Soru:

Bakara suresinin 283. ayetini facebook hesabımdan yarım olarak paylaşmıştım, aşağıdaki şekilde.
Şahitliği gizlemeyin. Her kim şahit olduğu gerçeği gizlerse, şüphesiz ki onun kalbi günahkardır. (Bakara 283)

Bir Arkadaşım ayetin tamamı yerine yarısını almanın caiz olmadığını belirtti. Ayetin başı malumunuz üzere Borçlanma hukukunu anlatıyor ve devamında ki Şahitlik hususunun genel olduğunu bildiğim için ayeti bu şekildeki paylaşmıştım…

Cevap:

Müslüman bir şey hakkında delil göstermek isterken manayı bozmadan ve belli bir konuyla ilgili ayetin bir kısmı varsa onu delil olarak gösterebilir. Soruda gösterdiğiniz gibi olabilir:
وَلَا تَكۡتُمُوا الشَّهَادَةَ ؕ وَمَنۡ يَّكۡتُمۡهَا فَاِنَّهٗۤ اٰثِمٌ قَلۡبُهٗ‌ؕ
“Şahitliği gizlemeyin. Her kim şahit olduğu gerçeği gizlerse, şüphesiz ki onun kalbi günahkardır”. (Bakara 283)

Ayetin tümünü göstermek gerekmez. Resululullah (sav) ve Sahabeler (r.a) bunu yaptılar.
Ibni Abbas r.a şöyle dedi:” Resulullah (sav) sabah namazında birinci raka’tta çok zaman
“ قُوۡلُوۡٓا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَآ اُنۡزِلَ اِلَيۡنَا …”
“ Deyin ki biz Allaha ve bize indirilene….iman ettik” (Bakara 136)

