyle ekledi.
İşte ölü arkasından okumakla ilgili hadisler aynıdır. Resulullah (sav) ilk hadiste “Adem oğlu ölürse şu üç şeyden başka ameli kesilir” diye buyurdu, diğer hadisleri Allah’ın vahyi ile ekledi. Sadece üç şey değil, Kuran okunması da ölüye de fayda veya sevap sağlar.
Nitekim Resulullah (sav) başka bir sahih hadiste şöyle de buyurdu:
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم:
:” إن مما يلحق المؤمن من عمله وحسناته بعد موته علما علمه ونشره وولدا صالحا تركه ومصحفا ورثه أو مسجدا بناه أو بيتا لابن السبيل بناه أو نهرا أجراه أو صدقة أخرجها من ماله في صحته وحياته يلحقه من بعد موته”. (رواه ابن ماجه)
“ Öldükten sonra mümin olan kimsenin ameline ve sevaplarına şunlar yetişir: öğrettiği ve yaydığı ilim, arkasında bıraktığı salih evlat, miras olarak bıraktığı (bastığı) mushaf, tesis ettiği mescit, ibnisebil (yolda parasız kalan kimseleri) barındırmak için tesis ettiği ev, akıttığı nehir, hayatında ve sağlıklı iken çıkarttığı sadakalardır. Bunlar öldükten sonra arkasına ilhak edilir, yetişirler” (İbni Maceh)
Yine Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم:
” من دعا إلى هدى كان له من الأجر مثل أجور من تبعه لا ينقص ذلك من أجورهم شيئا ومن دعا إلى ضلالة كان عليه من الإثم مثل آثام من تبعه لا ينقص ذلك من آثامهم شيئا” (مسلم)
“ Kim bir hidayete davet ederse öyle sevabı vardırki kendisine (bu hidayete) tabi olanların sevabı kadar sevap alır, tâbi olan kimselerin sevabı da eksilmez. Kim bir dalalete (sapıklığa) davet ederse öyle günahı vardır ki kendisine tâbi olan (sapıklığına düşen) kimselerin günahlarını taşır, tâbi olanların günahları da eksilmez” (Müslim)

Bu nedenle âlimler Resulullah (sav) ümmetinin aldıkları sevapları kadar sevap alır dediler, çünkü onlara hidayeti ve hayrı gösterdi. Müslümanların sevapları de eksilmez.
Buna göre en efdal ve en üstün olan amel insanları İslama davet etmek ve kazandırmak, Müslümanları yetiştirmek, insanlara doğru yolu göstermek, hak sözü söyelmek, İslam hakimiyetini tesis etmek için daveti taşımak ve devletini kurmak için mücadele vermek ve bunun için adam yetiştirmektir. Bu işler için kimi kazanırsan onun sevabını alırsın ve kazanılan kişinin sevabı da eksilmez. Öldükten sonra bu amellerin sevabı da devam eder. Bunun için müslümanlar yarışsınlar. Hatta zalimlere karşı hak sözü söylerse, Allah’ın dinini yükseltmek için mücadele ederse ve zalim tarafından hapse atılırsa iki kat sevabı vardır ve öldürülürse şehitlerin efendisi olur:
Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
“سيد الشهداء حمزة بن عبد المطلب ورجل قام إلى إمام جائر فأمره ونهاه فقتله” (الحاكم)
“ Şehitlerin efendisi Hamza bin Abdulmutalib ve zalim yöneticiye marufu emrettiği ve onu münkerden nehyettiği için zalim yönetici tarafından öldürülen kişidir” (Elhakim)
Ama yukarıdaki hadise göre ve daha doğrusu bir çok ayete göre sapık olan komünizm, sosyalizm, laiklik ve demokrasi gibi İslama ters ve aykırı olan fikirlere çağıran, İslamın haram kıldığı şeylere insanları davet eden veya bunları serbest bırakan veya müsaade eden veya bunların serbestliği için kanun çıkartan kimsenin cehennemde azabı pek büyüktür, kat kat artar. Zira onun nedeniyle bu sapıklığa düşen kimsenin günahı kendisine eklenir. Bu sapıklığa düşen kimse veya o sapık kimseye tabi olan kimselerin günahları eksilmez.
Buna göre müslüman Kuran ve sünnete sarılsın ve davet etsin kendisine icabet edenin sevabı kadar kendisine erişsin ve sapıklara karşı mücadele etsinki sapmış olanların hidayete girmesine vesile olsun.

Esad Mansur