-50-
Fuzuli ve gereksiz soru sormanın kötü akıbeti:

Allah’u Teala İsrailoğulları’nın düştükleri başka bir hatayı bize şu ayetlerde gösteriyor:

قَالُوا ادۡعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنۡ لَّنَا مَا هِىَ‌ؕ قَالَ اِنَّهٗ يَقُوۡلُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا فَارِضٌ وَّلَا بِكۡرٌؕ عَوَانٌۢ بَيۡنَ ذٰلِكَ‌ؕ فَافۡعَلُوۡا مَا تُؤۡمَرُوۡنَ‏ قَالُوا ادۡعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنۡ لَّنَا مَا لَوۡنُهَا ‌ؕ قَالَ اِنَّهٗ يَقُوۡلُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفۡرَآءُۙ فَاقِعٌ لَّوۡنُهَا تَسُرُّ النّٰظِرِيۡنَ‏ قَالُوا ادۡعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنۡ لَّنَا مَا هِىَۙ اِنَّ الۡبَقَرَ تَشٰبَهَ عَلَيۡنَا وَاِنَّـآ اِنۡ شَآءَ اللّٰهُ لَمُهۡتَدُوۡنَ‏ قَالَ اِنَّهٗ يَقُوۡلُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا ذَلُوۡلٌ تُثِيۡرُ الۡاَرۡضَ وَلَا تَسۡقِى الۡحَـرۡثَ ‌ۚ مُسَلَّمَةٌ لَّا شِيَةَ فِيۡهَا ‌ؕ قَالُوا الۡـٰٔـنَ جِئۡتَ بِالۡحَـقِّ‌ؕ فَذَبَحُوۡهَا وَمَا كَادُوۡا يَفۡعَلُوۡنَ
“Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne olduğunu açıklasın” dediler. Musa: Allah diyor ki: “O, ne yaşlı ne de körpe; ikisi arasında bir inek.” Size emredileni hemen yapın, dedi.
Bu defa: Bizim için Rabbine dua et, bize onun rengini açıklasın, dediler. “O diyor ki: Sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir” dedi.
“(Ey Musa!) Bizim için, Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın, nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Biz, inşâAllah emredileni yapma yolunu buluruz” dediler.
(Musa) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir. “İşte şimdi gerçeği anlattın” dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.” (Bakara 68-71)

İsrailoğulları’nın düştükleri hatalardan biriside, çok soru sormalarıdır. Daha doğrusu fuzuli sorular sormalarıdır. Allah onlardan bir ineğin kesilmesini istedi. Bu her hangi bir inek olabilirdi. Fakat fuzuli (gereksiz) sorular sordular. “Bu inek nasıl olmalı?” Musa Aleyhisselam; “ne büyük ne küçük” dedikten sonra onlardan bu emri hemen yerine getirmelerini istedi. Sanki onlara diyor ki; fazla soru sormayın hemen böyle bir inek kesin. Fakat onlar kendi kendilerini zor duruma düşürüyorlar ve sormaya devam ediyorlar. Ve yine sordular. “Rengi nasıl olsun?” Musa Aleyhisselam rengini onlara söyledi. “Güzel olan koyu sarıdır.” Bununla da yetinmediler. Dediler ki: “Tam ineğin vasıflarını bize göstersin, biz doğru yolu bulacağız.” Buradan anlaşılıyor ki, onlar yapmak istemediklerinden çok sorup böylesi ifadeler sarf ediyorlardı. Allah Celle Celaluhu ineğin başka vasıflarını da gösterdi. Bütün bu fuzuli sorulardan sonra soru sormayı kestiler. Ayetin sonunda onlar kesmek istemiyorlardı, onun için soruyorlardı diye Allah bildiriyor. Fuzuli olarak çok soru sorulmasından maksat öyle bir şey dünyada yok diyecek ve işten kaçmak için bahane aramalarıdır.

Allah’u Teala bizi bir başka ayeti kerimede fuzuli soru sormaktan nehyediyor, Maide 101. Ayetine bakın. Allah insanlara Haccı farzı kılınca biri de Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in yanına gelip şöyle sordu: “Ya Resulullah her sene mi hacc yapacağız? Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem yüzünü ondan çevirdi. Bu adam üç defa Resulullah’a aynı hususta sordu ve her defadasın da Resulullah ondan yüzünü çevirdi. Ondan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem kızarak şöyle dedi: “Müslümanlardan en büyük günahı işleyen kimse, Müslümanlara haram kılınmayan bir şey hakkında sorar, sonra sorusundan dolayı Allah o şeyi haram kılar.” Yani o kimse haram kılınan şeyi yaparsa en büyük günahkar kimse olur. Resulullah o sözleri sarfettikten sonra şöyle dedi: “Sizi hangi şey üzerinde bırakmışsam onu öyle kabul edin. Sizden öncekileri helake düşüren şey çok soru sormak ve onların peygamberleri üzerine ihtilaf etmeleridir. Sizi hangi şeyden nehyettiysem ondan vazgeçin ve hangi şey hakkında emir vermişsem gücünüz yettiği kadar onu yerine getirin.” (Buhari ve Müslim)

Neden bu adamın sorusunun fuzuli olduğuna gelince: Çünkü ayette insanlara hac farz kılındı. (Al-i İmran 97) Ayetten hacc farziyetinin insanın ömründe bir kere olduğu anlaşılır. Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem başka bir hadiste; “İsrailoğullarını helake düşüren şey çok soru sormalarıdır.” Demiştir. Yukarıdaki hadiste de (sizden öncekileri helake düşüren şey) deyince, bunların İsrailoğulları oldukları anlaşılır. Çünkü yukarıda ayette geçtiği gibi onlar çok soru soruyorlardı ve peygamberleri üzerine ihtilafa düşüyorlardı.

Şu var ki, bir şeyin hükmü belli değilse onu sormak farzdır. Bir Müslüman başından yaralandı. Bundan sonra yıkanması (gusletmesi) gerekti. Bazı sahabelere sordu. Sahabeler dediler ki; “Sana bir ruhsat bulamıyoruz, yıkanman gerekir” dediler. Bu Müslüman yıkandıktan sonra vefat etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem bu olayı haber alınca şöyle dedi: “Bu adam niye bana sormadı? Hasta olan kimsenin şifası soru sormasıdır.” (İbni Maceh)
Bir ayette Resule, kitaptan ve sünnetten hüküm çıkartabilen alimlere ve ulûlemre dönmemizi Allah Celle Celaluhu istemiştir. (Nisa 83)

Nisa suresi 59. Ayette Allah’u Teala bir şey hakkında çekiştiğimiz zaman Allah ve Resulüne yani, Kur’an’a ve hadis-i şeriflere başvurmamızı bizden talep ediyor.
Başka bir husus daha vardır. Allah’u Teala İsrailoğulları’nın öyle fuzuli (gerekmeyen veya değersiz) soruları sormalarının sebebini Allah’ın emrini yerine getirmemek için olduğunu beyan etmesidir. Burada önemli bir nokta ortaya çıkıyor ki; böyle fuzuli soru soranlar kendilerine emredileni yapmamak, meseleyi zorlaştırarak mazeret gösterip işten kaçmak için yapıyorlar. Bunu pratikte de görüyoruz.

Allah’u Tealanın neden bu ineğin kesilmesini istediğini ayetlerin devamından anlıyoruz.