İkinci reka’tta ise
…”اٰمَنَّا بِاللّٰهِ‌ۚ وَاشۡهَدۡ بِاَنَّا مُسۡلِمُوۡنَ‏”
“…Allaha iman ettik ve Müslüman olduklarımıza şahit olun”. (Al-i İmran 52)
(Ebu Davut ve Nisai)
İbni Abbas r.a burada (Bakara 136) ayetinin birinci kısmını gösterdi. Oysa ayetin tamamı şöyledir:
قُوۡلُوۡٓا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَآ اُنۡزِلَ اِلَيۡنَا وَمَآ اُنۡزِلَ اِلٰٓى اِبۡرٰهٖمَ وَاِسۡمٰعِيۡلَ وَاِسۡحٰقَ وَيَعۡقُوۡبَ وَ الۡاَسۡبَاطِ وَمَآ اُوۡتِىَ مُوۡسٰى وَعِيۡسٰى وَمَآ اُوۡتِىَ النَّبِيُّوۡنَ مِنۡ رَّبِّهِمۡ‌ۚ لَا نُفَرِّقُ بَيۡنَ اَحَدٍ مِّنۡهُمۡ وَنَحۡنُ لَهٗ مُسۡلِمُوۡنَ‏
““ Deyin ki biz Allaha ve bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Esbat (torunlar)’a indirilene, Musa’ya ve İsa’ya verilene, Peygamberlere Rablarından verilene iman ettik. Onlar arasında fark kılmıyoruz ve biz ona Müslüman (teslim) olduk”. (Bakara 136)
2. rekatta (Al-i İmran 52) ayetin son kısmını aktardı. Ayetin tamamı şöyledir:
فَلَمَّاۤ اَحَسَّ عِيۡسٰى مِنۡهُمُ الۡكُفۡرَ قَالَ مَنۡ اَنۡصَارِىۡۤ اِلَى اللّٰهِ‌ؕ قَالَ الۡحَـوَارِيُّوۡنَ نَحۡنُ اَنۡصَارُ اللّٰهِ‌ۚ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ‌ۚ وَاشۡهَدۡ بِاَنَّا مُسۡلِمُوۡنَ‏
“ İsa onlardan küfrü hissedince şöyle dedi: Allah için Ensarlarım (yardımcılarım) kimdir? Havariler şöyle dediler: Biz Allah’ın Ensarlarıyız, Allaha iman ettik, ona Müslüman (teslim) olduklarımıza şahit ol”.(Al-i İmran 52)
Buna benzer başka rivayetler vardır. Bunun manası ayetin manası bozmadan bir kısmını delil olarak göstermek caizdir.
Bundan dolayı bütün âlimler fıkıh kitaplarında bu şekilde davrandılar, bir meseleyi incelerken bu meseleyle ilgili ayetin bir kısmını delil olarak gösterdiler.
Ama manayı bozacaksa caiz değildir. Misal olarak:
فَاعۡلَمۡ اَنَّهٗ لَاۤ اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۡۢبِكَ وَلِلۡمُؤۡمِنِيۡنَ وَ الۡمُؤۡمِنٰتِ‌ وَاللّٰهُ يَعۡلَمُ مُتَقَلَّبَكُمۡ وَمَثۡوٰٮكُمۡ﴿۱۹﴾
“Allahtan başka bir ilahın bulanmadığını bil (kesin olarak inan) . Günahların ve erkek olsun kadın olsun müminlerin günahları için mağfiret dile. Allah sizin ne yaptığınızı ve nereye varacağınızı bilir”. (Muhammed 19)
Ayetin “bir ilahın bulunmadığını bil” kısmını kesip delil göstermek hiç caiz değildir. Çünkü manayı bozar, Ama ayetin “Allahtan başka bir ilahın bulunmadığını bil” kısmını alıp ve delil olarak göstermek, caizdir, doğrudur.
Bazen iki ayeti beraber almak gerekir, bu iki ayet manayı tamamlıyorsa beraber göstermek gerekir: misal olarak,
فَوَيۡلٌ لِّلۡمُصَلِّيۡنَۙ‏ ﴿۴﴾ الَّذِيۡنَ هُمۡ عَنۡ صَلَاتِهِمۡ سَاهُوۡنَۙ‏ ﴿۵﴾
“ Namaz kılanlara vay. (4) Onlar ki namazlarına karşı gafildir. (5) (Maun 4-5)
4. ayeti “Namaz kılanlara vay” delil olarak göstermek caiz değildir, çünkü manayı bozar, bu şekilde göstermek namazı yasaklamak demektir.
Ayetler okunurken nerede durmak yasak edilmişse onu kesip delil olarak göstermek caiz değildir.
Bazen ayetin tümünü göstermek hiç uygun değildir. Misal olarak, Allah (cc) şöyle buyurdu:
وَكَتَبۡنَا عَلَيۡهِمۡ فِيۡهَاۤ اَنَّ النَّفۡسَ بِالنَّفۡسِۙ وَالۡعَيۡنَ بِالۡعَيۡنِ وَالۡاَنۡفَ بِالۡاَنۡفِ وَالۡاُذُنَ بِالۡاُذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّۙ وَالۡجُرُوۡحَ قِصَاصٌ‌ؕ فَمَنۡ تَصَدَّقَ بِهٖ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَّهٗ ‌ؕ وَمَنۡ لَّمۡ يَحۡكُمۡ بِمَاۤ اَنۡزَلَ اللّٰهُ فَاُولٰٓٮِٕكَ هُمُ الظّٰلِمُوۡنَ
“ Onda (Tevrat’ta) onlara (İsrail oğullarına) şunu yazdık (farz kıldık); cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş, yaralara karşılık kısastır. Kim hakkından vazgeçerse bu onun günahlarına kefaret olur. Allah’ın indirdikleriyle kim hükmetmezse zalimlerin ta kendileridir”. (Maide 45)
Allah (cc) İsrail oğullarına ne farz kıldığını gösterdikten sonra genel bir hüküm gösterdi:
وَمَنۡ لَّمۡ يَحۡكُمۡ بِمَاۤ اَنۡزَلَ اللّٰهُ فَاُولٰٓٮِٕكَ هُمُ الظّٰلِمُوۡنَ
“Allah’ın indirdikleriyle kim hükmetmese zalimlerin ta kendileridir”.
Birinci kısım bize farz kılınmadı, ama Allah’ın indirdikleriyle hükmetmekle ilgili emir umum (genel) olduğu için bizi ilgilendirir. Birinci kısımdan ibret ve ders alırız ve deriz ki Allaha hamd olsun ki bize farz kıldığı hükümler daha hafiftir. Bizde diyetler vardır.
Ama Kuran ve Sünnetle Allah’ın vahyettiğini uygulamasalar hem de bununla hükmedecek devleti kurmaya çalışmasalar zalim olurlar. Ondan önceki ayetin son kısmında “Allah’ın indirdikleriyle kim hükmetmzese kafirlerin ta kendileridir”. Allah’ın indirdiklerini reddedip demokrasiyi ve laikliği tercih edenler kâfir olurlar. Yine ondan sonraki ayetlerde “Allah’ın indirdikleriyle kim hükmetmzese fasıkların ta kendileridir”. Eğer Allah’ın indirdiklerine inanıyorlarsa ve uygulamıyorlarsa fasık ve zalim olurlar. Böylece bu ayetlerin son kısımlarını delil olarak göstermek yeter.

Esad Mansur