Soru:

 Evli olan iki insan ayrılmak isterse takip edecekleri yol nasıl olmalı?

Resmî nikâh ile boşanma evli iki Müslümanı ayırmaya yeterli mi?

Yok değilse bile, talak hakkı olan erkek nasıl davranmalı?

Ya da talak hakkı olan kadın nasıl davranmalı?

Cevap:

Şeriatta talak erkeğin elindedir. Kendisi karar alıp boşayabilir, boşadığı zaman iddet (üç hayız) müddetince boşadığı kadına harcama yapmalıdır. Mihri geri alamaz. Daha önce mihirden bir kısmı vermemişse kadına bunu vermelidir. 

Zira Allah’ın hitabı şöyledir:

[يٰۤاَيُّهَاالنَّبِىُّ اِذَا طَلَّقۡتُمُ النِّسَآءَ فَطَلِّقُوۡهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَاَحۡصُوا الۡعِدَّةَ ‌ۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ رَبَّكُمۡ‌ ۚ لَا تُخۡرِجُوۡهُنَّ مِنۡۢ بُيُوۡتِهِنَّ وَلَا يَخۡرُجۡنَ اِلَّاۤ اَنۡ يَّاۡتِيۡنَ بِفَاحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ‌ؕ وَتِلۡكَ حُدُوۡدُاللّٰهِ‌ ؕ وَمَنۡ يَّتَعَدَّ حُدُوۡدَاللّٰهِ فَقَدۡ ظَلَمَ نَفۡسَهٗ‌ ؕ لَا تَدۡرِىۡ لَعَلَّ اللّٰهَ يُحۡدِثُ بَعۡدَ ذٰ لِكَ اَمۡرًا‏ فَاِذَا بَلَغۡنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمۡسِكُوۡهُنَّ بِمَعۡرُوۡفٍ اَوۡ فَارِقُوۡهُنَّ بِمَعۡرُوۡفٍ  وَّاَشۡهِدُوۡا ذَوَىۡ عَدۡلٍ مِّنۡكُمۡ وَاَقِيۡمُوا الشَّهَادَةَ لِلّٰهِ‌ ؕ ذٰلِكُمۡ يُوۡعَظُ بِهٖ مَنۡ كَانَ يُؤۡمِنُ بِاللّٰهِ وَالۡيَوۡمِ الۡاٰخِرِ‌ۙ وَمَنۡ يَّـتَّـقِ اللّٰهَ يَجۡعَلْ لَّهٗ مَخۡرَجًا ۙ‏]

“Ey Nebi! Eğer kadınları boşarsanız iddetlerine kadar boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah’tan korkun. Evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Ancak apaçık bir kötülük yaparlarsa müstesnadır. İşte bunlar Allah’ın hudutları, sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa kendi kendine zulmetmiş olur. Bilmiyorsun ki belki Allah bundan bir emir, bir şey çıkarır. Eğer iddetlerini doldururlarsa ya marufa göre tutun ya da marufla onlardan ayrılın. Sizden iki udul kişiyi şahit olarak tutun. Allah için şahitliği yerine getirin. Allah’a ve ahirete iman edenler bununla vaaz ediliyor (emrediliyor). Kim Allah’tan korkarsa Allah ona çıkış yolu gösterir.” [Talak Suresi 1-2]

Bu ayetlerden anlaşılan hususa göre boşama meselesi erkeğin elindedir. Birinci talakta karısını evinden çıkarmaz, kadın da oradan çıkmaz. İddet üç hayız, yani yaklaşık olarak üç aydır. Bu müddette kadın kocasının evinde kalır. Bu müddet içinde karısıyla ilişki kurarsa onun karısı kalır, ama bir boşama sayılır. Kadın kötülük yaparsa veya erkeğin eziyeti varsa onun (kocasının) evinden çıkar ve babasının evine veya başka evde iddeti bekler, bu esnada erkek o evin kirasını üç aya kadar öder, kadının yiyeceği ve giyimi gibi masrafları da öder. Bu müddette karısını geri alabilir. Bu iddet müddeti geçerse, ancak yeni evlilik sözleşmesiyle tekrar karısını geri alabilir.  

