-129-

Hilalin ehemmiyeti, evlere giriş şeklinin izahı:

Gün ve sene hesabı nasıl yapılır?

Hicri takvimin sırrı nedir?

Evlere giriş şekli, anne gibi mahrem veya zevce yanına girme adabı nedir?

Adet ve geleneklere ne kadar uyulur?

يَسْأَلُونَكَ عَنْ الْأَهِلَّةِ قُلْ هِيَ مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اتَّقَى وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Sana, hilâl şeklinde yeni doğan ayları sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleridir. İyi davranış, asla evlere arkalarından gelip girmeniz değildir. Lâkin iyilik, iyi davranış, Allah’ın azabından korunan kimsenin davranışıdır. Evlere kapılarından girin, Allah’tan korkun, umulur ki felaha kavuşursunuz.” (Bakara 189)

Hilal, yeni doğan aydır. İnsanlar bu yeni doğan aylar veya hilal hakkında Resulullah’a soruyorlar: Ne işe yarar? Allah-u Teala Resulüne cevap veriyor ki; insanlara cevap versin diye: Cevapta; bu doğan aylar insanlar için birer vakit ölçüleridir; günlerini öğrenirler, hac zamanı ve günlerini bilirler, oruç başlangıcı ve bitimini bilirler.Bu nedenle, Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem:

«صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ، فَإِنْ غُمِّيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا الْعَدَدَ» رواه مسلم.

“Onu (hilali) gördüğünüz zaman oruç tutun, onu (hilali) gördüğünüz zaman bozun. Eğer göremeseniz ayı otuza tamamlayın” (Müslim) diye buyurdu.

Ayette, insanlar ve hac için birer vakit ölçüleri geçti; hac sözcüğü bir örnek olarak gösterilmiştir. Çünkü insanlar için hac pek meşhurdu, herkes hacca gitmek için çalışıyordu, günlerinde hem ibadet ediliyor hem de insanlar arasında görüşmeler, tanışmalar ve şiir yarışmaları gerçekleştiriliyordu hem de ticaret yapılıyordu. Hac cahiliyede biliniyor ve günleri çok ünlü ve parlaktı. İslam geldikten sonra aynı hal devam etti.

Gökteki gezegene kamer/ay denilir; otuz günlük sayısına şahr/ay denildi. Bunun manası otuz günlük takvim o gezegenin adını aldı. Hatta güneş takvimine göre geçen otuz güne şahr denilir. Allah güneş ve ayı dolaşma konakları olarak düzenlendiği ve bu, yılların sayısını ve günlerin hesabını bilmek için açıklandı. Allah şöyle buyurdu:

هُوَ الَّذِىۡ جَعَلَ الشَّمۡسَ ضِيَآءً وَّالۡقَمَرَ نُوۡرًا وَّقَدَّرَهٗ مَنَازِلَ لِتَعۡلَمُوۡا عَدَدَ السِّنِيۡنَ وَالۡحِسَابَ‌ؕ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالۡحَـقِّ‌ۚ يُفَصِّلُ الۡاٰيٰتِ لِقَوۡمٍ يَّعۡلَمُوۡنَ

“ Güneşi ziya (ışık) olarak ve ayı nur olarak kılan, yılların sayısını ve hesaplamayı bilesiniz diye ona menziller belirleyen O’dur. Allah bütün bunları ancak hakla yarattı. Böylece ayetlerini bilen, düşünen insanlara açıklıyor” (Yunus 5)

Ziya güçlü ışık sayılırken nur ise güçlü olabileceği gibi güçlüde olmayabilir. Nur kelimesi külli müşekkek lafız denilir. Külli kapsamlı, müşekkek şek kelimesinden gelir. Nur kelimesi gibi her tür ışığa intibak eder. Bu ışığın güçlü olup olmadığını anlamak için kaynağına bakılır. Ayın ışığı güneşin ışığından daha zayıf olduğundan dolayı ay için yalnız nur kullanıldı, güneş ise güçlü ışık olduğu için ziya kullanıldı.

Menzil ise her gün bir sayılır, ay her gün bir çizgiyle büyüyor. Ayın ortasına gelince küçülmeye başlıyor. Bunlar birer menzillerdir. Bu şekilde gün ve yılların sayısı hesaplanır. Güneş ise olduğu gibi aynı büyüklükte kalır, fakat hergün doğuyor ve batıyor, doğuşuyla ve batışıyla günler ve seneler hesaplanıyor. Bunlar Allah’ın ayetleridir. Allah’ın varlığına delalet eden birer mucizelerdir. Ancak bilenler, düşünenler bunları fark eder ve Allah’ın varlığını idrak eder.

