-48-
Günah işleyenlerin maymuna çevrilmesi:

ولقد علمتم الذين اعتدوا منكم في السبت فقلنا لهم كونوا قردة خاسئين.(65) فجعلناها نكالا لما بين يديها وما خلفها وموعظة للمتقين.
“Cumartesi günü sizden Allah’ın emrine isyan edenlerin ne duruma düştüklerini bildiniz onlara birer alçak maymunlar olun dedik (oluverdiler).
Onlara öyle ceza verdik ki bu ceza etrafta bulunanlara ve ondan sonra gelenlere bir ibret olsun. Aynı anda takvalılar için bir öğüt (hatırlatma) olsun.” (Bakara 65-66)

Allah’u Teala İsrailoğulları için cumartesi gününü kutsal bir gün olarak kılmıştır. O günde çalışmak veya balık avlamak yasaklandı. Bu halkı imtihan etmek için cumartesi gününde balıklar ve yunus balıkları bolca geliyordu. Diğer günlerde yunus balıkları hiç gelmiyordu. Çıkarcılık onlara galip geldi ve şöyle yapmaya başladılar. Cuma ile cumartesiyi birbirine bağlayan gecede ağları ve diğer av aletlerini kuruyorlardı ve Pazar gününde gidiyorlar ağlarına düşen balıkları alıyorlardı. Hem bunlardan yiyorlar hem de arta kalanı satıyorlardı. Onlardan bir takım müminler onları nehyetmeye başladılar. Onlar bu müminlere şöyle derler: “Biz cumartesi günü avlanmıyoruz, Pazar gününde bunları aldık.” Bir takım müminler onlara dedi ki; “ama bu avlar ağlarınızda cumartesi gününde gerçekleşti.” Bu şekilde bir takım takvalılar ile denize yakın olan köyde oturanlar arasında tartışmalar sürüyordu. Onlardan bir grup dedi ki; “Bırakın bu insanları, artık onlara nasihat vermeyin, çünkü Allah Celle Celaluhu onları helak edecek veya şiddetli azaba uğratacaktır”. Bununla ilgili ayeti kerimelerdeki açıklama şöyledir:
وسئلهم عن القرية التي كانت حاضرة البحر إذ يعدون في السبت إذ تأتيهم حيتانهم يوم سبتهم شرعا ويوم لا يسبتون لا تأتيهم، كذلك نبلوهم بما كانوا يفسقون.(163) وإذ قالت أمة منهم لما تعظون قوما الله مهلكهم أو معذبهم عذابا شديدا، قالوا معذرة إلى ربكم ولعلهم يتقون.(164) فلما نسوا ما ذكروا به أنجينا الذين ينهون عن السوء وأخذنا الذين ظلموا بعذاب بئيس بما كانوا يفسقون.
“Onlara, deniz kıyısında bulunan köyün halkının durumunu sor. Hani onlar cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Çünkü cumartesi tatili yaptıkları gün, balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmadıkları gün de gelmezlerdi. İşte böylece biz, yoldan çıkmalarından dolayı onları imtihan ediyorduk.
İçlerinden bir topluluk: “Allah’ın helâk edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?” dedi. (Öğüt verenler) dediler ki: Rabbimize mazeret beyan edelim diye bir de sakınırlar ümidiyle (öğüt veriyoruz).
Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, biz de kötülükten men edenleri kurtardık, zulmedenleri de yapmakta oldukları kötülüklerden ötürü şiddetli bir azap ile yakaladık.” (Araf 163-164-165)

İsrailoğulları Allah’ın bu emrine ve nehyine muhalefet ettiklerinden ve böyle hile yaptıklarından dolayı bunların akıbetini beyan ediyor. Bununla beraber Allah Celle Celaluhu kendisine isyan edenlerin böylece akıbetlerini bildiriyor ki, diğerleri Allah’a isyan etmekten veya Allah’ın emirlerine ve nehylerine hile yapmaktan sakınsınlar da öncekilere müstahak olan azap kendilerine müstahak olmasın.
Allah’u Teala insanlara bazı cazibeli ve faydalı şeyleri yasaklıyor ki onların kendisine isyan edip etmeyeceklerini ortaya çıkartmakla imtihan etsin. Balık faydalı ve karlı bir şeydir. İsrailoğulları başka günlerde pek balık bulamıyorlardı. Böyle bir hile yaptılar. Allah Celle Celaluhu bu nedenle onlara ceza verdi. Osmanlı devletinin son yetmiş senesi içerisinde yöneticiler, hakimler ve alimler zaruret, maslahat ve şartlar bahane göstererek Şeriata karşı değişik hileler yaptılar. Allah Celle Celaluhu bu nedenle devleti facirlerin elleriyle yıktırdı. Şimdiye kadar Müslümanların bir kısmı bu hileleri kullanmaktadır. Zaruret veya maslahat veyahut başka bahaneler altında faizi yiyorlar, halkın hakimiyeti olan demokrasiyi savunuyorlar, değişik bahaneler göstererek zalimlerin hükümetlerine katılıyorlar vs. Bunların gösterdikleri bahaneler hem de türlü türlü fetvalar adı altında İsrail oğullarının balığı avlama hadisesinde yaptıkları hileye benzer birer hilelerden ibarettir. Bu nedenle, Müslümanların başlarına birer ceza olarak bunca musibetler gelmektedir.
Buna göre, daveti taşıyan kimseler, insanlar kendilerine icabet etmezse ümitsizliğe kapılmasınlar ve bıkmasınlar. Önemli olan kendilerine düşen görev ve sorumluluğu idrak edip, bu bilinçte bütün güçleriyle çalışmaktır. Diğer insanların buna icabet etmemelerinden dolayı kendilerinin ayrıca bir sorumlulukları ve günahları yoktur. Kıyamet gününde Allah Celle Celaluhu karşısında sorumlu olmazlar. İsrailoğulları arasında daveti yüklenenler azaptan kurtuldu. Bu gün daveti yüklenenler marufu emredip ve münkeri nehyedince Allah Celle Celaluhu onları kurtarır. Allah Celle Celaluhu’ya isyan edenlerden etkilenmesinler. Çünkü isyan edenlerin sonu hüsrandır. Allah Celle Celaluhu kafirlere ve isyan edenlere belirli mühlet verir. Fakat buna rağmen tövbe etmezler ve İslam’a yönelmezler ise onlara ceza vermeyi asla ihmal etmez.