İkinci defa boşarsa aynı şeydir. İddet zarfında kocasının evinde kalır, onunla birleşirse karısı kalır ama bu da bir talak sayılır. Bu şekilde iki boşama olur. Eğer üçüncü defa yaparsa hemen kadın kocasının evinden çıkar, ancak iddeti babasının evinde veya başka bir evde geçirir, bu iddet bittikten sonra hemen eski kocasıyla evlenemez. Ancak başka erkekle evlenip boşanırsa eski kocasıyla evlenebilir.

Allah Celle Celâlehû şöyle buyurmuştur:

[وَالۡمُطَلَّقٰتُ يَتَرَبَّصۡنَ بِاَنۡفُسِهِنَّ ثَلٰثَةَ قُرُوۡٓءٍ ‌ؕ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ اَنۡ يَّكۡتُمۡنَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ فِىۡٓ اَرۡحَامِهِنَّ اِنۡ كُنَّ يُؤۡمِنَّ بِاللّٰهِ وَالۡيَوۡمِ الۡاٰخِرِ‌ؕ وَبُعُوۡلَتُهُنَّ اَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِىۡ ذٰ لِكَ اِنۡ اَرَادُوۡٓا اِصۡلَاحًا ‌ؕ وَلَهُنَّ مِثۡلُ الَّذِىۡ عَلَيۡهِنَّ بِالۡمَعۡرُوۡفِ‌ وَلِلرِّجَالِ عَلَيۡهِنَّ دَرَجَةٌ  ؕ وَاللّٰهُ عَزِيۡزٌ حَكِيۡمٌ اَلطَّلَاقُ مَرَّتٰنِ‌ فَاِمۡسَاكٌ ۢ بِمَعۡرُوۡفٍ اَوۡ تَسۡرِيۡحٌ ۢ بِاِحۡسَانٍ‌ ؕوَلَا يَحِلُّ لَـکُمۡ اَنۡ تَاۡخُذُوۡا مِمَّآ اٰتَيۡتُمُوۡهُنَّ شَيۡـــًٔا اِلَّاۤ اَنۡ يَّخَافَآ اَلَّا يُقِيۡمَا حُدُوۡدَ اللّٰهِ‌ؕ فَاِنۡ خِفۡتُمۡ اَلَّا يُقِيۡمَا حُدُوۡدَ اللّٰهِۙ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡهِمَا فِيۡمَا افۡتَدَتۡ بِهٖؕ‌ تِلۡكَ حُدُوۡدُ اللّٰهِ فَلَا تَعۡتَدُوۡهَا ‌ۚ‌ وَمَنۡ يَّتَعَدَّ حُدُوۡدَ اللّٰهِ فَاُولٰٓٮِٕكَ هُمُ الظّٰلِمُوۡنَ‏  فَاِنۡ طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهٗ مِنۡۢ بَعۡدُ حَتّٰى تَنۡكِحَ زَوۡجًا غَيۡرَهٗ ‌ؕ فَاِنۡ طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡهِمَآ اَنۡ يَّتَرَاجَعَآ اِنۡ ظَنَّآ اَنۡ يُّقِيۡمَا حُدُوۡدَ اللّٰهِ‌ؕ وَتِلۡكَ حُدُوۡدُ اللّٰهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوۡمٍ يَّعۡلَمُوۡنَ‏]