İslam Devleti hicri aylara göre takvim yapıyordu. İkinci Raşid-i Halife Hz. Ömer Radiyallahu Anh, Hicret’in başlangıcını takvimin başlangıcı olarak gösterdi. O günden bu güne kadar İslam ümmeti bu tarihe göre günlerini sayıyor ve hesap yapmaktadırlar. Hicretin azametini ve önemini vurguladı. Zira hicretle İslam devleti kuruldu, bu şekilde İslam ve Müslümanlar aziz, güçlü ve mutlu oldular. Bununla İslam her tarafa yayıldı ve insanlar adalet, eman ve emniyet içerisinde yaşadılar.

 Güneşe göre de hesap yapılır, çünkü güneşin hareketi de bize günlerin başlangıcı ve sonlarını gösteriyor. Ona göre aylar ve senelerin hesabı yapılır. Fakat senenin başlangıcı Hicret’e göre olur. Ama İslam Devleti’nin resmi hesabı ve takvimi kameri ve hicri aylara göre ayarlanır. Birçok ibadet ona göre yapılır.

Türkiye’de, Mustafa Kemal o şanlı büyük İslam devleti, Hilafeti yıkınca ve Batı’daki küfür sistemlerinden ithal edip Cumhuriyeti kurunca İslam’la bütün ilişkilerini kesmek için hicri takvimi kaldırdı ve Hıristiyanların miladi takvimine Müslümanları zorladı.

Ayetin öbür kısmı evlere giriş adabıyla ilgilidir. Bununla ilgili hadis kitaplarında şunlar geçmektedir:

“Cahiliyede insanlar ihramlı olunca evlerine kapılarından girmiyorlardı, arkalarından giriyorlardı. Bu nedenle Allah-u Teala bu ayeti indirdi.” (Buhari)

“Yine de Ensar’lar yolculuktan geldikleri zaman evlere kapılarından girmiyorlardı, arkalarından giriyorlardı.” (Ebu Davud)

“Yine de cahiliyede bir takım insanlar yolculuğa çıkınca, ondan sonra yolculuktan vazgeçince evlerine kapılarından değil, evin duvarları üzerinden arkalarından girerlerdi.” (İbni Abi Hatim)

“Müslümanlar itikâf yapınca veya bayramlarından dönünce evlerine kapılarından değil arkalarından girerlerdi ve bunu iyilikten sayıyorlardı.” (Muhammed bin Kaab)

İnsanlarda evlerine girmekle ilgili bir takım yanlış inanç ve düşünceler vardı ve bunu iyi bir şey sayıyorlardı. Oysa Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem evine kapıdan giriyordu ve çıkıyordu. Araplar ihramlı iken kapıdan ne giriyorlardı ne de çıkıyorlardı. Bir sefer Ensar’lardan Kutba bin Âmir adlı bir tüccar Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem kapıdan çıkınca Kutba bin Âmir de aynı şeyi yaptı, oradakiler bunu görünce Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’e bunu sordular:

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Kutba bin Âmir’e sordu; “Niye sen bunu yaptın?” “Sen bunu yaptığın için yaptım.” “… Benim dinim senin dinindir.”diye Kutba bin Âmir’e cevap verdi. Allah-u Teala bu ayeti indirdi.”(Ebu Davud)

İşte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah’ın vahyi ile Arapların ve insanların adet ve davranışlarına ters bir şey yaptı. Allah bunun kendisinden geldiğini bir vahiy olarak bir ayetle tasdik etti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinin Allahtan bir vahiy olduğuna dair hayli delillerden bir delildir.

İşte, insanların adetlerine ve düşüncelerine uyulmaz. Sadece Şeriata uyulur, iyilik ve güzellik odur, takva budur. Bu ayet bize bunu öğretiyor ve vurguluyor. İnsanlar çoğu zaman bazı adet, gelenek ve kafalarındaki düşünceleri güzel görüyorlar, bunu iyilik olarak sayıyorlar ve bu şekilde takvalı oluyorlar.

Bu asırda insanlar birbirlerine karşı, kadınla ilgili, alim ve şeyhlerle ilgili, yöneticilerle ilgili vb. hususlarla Şeriata aykırı bazı hareketleri, adetleri ve gelenekleri edindiler, bunları güzel ve iyilikten sayıyorlar. Hatta takvadan sayıyorlar. Örneğin; bir âlim veya şeyh karşısında sessiz kalmayı ve soru sormamayı güzel, iyi ve takvadan sayıyorlar! Oysa bir şeyh âlim olunca cereyan eden olaylar ve sorunlar hakkında hep Kuran ve sünnetten delil göstererek açıklayacak ve sorulara cevap verecekler, Müslümanlara önderlik yaparak köklü değişimi gerçekleştirmeye çalışmalılar, kendisiyle tartışmayı kabul edecektir.

  Zalim yöneticilere hak sözü söylemeyi ve çatmayı ayıp, kötü ve çirkin addediyorlar, hatta gıybet olarak sayıyorlar! Oysa yöneticileri muhasebe etmek, onlara hak sözü söylemek, marufu emretmek ve münkeri nehyetmek, yaptıkları ihanetleri teşhir etmek farzdır.

