Soru:

Soru Cevaplarda “İslâm Hilâfet Devleti” cümlesi kullanılıyor. Bunun doğru kullanım olduğunu düşünmüyorum.

Çünkü Hilâfet zaten İslâmi bir kavramdır. Tekrar “İslâm Hilâfet” demek uygun olmaz.

Bunun yerine Râşidî Hilâfet Devleti kullanımı daha doğru değil mi?

Cevap:

Ömer bin Abdülaziz gibi bazı Râşid Halifeleri müstesna kılarsak Emeviler, Abbasiler ve Osmanlıların dönemlerinde devletimiz Râşidi Hilâfet değildi fakat İslâmi idi ve Hilâfet idi. Biat vardı, kötü şekilde kullanılıyordu. Bu nedenle bunlara “İslâm Hilâfet Devleti” adı veririz ve Râşidî Hilâfet demeyiz. Râşidî Hilâfet de İslâmi Hilâfet idi. Bu nedenle İslâm Hilâfet Devleti kavramı ikisini de kapsar. Bazen onun için “İslâm Devleti” deriz, bu şekilde kullanırız. Bu ise Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Dönemi’ni kapsamak içindir. Bu nedenle bütün dönemlerini kapsayan devlete İslâm Devleti adı veririz ve bu devlet 1342 sene sürdü deriz. Buna göre 1953 senesinde “İslâm Devleti” adlı kitabımız çıktı ve devletin kuruluşu, zafiyete uğraması, yıkılışı ve nedenlerini kapsadı. 

İşte genel olarak devletimizden söz etmek istiyorsak ya “İslâm Devleti” terimini kullanırız ya da İslâm Hilâfet Devleti’ni kullanırız. Fakat kurmak istediğimiz devletten söz etmek istediğimiz zaman Râşidî Hilâfet Devleti’ni kullanıp, vurguluyoruz.

Hilâfet Devleti’ne İslâm vasfını ekleriz. Nitekim bu devletin ne olduğunu gösterip diğerlerinden de ayırmak gerekir. Bu devlet hem İslâmi hem de Hilâfet sistemiyle yönetilir. 

İslâm Hilâfet Devleti terimi kullanmak yanlış değildir. İslâm vasfı veya sıfatı devletin ne üzere olduğunu, hangi nizamı uyguladığını ve ne tür bir siyaset izlediğini gösterir. Aynı zamanda komünist veya sosyalist olmadığı gibi demokratik ve laik olmadığını da gösterir.

Hilâfet vasfı ise devletin sisteminin ne olduğunu gösterir. Bu sistemin şeklinin krallık, cumhuriyet veya imparatorluk olmadığını gösterir.

Dolayısıyla “İslâm Hilâfet Devleti” şeklinde kullanmak yerindedir. Bu devlet tam olarak Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in metodu üzere olursa “Râşidî Hilâfet” deriz.

Böyle terimleri kullanmakla ilgili bir misal olarak; Allah(cc)’nin şu ayetini gösterebiriz:

[فَتَبٰـرَكَ اللّٰهُ اَحۡسَنُ الۡخٰلِقِيۡنَ ؕ‏]

“En güzel yaratıcı olan Allah mübarek olsun!”[Muminun Suresi 14]

Oysa tek yaratıcı vardır, Allah’tır, O her şeyi yoktan meydana getirmiştir. İnsanlar bu manada yaratıcı değillerdir fakat dilde bir kişi pek güzel ve yepyeni bir şey icat ederse ona yaratıcı denir. Bu nedenle Allahu Teâlâ en güzel yaratıcının kendisi olduğunu vurguladı.

Hilâfet’de aynı şekildedir. Mademki halifeyi tayin etmek için biat şart olur, babası tarafından tayin edilse bile her halife bir biatle gelir ama Müslümanlar rıza gösterirlerse ve biat verirlerse ona halife deriz. Fakat bu halife tam istenilen halife değildir. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in istediği şekilde direk ümmetin seçmesiyle ve rızasıyla bir kişiye biat edilirse ve Rasulullah’ın metodu üzerinde yürürse “Râşid Halife” deriz. Bu gerçek manada halifedir.