“Boşanmış kadınlar üç ku’r’u (hayızlığın veya taharetin) geçmesini beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa Allah’ın rahimlerinde neyi yaratmışsa onu gizleyemezler. Eğer sulh istiyorlarsa kocaları onları geri alma hususunda en fazla hak sahibidir. Kadınlar kendileri üzerlerine kocalarının ne hakkı varsa onların kocaları üzerlerine de hakları vardır. Ancak erkekler onlar üzerlerine daha üstün bir dereceye sahiptirler. Allah Aziz ve Hâkim’dir. Boşanma iki defadır ya iyilikle tutmak ya da güzelce salıvermek gerekir. Kadınlara verdiklerinizden bir şey alamazsınız. Ancak onların ikisinin Allah’ın hudutlarını aşma korkuları varsa müstesnadır. Eğer ikisinin Allah’ın hudutlarını aşacaklarından korkunuz varsa kadın ne fedakârlık gösterirse hem ona hem kocasına günah yoktur. Allah’ın hudutları bunlardır. Bunları aşmayın, Allah’ın hudutlarını aşanlar zalimlerin ta kendileridir. Eğer bundan sonra erkek onu boşarsa kadın başka erkekle evlenmeden kendisini boşayan birinci kocasına helal olmaz, onunla evlenemez. İkinci koca onu boşadıktan sonra kadın ile ilk kocası Allah’ın hudutları üzerinde durabileceklerini zannederlerse birbirlerine dönüp tekrar evlenmeleri için sakınca yoktur. İşte Allah’ın hudutları bunlardır.”[Bakara Suresi 228-230]

Bunun dışında kadın ciddi bir sıkıntı olmadan boşanmayı isterse günahkâr olur. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellemşöyle buyurmuştur:

[أَيُّمَا امْرَأَةٍ سَأَلَتْ زَوْجَهَا طَلَاقًا في غَيْرِ مَا بَأْسٍ فَحَرَامٌ عَلَيْهَا رَائِحَةُ الْجَنَّةِ]

“Hangi kadın, (ciddi) bir gerekçe yokken kocasına boşanma talebinde bulunursa bilsin ki cennetin kokusu kendisine haramdır.”[Ebu Davud]

Ancak bazı hâllerde kadın boşanmayı isteyebilir. Bu durumlarda erkek onu boşamalıdır, kabul etmezse hâkim onu boşamaya zorlar.

1- Erkek evlilik sözleşmesi yapılırken kadın boşanma hakkı istiyorum deyip de erkek kabul ederse evlendikten sonra kadın istediği zaman boşanma hakkını kullanabilir. Kocasına “senden kendimi boşadım” şeklinde hitap ederek veya “Kocamdan kendimi boşadım” diyerek bu şekilde boşanmış olur.

2- Evlenmeden önce bir sebepten dolayı erkeğin cinsi ilişkiyi kurma hususunda acziyeti varsa ve açıklamamışsa, evlilikten sonra keşfedilirse kadın boşanma hakkına sahip olur.

3- Evlenmeden önce erkeğin bulaşıcı hastalığı varsa ve karısına zarar veriyorsa kadın boşanma hakkına sahip olur. Zira erkek bunu daha önce açıklamadı.

4- Evlendikten sonra erkek delirirse hâkime başvurarak bir seneden sonra şifaya kavuşmaması hâlinde kadın kocasını boşanma hakkına sahip olur.

5- Erkek bir yere gidip kayıplara karışırsa ondan haber alınamıyorsa ve kadın kendine nafakayı temin edemiyorsa boşanma hakkına sahip olur.

6- Koca zengin olduğu hâlde marufa göre karısına nafakayı temin etmiyorsa kadın boşanma hakkına sahip olur.

7- Eşler arasında çok şiddetli çatışma ve anlaşmazlık olursa sulh yapılmaya çalışılır, eğer bu sulh mümkün değilse kadın boşanma hakkına sahip olur. Bu hâllerde erkek karısına verdiği mihri geri alamaz. Zira bu sorunlarda sebep erkektir.

Ancak bu durumlar yoksa kadın artık kocasını çekemez ve ondan nefret etmeye başlamış, onunla yaşamaya da tahammül edemiyorsa boşanmaya ısrarlı olursa ondan ayrılma hakkı vardır. Buna hulu’ denir; bunun manası evlilik sözleşmesini feshetmek, bozmaktır. O zaman erkek onu boşar, fakat kadın kocasına mihri iade etmelidir. Mihir yoksa kadın buna karşı belli miktar mal veya para verir.

