Soru:
Tedavi amaçlı olmayan iğne ve damarların (vitamin gibi) kullanılması hakkında hüküm nedir?

Cevap:
Bu konuda alimler arasında ihtilaf oldu. Bir kısım alimler bunun kullanılmasının caiz olduğunu söylediler. Çünkü mideye veya boğaza veya bağırsaklara veya akciğere girmez. İnsan böyle iğne alırsa yediğini ve içtiğini hissetmez, doyduğunu da hissetmez. Sadece yorgunluğu giderir.
İkinci kısım alimler, bunun kullanılmasının caiz olmadığını söylediler. Çünkü besleyici sayılır. Yemek ve içmekten maksadın beslenme olduğunu söylediler.
Bu ikinci görüş zayıftır. Çünkü mesele beslenme değildir. Yalnız yemek ve içmeyi Allah için bırakmaktır. Mesele beslenme değildir. Besleyici iğneyi alan kimse yediğini veya doyduğunu hissetmez. Ayrıca haz almaz ve tatmaz, lezzet yoktur, çünkü bir şey yemedi veya içmedi. İnsan normal yerse ve içerse bir şey yediğini ve içtiğini ve doyduğunu hisseder, diliyle tatar, haz ve lezzet duyar. Orucun manası, yemekten ve içmekten kesilmektir. Beslenmemek değildir. Ayrıca cimadan uzak durmaktır. Müslüman yemek, içmek ve cimadan mani olunursa dünya lezzetini, zevkini ve şehvetini Allah için terk etmiş olur. Böylece Allaha itaatini gösterir, takva sahibi sayılır. Nitekim orucun hikmeti takvalı olmaktır.
يٰٓـاَيُّهَا الَّذِيۡنَ اٰمَنُوۡا كُتِبَ عَلَيۡکُمُ الصِّيَامُ کَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِيۡنَ مِنۡ قَبۡلِکُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُوۡنَۙ‏
“ Ey iman edenler! Sizden öncekilere oruç farzı kılındığı gibi sizede kılındı. Umulur ki takva sahibi olasınız”(Bakara 183)
Oruçtan umulan netice takva sahibi olmaktır. Hikmet budur. İnsan en arzu ettiği şeyleri bir gün boyunca Allah için bırakıyor, bir ay boyunca her gün aynı şeyi yapıyor, bunun manası bu insan Allahtan korktuğu ve onun rızasını istediğini gösterir.
Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
“ Oruç (günahtan) bir korunmadır. Oruçlu cima yapmaz, cahillik te yapmaz. Hatta kendisiyle biri çekişirse veya kendisine küfretse de, o kişiye iki defa ben oruçluyum desin. Canımı elinde tutana (Allaha) yemin ederim ki oruçlunun ağız kokusu Allah indindin de misk kokusundan daha hoştur. Allah şöyle der: Oruçlu olan kimse benim için yemeyi, içmeyi ve şehvetini terk eder. Oruç benim için tutulur. Ben ona karşılık veririm. Bir hasenat (iyilik) on kat olur”. (Buharı)
Buna rağmen, besleyici iğnenin orucu bozduğundan şüphelenen kimse bundan kaçınsın.

Soru:
İğne damara vuruluyorsa bozar ete vuruluyorsa bozulmaz diye biliyordum? Ayrıca burnun boğazla bağlantısı olduğu gibi göz ve kulakların da boğazla bağlantısı olduğunu biliyorum.

Cevap:
Göz veya kulağa giren boğaz girmez, böyle olsaydı Resulullah (sav) bu noktada uyarır ve sakındırırdı. Oysa Resulullah (sav) sadece buruna fazla su çekmekten sakındırdı. Şöyle buyurdu:
” وبالغ في الاستنشاق إلا أن تكون صائما”
“ Oruçlu olmadığın müddetçe abdest alırken burnuna fazla su çekmeye çalış” (Tirmizi ve Ebu Davut )
Nitekim Müslüman günde yaklaşık olarak beş defa abdest alır, yine durumuna göre yıkanır veya boy abdesti alır. Su gözlere ve kulaklara giriyor. Burun gibi olsaydı boğaza su girseydi Resulullah (sav) bu hususta uyarırdı.
Ebu Rafi’in yoluyla sahih bir rivayetle şöyle dedi: “Resulullah (sav) oruçlu iken gözlerine sürme koydu” (Beyhakı, Tabaranı ve İbni Maceh). Sürme gözde eriyor. Burun gibi göz boğaza açık olsaydı, boğaza doğru girerdi.
Ayrıca vakıa incelenince ilim ve tıp bunu söylüyor. İnsan kendisi de gözünden veya kulağından boğazına bunu hissetmiyor. Sadece burundan girerse boğaza girdiğini hisseder, herkes bunu hisseder. İnsan yüzerken su damlası kulağa girince bunu çıkartmak için bazı vücut hareketi yapar. Yoksa su damlası böyle belli müddete kadar durur ve ondan sonra kulaktan çıkar.
İbni Abbas r.a abdest alırken suyun göze girmesinin gerekli olduğunu söyledi. Çünkü göz yüzden bir parçadır, abdest alınırken yüz yıkanırken göz yıkanması gerekir, bu nedenle suyu göze sokmanın gerekli olduğunu söyledi. Onun içtihadı böyledir. Fakat oruçlu iken suyun göze girmesi veya sokulmasından sakındırmadı.
Böylece oruçlu iken göz ve kulak damlasının alınması caizdir, orucu bozmaz.
Esad Mansur