Buna Misal olarak din kelimesi verilebilir. Kâinat, insan ve hayatın ardında bir gücün varlığını kabul eden her inanca din denir. Bu nedenle Kureyş’in müşrik inancına din denildi. Kafirun Suresi’nde Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

[لَـكُمۡ دِيۡنُكُمۡ وَلِىَ دِيۡنِ]

“Dininiz sizin olsun, benim dinim benim olsun!”[KafirunSuresi 6]

Bunun manası dininiz vardır, fakat benim dinimle bağdaşmaz ve birleşmez, farklıdır, bunun manası “Dinler arası diyalog yoktur; ya benim dinim hakim olur ve toplumu buna göre yürütürüz ya da onun uğrunda helak oluruz fakat mücadeleyi terk etmeyiz! demektir.

Lafız olarak din kelimesinde benzerlik olunca dinler eşittir manası çıkmaz. Bu hususta laikler ve komünistler yanıldılar. Çünkü onlar bütün dinleri bir saydılar. Bu nedenle laikler “Dini hayattan uzaklaştıralım, dine inanan ile inanmayan eşittir ve bütün dinler eşittir, onlara aynı mesafede dururuz.” dediler. Komünistler “Hiçbir dini kabul etmeyiz, onlara aynı mesafede dururuz.” dediler. Bu şekilde laikler ve komünistler hayatta, devlette ve siyasette dinin rolünü kabul etmezler, dolayısıyla ikisi de İslâm nazarında kâfir sayıldılar.

 Bazı ayetlerde Allah katında kabul edilen, itibar edilen dinin yalnız İslâm olduğu ifade edilmektedir. Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

[اِنَّ الدِّيۡنَ عِنۡدَ اللّٰهِ الۡاِسۡلَامُ]

“Şüphesiz ki Allah indinde kabul edilen din yalnız İslâm’dır.”[Al-i İmran Suresi 19]

Yine şöyle de buyurdu:

[وَمَنۡ يَّبۡتَغِ غَيۡرَ الۡاِسۡلَامِ دِيۡنًا فَلَنۡ يُّقۡبَلَ مِنۡهُ‌ۚ وَهُوَ فِى الۡاٰخِرَةِ مِنَ الۡخٰسِرِيۡنَ]

“İslâm dışında kim bir din edinirse ondan asla kabul edilmez ve ahirette o kimse hüsranda olanlardan olacaktır.”[Al-i İmran Suresi 85]

Bu nedenle ayette İslâm dinine hak dini adı verildi. Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

[هُوَ الَّذِىۡۤ اَرۡسَلَ رَسُوۡلَهٗ بِالۡهُدٰى وَدِيۡنِ الۡحَـقِّ لِيُظۡهِرَهٗ عَلَى الدِّيۡنِ كُلِّهٖۙ وَلَوۡ كَرِهَ الۡمُشۡرِكُوۡنَ‏]

“Kâfirler sevmeseler de hidayetle ve hak diniyle Rasulü’nü gönderen O’dur ki bütün dinlere egemen olsun!”[TevbeSuresi 33]

Bu şekilde İslâm dinine din denildi, diğer inanç sahiplerininkine de din denildi, aynı lafız kullanıldı. Fakat İslâm dini hak dinidir, diğer dinler hak değildir, batıldır.

Bu nedenle hak dinin diğer dinlere egemen olması gerekir. Bunun manası onun devletinin kurulması için çalışmak Müslümanlara farzdır. Zira burada bir emir vardır, bu hak dini egemen kılmak için bir devletin varlığı gereklidir. Bu devleti kurmak mücadelenin varlığını gerektirmektedir. Bu sebeple bu devlete İslâm Devleti denildi.