Oysa Şeri kaide “ Şeriatın gösterdiği güzel şey güzeldir, çirkin olarak gösterdiği şey çirkindir” ieklindedir. Adet, gelenek, örf vs. İslam’la ölçülür. Allah’ın rızasını hedef edinerek İslam’a uygun şekilde bir şey yapılırsa güzeldir ve sevaplıdır. Ters bir şey yapılırsa çirkindir, reddedilir, haramdır. Nitekim Allah şöyle buyurdu:

اَفَحُكۡمَ الۡجَـاهِلِيَّةِ يَـبۡغُوۡنَ‌ؕ وَمَنۡ اَحۡسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكۡمًا لِّـقَوۡمٍ يُّوۡقِنُوۡنَ‏

“ Cahiliye hükmü mü istiyorlar?! Yakinen, kesin olarak iman edenler için Allah’ın hükmünden daha güzel hüküm mü var?!” (Maide 50)

İslam dışında veya İslam’ın cevaz vermediği her hüküm, fikir ve davranış cahiliyedir, çirkindir. Sadece Allah’ın hükmü güzeldir.

Ayetin sonunda geçen“umulur ki felaha kavuşursunuz” ifadesi, felah ancak bu şekilde gerçekleşir. Lügatte Felah; başarmak, kazanmak, kurtuluşa kavuşmaktır. Bunun şer’i manası, Allah’ın rızasını kazanmak, onun azabından kurtulup cennete girmektir. Umulur ki ifadesi bir şeyin gelecekte gerçekleşeceğine delalet eder. Bir şeyin neticesidir. Eğer hilale göre hareket ederseniz, adet ve geleneklere değil Allah’ın hükümlerine uyarsanız, evlere arkadan değil, kapılardan girerseniz felaha kavuşursunuz.

 Eğer evler başkalarına ait ise kapılarda izin istenecektir.  Allah şöyle buyurdu:

يٰۤـاَيُّهَا الَّذِيۡنَ اٰمَنُوۡا لَا تَدۡخُلُوۡا بُيُوۡتًا غَيۡرَ بُيُوۡتِكُمۡ حَتّٰى تَسۡتَاۡنِسُوۡا وَتُسَلِّمُوۡا عَلٰٓى اَهۡلِهَا ‌ؕ ذٰ لِكُمۡ خَيۡرٌ لَّـكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُوۡنَ‏

“Ey iman edenler! Sizin evleriniz dışında başka evlere sahiplerinden izin almadan ve onlara selam vermeden girmeyin. İşte, bu, sizin için daha hayırlıdır, umulur ki düşünüp anlarsınız” (Nur 27).

 Ayetteki “umulur ki düşünüp anlarsınız”ın manası bu davranıştan güzel netice gelir, sonra bunu anlarsınız. Bununla namus ve ırz korunur, insanlara hürmet ve değer verilir.

Hem de üç defa izin istenir, kapı aralıklı çalınır.

Ebu Musa El aşe’ri’den Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

” الاستذان ثلاث، فإن أذن لك وإلا فارجع” (مسلم)

“ Üç defa izin istenir, eğer sana izin verilirse gir, yoksa dön” (Müslim)

Evde insan annesinin, yetişkin kızının ve kız kardeşinin odasına girecekse izin isteyecektir.

Ata bin Yasar r.a şöyle rivayet etti: “Bir adam Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şöyle sordu: annemin yanına girmek için izin istemem gerekir mi? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem  ona evet dedi. Adam: o (annem) benimle beraber aynı evdeyiz?! Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “ondan izin iste, isteyeceksin! Adam: ona hizmet ediyorum?! Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “ondan izin iste, isteyeceksin! Onu çıplak olarak görmeyi seviyor musun? Adam hayır deyince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “ondan izin iste, isteyeceksin!” (Malik)

İnsan dışarıda, yolculukta ise geceleyin eve dönmek üzere olunca hanımı dönüş saatini bilmiyorsa ona haber vermeden hemen eve ve birden yanına girmeyecektir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

” إذا دخلت ليلا فلا تدخل على أهلك حتى تستحد المُغِيبةُ وتمتشط الشَّعِثة” (البخاري ومسلم)

“ Eğer geceleyin eve girersen (dönersen) ailenin yanına girme! Ta  (istenmeyen yerlerden) kılları temizlesin ve saçlarını tarasın (kendine düzen versin ve hazırlansın) (Buharı ve Müslim)

Felah, başarı ve kurtuluş ancak Allah’ın Kuranda ve sünnette vahyettiği emirlerine uymakla gerçekleşir, yanlış adet, gelenek ve düşüncelerle gerçekleşmez. Takvalı olan kimseler yalnız Şeriat ahkâmına uyanlardır. Müslümanlar Şeriata uydukları zaman güzel adetlere, geleneklere ve düşüncelere sahip olurlar. Aynı anda, felaha kavuşurlar, Allah’ın rızasını kazanırlar.