-78-
Akidenin delilinin kesin olması:

Ehl-i kitap olan Yahudiler ve Hıristiyanlar Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’e ve Müslümanlara haset ettikten sonra şöyle kibirlendiler ve yalan iddia da bulundular.
وقالوا لن يدخل الجنة إلا من كان هودا أو نصارى، تلك أمانيهم، قل هاتوا برهانكم إن كنتم صادقين
“(Ehl-i kitap:) Yahudiler yahut Hıristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara: Eğer sahiden doğru söylüyorsanız delilinizi getirin, de.” (Bakara 111)
Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in hak Peygamber ve ona tâbi olmanın gerekli olduğunu bildikleri halde kibirlerinden dolayı, yahudiler “yalnız yahudi olan”, Hristiyanlar da “yalnız Hristiyan olan” cennete girecektir demeye başladılar. Allah’u Teala “elbette bu sözler birer kuruntudur, gerçek değildir” diyerek ayette haber veriyor. Onlara da meydan okuyarak, Resulüne “Onlara söyle ya Muhammed; bunu ispatlayın burhanınızı getirin.” diye buyurarak Resulünü desteklemektedir. Burhan kesin delil ve ispattır. Çünkü bu mesele akide ile ilgilidir. Akidevi konular için kesin delil gerekir. Bunu getiremiyorlar. Onlarda hiç kesin delil yoktur, sadece kuruntular vardır. Allah’u Teala kimin cennete gireceğine dair kesin delil göstererek şöyle buyurdu:
بلى من أسلم وجهه لله وهو محسن فله أجره عند ربه ولا خوف عليهم ولا هم يزنون
“Bilakis, kim muhsin olarak yüzünü Allah’a döndürüp teslim olursa onun ecri Rabbi katındadır. Öyleleri için ne bir korku vardır, ne de üzüntü çekerler.” (Bakara 112)
Cennete girecek olan kimseler, iyilik yapan Müslümanlardır. Müslüman kelimesi Allah’a teslim olma ifadesinden kaynaklanmaktadır. Eğer bir kimse kendini Allah’a teslim ederse, Allah’ın kölesi ve kulu olur. Allah ne emrederse onu yapar. Yahudilere ve Hıristiyanlara söylüyor ki; “siz böyle misiniz?” Bu soru ayetin içeriğinde geçiyor ve cevapta “siz böyle değilsiniz” şeklinde içerik olarak bu nokta böyle anlaşılıyor. Bu cevap bütün insanlara yöneliktir.
İhsan etmek, ihlasla veya doğru ve samimi niyetle Resulün Allah’tan getirdiğine uymaktır. Bunun temeli Allah’a şirksiz imandır. Kafirlerin iyi amelleri bir kaya üzerindeki kül gibidir, rüzgar onu götürür ve hiç izi kalmaz. (İbrahim suresinin 8. ayetine bakın.) İnsan Allah’a, indirdiği Kur’an’a ve Resulüne inanmazsa ne iyilik yaparsa yapsın ameli ahirette boş olur. Zira salih amellerin temeli imandır. İnsan Müslüman olursa, imanı var olup ta Allah için iyilik yapmazsa, gösteriş veya maslahat için yaparsa veya başka bir gaye için yaparsa ondan bu asla kabul edilmez. (Leyl suresinin son ayetlerine bakın.) Allah’a inanarak ve yalnız Allah için yapanların ecirleri, cennet ile ödüllendirilmeleridir. Onlar için korku yoktur. Cehenneme girmeyeceksiniz, cennete gireceksiniz mutmain olun, korkmayın!
Yahudiler ve Hıristiyanların birbirlerine girip kavga etmelerini; Allah’u Teala ayette şöyle bahsetti:
وقالت اليهود ليست النصارى على شيئ، وقالت النصارى ليست اليهود على شيئ وهم يتلون الكتاب، كذلك قال الذين لا يعلمون مثل قولهم، فالله يحكم بينهم يوم القيامة فيما كانوا فيه يختلفون
“Hepsi de kitabı (Tevrat ve İncil’i) okumakta oldukları halde Yahudiler: Hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. Hıristiyanlar da: Yahudiler doğru yolda değillerdir, dediler. ‘(Kitab’ı) bilmeyenler’ de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilafa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.” (Bakara 113)
Yahudiler ve Hıristiyanlar Hz. Muhammedi reddettikleri gibi birbirlerinin peygamberlerini reddediyorlar. Yahudiler İsa’yı tanımadıkları gibi incili de reddettiler. Oysa Musa Aleyhisselam İsa’yı müjdelemişti. Kitaplarında bunun mevcudiyeti olmasına rağmen İsa’yı reddettiler. Bunu kitaplarında okuyorlardı. Bir kısım Hıristiyanlar bunları tersleyerek Musa’yı ve Tevrat’ı reddetmeye başladılar. Oysa kitaplarında Musa Aleyhisselam’ın peygamberliği ve Tevrat’tan söz ediliyor. Bunlar Hz. Muhammed’e ve Müslümanlara karşı taşıdıkları kin kadar, birbirlerine karşı da kin besliyorlar. Birbirlerini kabul etmiyorlar. Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem hakkında onlar gibi söylediler. Allah’u Teala Yahudileri ve Hıristiyanları cahillere benzetiyor. Bu ise onlar için tahkir sayılır. İnsan aklını kullanmayınca elbette cahil olur, körü körüne fikrini savunur ve diğerlerine her türlü ithamda bulunur. Diğerlerine kin besler ve diğerleri ne derse desin onları dinlemez, böylece inatçı ve mutaassıp olurlar. Allah’u Teala Yahudiler, Hıristiyanlar ve cahil olanlardan bize haber verirken, bizden bir şey talep ediyor. O ise; onlar gibi olmayın, öyle inatçı, kindar, mutaassıp şartlanmış ve hakkı batıldan ayıramayanlardan olmayın diyor. O sebeple, kindarlığı, taassubu, inatçılığı ve hakkı batılla karıştırmayı yasaklayan birçok ayet ve hadis gelmiştir. Müslüman kendi babası ve annesi aleyhine olsa bile hakkı söylemelidir. Elbette Kur’an haktır ve buna uyanlar hak üzerindedir ve haklıdır. Kur’an’ın dediği gibi yahudiler ve Hristiyanlar batıl üzerindedir. Ama, dünyada bazı insanlar derin ve aydın düşünmedikleri veya mutaassıp veyahut bağnaz oldukları için, hakkı ve haklıları bilmezse ahirette Allah insanların bütün ihtilafları hakkında hüküm verecektir. İnsanlar o gün gerçeği tam öğrenecekler.