İslâm dinini hâkim kılmayan devlete İslâm Devleti denilemez. İslâm dünyasındaki var olan devletler İslâm Devleti vasfı taşımadığından dolayı bu ad verilemez. Çünkü İslâm dinini hâkim kılmıyorlar ve hepsi dini devletten ayırıyorlar. Batı’dan getirilen anayasa ve kanunlara göre yürütülüyorlar. Hatta açıkça “egemenlik” veya “hâkimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir” diyorlar. Yaratıcı olan Allah’ın hâkimiyeti yerine yaratılmış ve muhtaç olan beşerin hâkimiyetini ilan ediyorlar. Küfrün ta kendisini ilan etmekteler!

Diğer dinlere mensup olan kâfirler İslâm Devleti’nden nefret ederler, bunun için onu yıkmaya çalıştılar, Hicri takvime göre 99 sene önce onların ajanı olan Mustafa Kemal’in eliyle onu yıktılar. Şimdi ise bu devletin tekrar kurulmasını engellemeye ajanlarıyla beraber çalışıyorlar. Buna rağmen bu dini hâkim kılmaya yönelik Müslümanların çalışması farzdır, çalıştıkları zaman mutlaka galip geleceklerdir. Çünkü Allahu Teâlâ kâfirler veya müşrikler sevmeseler ve istemeseler de onlara rağmen bu dini bütün dinlere egemen kılacağına kesin söz verdi. Bu ancak mücadele eden sadık müminlerin elleriyle gerçekleşir. Daha önce Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in temiz eliyle ve Sahabesinin temiz elleriyle İslâm Devleti’nin kurulmasını sağlayarak bu dini hakim kıldı.

Şimdi çalışan sadık müminlerin temiz elleriyle tekrar İslâm Devleti’nin kurulmasını sağlayarak bu dini egemen kılacaktır. Hem de kesin söz vererek şöyle buyurmuştur:

[وَعَدَ اللّٰهُ الَّذِيۡنَ اٰمَنُوۡا مِنۡكُمۡ وَ عَمِلُوا الصّٰلِحٰتِ لَـيَسۡتَخۡلِفَـنَّهُمۡ فِى الۡاَرۡضِ كَمَا اسۡتَخۡلَفَ الَّذِيۡنَ مِنۡ قَبۡلِهِمۡ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمۡ دِيۡنَهُمُ الَّذِى ارۡتَضٰى لَهُمۡ وَلَـيُبَدِّلَــنَّهُمۡ مِّنۡۢ بَعۡدِ خَوۡفِهِمۡ اَمۡنًا‌ ؕ يَعۡبُدُوۡنَنِىۡ لَا يُشۡرِكُوۡنَ بِىۡ شَيۡــًٔــا‌ ؕ وَمَنۡ كَفَرَ بَعۡدَ ذٰ لِكَ فَاُولٰٓٮِٕكَ هُمُ الۡفٰسِقُوۡنَ]

“Sizden iman edip salih amel işleyenlere Allah şöyle söz verdi: Daha öncekileri yeryüzünde nasıl halife kıldıysa muhakkak ki onları da halife kılacaktır. Kendilerine razı ettiği dini muhakkak ki kendileri için egemen kılacaktır. Korkuları yerine muhakkak ki kendilerine emniyet sağlayacaktır. O zaman şirksiz bana kulluk edecekler. Kim bundan sonra kâfir olursa fasıkların ta kendileridir.”[Nur Suresi 55]

Ancak bu halifelik Râşidî olacaktır. Çünkü Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bunu şöyle müjdelemiştir:

[ثم تكون خلافة على منهاج النبوة]

“Ondan sonra Nübüvvet metodu üzere Hilâfet olacaktır.”[İbniHanbel]

Hadiste sadece “Hilâfet olacak” ifadesi geçti ama bu Hilâfet peygamberlik metodu üzere olacağından dolayı Râşidî Hilâfet adını aldı. Çünkü Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

[فعليكم بسنتي وسنة الخلفاء الراشدين المهديين]

“Benim sünnetime ve hidayetli râşid haliflerin sünnetine sarılın.”[Ebu Davud, Tirmizi, İbniHanbel, İbniMace]

İşte dünya ve ahiretin izzet ve şerefini isteyenler bunun için çalışırlar.

Esad Mansur