Yukarıdaki ayette şöyle geçti:

[وَلَا يَحِلُّ لَـکُمۡ اَنۡ تَاۡخُذُوۡا مِمَّآ اٰتَيۡتُمُوۡهُنَّ شَيۡـــًٔا اِلَّاۤ اَنۡ يَّخَافَآ اَلَّا يُقِيۡمَا حُدُوۡدَ اللّٰهِ‌ؕ فَاِنۡ خِفۡتُمۡ اَ لَّا يُقِيۡمَا حُدُوۡدَ اللّٰهِۙ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡهِمَا فِيۡمَا افۡتَدَتۡ بِهٖؕ‌ تِلۡكَ]

“Ancak onların ikisinin Allah’ın hudutlarını aşma korkuları varsa müstesnadır. Eğer ikisinin Allah’ın hudutları aşacaklarından korkunuz varsa kadın ne fedakârlık gösterirse hem ona hem kocasına günah yoktur.”

Bunun manası evlilikle ilgili Allah’ın hükümlerini yerine getirmekten korkuluyorsa; kadın kocasına haklarını yerine getirmiyorsa, kadın fedakârlık gösterip mihri erkeğe iade eder, mihir yoksa erkeğe üzerine anlaşılacak bir miktar verir, boşanan kadın gibi iddet esnasında üç aya kadar nafakayı da talep edemez. Kendini nafakadan mahrum kılar.

Buhari şu rivayeti aktardı:

“Sabit bin Kays bin Şammas’ın karısı Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in yanına gelip şöyle dedi: Ey Allah’ın Rasulü! (Kocam) Sabit bin Kays’ın ahlakı veya dini hakkında herhangi bir kusur görmüyorum. Fakat İslâm’dan kâfir olmaktan nefret ediyorum. Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle dedi:

[أتردين عليه حديقته]

“Sana (mihir olarak) verdiği bahçeyi ona geri verecek misin?”

Kadın evet deyince Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem onun kocasına şöyle dedi:

[اقبل الحديقة وفارقها]

“Bahçeyi kabul et ve ondan ayrıl.”

Kadın kocasından çok nefret etmeye başladı, onunla yaşamaya tahammül edemez oldu ki neredeyse dinini terk edecek dereceye ulaştı. Bu nedenle Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem böyle hüküm verdi. Kadının mihri iade etmesini istedi ve erkeğin bunu kabul etmesini de istedi. Bu şekilde onları ayırdı ve koca üzerine kadına nafaka tayin etmedi. 

Türkiye’de medeni(!) kanunlara göre yürütülen mahkemenin veya kuruluşların hükümleri hiçbir şekilde şer’î değildir. Kâfirlerin memleketlerinden getirilen hükümler zulümdür. Fakat bir kişi oraya müracaat edip karısını boşadığını söylerse karısı boş olmuş olur. Bu, mahkemeye başvurduğu için değil boşadığını söylediği içindir. Bu kişi İslâm’a göre karısını boşamaya çalışmalıdır. Mahkemeye gitmeye zorlanırlarsa, boşanmayı belgelemek üzere giderlerse, İslâm’a aykırı verilen hükümlere tarafların uymaları haramdır. Kadın sadece şeriatın kendisine verdiği hakkı almalıdır. Daha fazla alırsa haram yemiş olur. Küfür kanunları uygulayan medeni mahkemeler erkeği, boşadığı kadın başka bir erkekle evlenmedikçe onun masrafları için sürekli harcamaya zorluyor. Oysa İslâm sadece üç aya kadar erkeği boşadığı kadına harcama yapmaya ve ona mihri vermeye zorluyor. Hilâfet Devleti’nde kâfir memleketlerden ithal edilen kanunlar kaldırılıp atılır, mahkemeler sadece İslâm hükümlerini uygular.

Esad Mansur