-53-

“Kitaplarını değiştirdikleri için Ehl-i Kitap lanetlendiler! Böyelce imandan uzaklaştılar!
Peki Kuran’a ters fetva veren alim ve hocalar onlar gibi sayılır mı?

Kitabı değiştirenlerin iman etmelerinin beklenmemesi:

أفتطمعون أن يؤمنوا لكم وقد كان فريق منهم يسمعون كلام الله ثم يحرفونه من بعد ما عقلوه وهم يعلمون.
“Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysaki onlardan bir zümre, Allah’ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.” (Bakara 75)
Allah’u Teala bu tür insanları sergiledi. Kendilerine ne kadar iyilik yaptıysa hiç yaramadı, hep nankörlük gösterdiler. Kalpleri katı ve sert oldu. Nimetlerinden dolayı Allah’a hiç şükretmediler. Tersine isyan ettiler. Bunlar Yahudilerdir.
Allah’u Teala bu yahudilerin sıfatları, karakteri ve hallerini göstererek İslam ümmetinin dikkatini şu yöne çekti. Allah onlara iyilikte bulunduğu halde onlar O’na iman etmeyip isyan ettilerse bunlardan hayır beklemeyin. Onlar Allah’ın sözlerini dinleyip anladıktan sonra, aslından saptırıp bile bile değiştiriyorlardı. Musa Aleyhisselam ve diğer Peygamberlerin dönemlerinde Allah’ın sözlerini değiştirip başka yönlere çevirdikleri gibi. Yine Kur’an’ı Kerimi dinledikten ve anladıktan sonra yaptıklarına dair bu ayette bir anlam daha çıkar. Çünkü ifade geneldir. Allah’ın sözleri, hem önceki Resullere indirdiği ayetleri hem de Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’e indirdiği sözleri ve ayetleri kapsar.
Burada Allah’u Teala, Yahudilerin halini gösteriyor ve onlara güvenmemeye çağırıyor. Önceki peygamberler dönemlerinde de hainlik ve gaddarlık yaptılar. Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’ede bunu yapınca hemen onları cezalandırdı. Onlarla savaştı ve sürgüne gönderdi. Bu asırdaki Yahudiler ile eski Yahudiler sıfat ve karakter olarak aynı özellikleri taşıyorlar. Osmanlı devleti yüzlerce sene onları himaye etti, fakat hainlik yapıp İngilizlerle işbirliği yapıp İttihat ve Terakki cemiyeti vasıtasıyla Halife II. Abdülhamid’i devirdiler ve I. Cihan savaşına soktular, ondan sonra Hilafeti yıkıp yerine laik cumhuriyet kurdular. Filistin’de, Türkiye’de ve bütün dünya memleketlerinde aynı gaddarlık ve hainliği yapmaktadırlar. Türkiye laik yönetimi onlara güvendi. Onlar Türkiye’yi hem aldatmaya hem de kandırmaya başladı. Buna en canlı örnek, Türkiye F16 savaş uçaklarını teknik açıdan geliştirilmesi için Yahudilerin ellerine teslim etti. Türkiye bu tamir edilen uçakları kullanmaya başladı. Fakat bu uçaklar kısa bir süre içerisinde arızalanarak düşmeye başladı. Türkiye’den Yahudilerin ablukası altında mahsur kalan Gazze halkına yardım etmek üzere hareket eden gemiye Yahudi askerleri vahşice saldırı yapıp dokuz Türk’ü öldürdü. İşte Türkiye, Yahudiler tekniği biliyorlar ve teknikleri güzeldir diyerek güvendiler ve tamir işlerini onlara verdiler. Yine Yahudi devleti bizim müttefikimiz ve dostumuz diyerek ona güvendiler. Fakat Yahudiler hainlik yaptılar ve insani yardım taşıyan Türkleri öldürdüler.
Burada Allah’u Teala bir mesaj veriyor! Yahudiler gibi olmayın ve onlara da güvenmeyin. Bu asırda İslam dünyasında ve özellikle Türkiye’de Allah’ın sözlerini başka manaya çevirmeye çalışan hoca, müftü, profesörler, alim ve şeyh lakabı taşıyan bazı kişiler, devletin görevlisi olan Diyanet İşler Başkanı ve onunla beraber bazı kişiler, ayetlerin manalarını bozmaya ve başka yöne çekmeye çalışıyorlar. Böylece, mevcut olan küfür sistemini ve ilkelerini meşru kılmak istemektedirler. Amaç laikliği, cumhuriyeti, demokrasiyi, Atatürk ilkeleri, milliyetçiliği ve temel hürriyetleri İslam’dan saymaktır. Haramı helal kılıyorlar. Mesela; faizi helal kıldılar, farzı yasakladılar, başörtüsünü yasaklayarak “farz değildir” dediler. Bu laik rejimin televizyon, sinema, medya ve başka araçlarla zinaya teşvik etmesine, genel evler, pavyon ve gazinoları açmasına, içki fabrikaları kurup değişik şekillerle içilmesine teşvik etmesine karşı sustular. Allah’ın sözlerini başka manaya çevirenler bu ihaneti sürekli işlemektedir. Nasıl ki, Yahudi hahamlarına güvenilmemesi gerekli ise bu günde laik rejimin taraftarı veya çıkarcı hoca, müftü, profesör, şeyh ve alim lakabı taşıyanlara güven duyulmaması gerekir. Nitekim Allah’u Teala bu şahsiyetleri Kuran’da lanetledi (Bakara 159, 174, 175). Enes bin Malik Radiyallahu Anh Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Alimler yöneticilerin çevrelerine girmedikçe Resullerin emanetçileri olurlar. Onların çevrelerine girerlerse Resullere ihanet etmiş olurlar. Bu durumda onlardan (bu alimlerden) sakının ve uzak durun.’’ (El Hüseyin bin Sufyan’ın müsnedi, Abu Naim, Ed-deylemi, El-ukeyli, Rafii Tarihi ve El-Hakim Tarihi)
Muaz bin Cebel Radiyallahu Anh Resullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in şöyle dediğini rivayet etti: “Bir alim isteyerek bir otorite sahibi yanına gelirse cehennem ateşinde oterite sahibinin gördüğü her azabın çeşidine ortak olacaktır.’’ (Ed-deylemi ve El-hakim tarihi.) Bu hadislerin benzerleri Abu Davut, Tirmizi, Nisai ve Beyhaki’de geçti.
Bu hadislerden maksat; alimlerin yöneticilerle beraber olunması halinde, yöneticilerin emirlerine göre hareket ederler, bu durumda güvenilir olmazlar, yöneticiler hesabına fetva ve fikir vermeye başlarlar, hatta onlara sahip çıkarlar ve övgüler yağdırmaya başlarlar. Onlardan para, yardım ve maaş ile onların güdümüne giriyorlarsa onlarda güven kalmaz ve onlardan fetva ve fikir alınmaz. Resulümüz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem böylece bizi bu tür alim kimseler hususnda uyardı. Zira, bu alimler İsrailoğulları’nın hahamları veya alimleri gibi olurlar. Bu sebeple, imam Ebu Hanife, Ebu Cafer Mansur yönetiminde hakim olarak çalışmayı reddederek hapsi tercih etti. Buna benzer bir çok alim hapsi ve ölümü tercih edip zalim yöneticilerden uzak durdular. O zaman nasıl bugünkü yöneticilerin yanlarına alimler yaklaşacaktır! Oysa bu yöneticiler yalnız zalim değiller, Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezler, küfür anayasa ve kanunlarıyla Müslümanları yönetmektedirler.