-136-

Hac ve Umre ile ilgili bazı hükümler:

Mahsur kalırken Hac ve Umre ile hükümler nedir?

Bunlarla ilgili Resulullah sallallahu Aleyhi Vesellem’in gösterdiği detaylar nedir? Allahtan kormıyanlara kim ceza verir?

وَأَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلَّهِ فَإِنْ أُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنْ الْهَدْيِ وَلَا تَحْلِقُوا رُءُوسَكُمْ حَتَّى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ بِهِ أَذًى مِنْ رَأْسِهِ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ فَإِذَا أَمِنتُمْ فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ إِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنْ الْهَدْيِ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ فِي الْحَجِّوَسَبْعَةٍ إِذَا رَجَعْتُمْ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌ ذَلِكَ لِمَنْ لَمْيَكُنْ أَهْلُهُ حَاضِرِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاتَّقُوا اللَّهَ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

“Hacc ve Umre’yi Allah için ta­mamlayın, mahsur kaldığınız za­man kolayınıza gelen bir kurban kesin, kurban yerine ulaşmadıkça saçlarınızı tıraş etmeyin. Sizden kim hasta olursa veya başında bir ezi­yet varsa, oruç tutarak veya sa­daka vererek veya kurban keserek fidye versin. Kim bulamazsa Haçtayken üç gün ve döndükten sonra yedi gün Oruç tutsun. Böylece, tam on gün Oruç tutmuş olursunuz. Bu; ailesi Mescid-i Haram’da bu­lunmayanlar içindir. Allah’tan kor­kun ve Allah’ın azabının şiddetli oldu­ğunu bilin.”(Ba­kara 196)

Allah-u Teala daha önceki ayet­lerde (oruç ve cihad’ı) iki ibadetle ilgili ahkâmı gösterdikten sonra hac ve um­reyle ilgili ahkâmı burada göstermeye başladı.Bizden hac ve umreyi tamamla­mamızı talep etti. Bu talep bir farzdır. Ancak, Müslümanlar mahsur kalınca fidye olarak bir kurban keserler diye bir ruhsat gösterdi.Hacc ve umreyi tamamlamanın manası; bunların şartlarını tamamla­maktır. Eğer biri niyet edip ihramlı olursa mahsur kalmadıkça niyet ettiğini veya umreyi tamamlamamdan vazgeçemez. Ancak mahsur kalınca müstesnadır. Mahsur durumları ise; bunların erkânlarını ve şartlarını ta­mamlayan ciddi engellerin meydana çıkmasıdır. Örneğin; Müslümanlar Mekke yoluna girip umre için niyetli ve ihramlı gittiler, fakat Kureyş onların umreyi tamamlamalarını veya yapma­larını engelledi. Bu şekilde mahsur kal­dılar.

Mahsurluk; düşmanın engellemesi, hastalık veya başka ciddi engel ortaya çıkmasıdır. Nitekim hac güce sahip olana düşüyor. Eğer ciddi engel çıkarsa artık güce sahip olamayan kimseye benzer olur. Bu durumda Müslüman hacca niyetlenirse, ihramlı da olursa ve bundan sonra mahsur kalırsa bir kefa­ret olarak kurban keser. Hac esnasında saçları kesmek caiz değildir. Ancak hasta olursa ve başında bir eziyet varsa, bir fidye veya bir kefaret ve­rir. Bu ise; ya üç gün oruç tutar veya altı fakir yedirir veya kurban keser. Çünkü ayette bu kefaret, ya oruç tutar ya da sadaka verir ya da bir kurban keser şeklinde geçmiştir. Fakat Resûlullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem bunların miktarını sınır­landırdı. Oruç üç gün, sadaka altı fakir yedirmek ve kurban ise bir koyun kesmektir. Her fakire yarım ölçek buğday verilir.

Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem Ka’b bin Acre r.a’a şöyle dedi:

” ما كنت أرى أن الجهد بدل بك هذا أما نجد شاة؟ فقال لا. قال صم ثلاثة أيام أو أطعم ستة مساكين لكل مسكين نصف صاع من طعام واحلق رأسك”

“Seni bu kadar sıkıntılı bir hale soktuğunu bilmiyordum; bir koyun bulamaz mısın? Hayır dedi. Resulullah: üç gün oruç tut veya altı miskin yedir, her miskine yarım ölçek buğday yedir ondan sonra saçlarını taraş et” (Buhari, İbn-i Hanbel, Ma­lik.)

Dört mezhebin imamları ve diğer âlimlerin görüşü budur.

Burada sünnetin rolü tekrar tecelli ediyor. Ayette, oruç tutulur, sadaka verilir veyahut da kurban kesilir şek­linde geçti. Sünnet bu mutlak ifadeleri sınırlandırdı. Oruç: üç gün tutulur, sa­daka: altı fakir yedirilir ve her fakire yarım ölçek buğday ve kurban ise bir koyundur şeklinde açıklandı. Bu açıklama, Allah’ın Resu­lüne mana olarak vahyettiği şeydir. Nitekim Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu:

” خذوا عني مناسككم” (مسلم)

“Hac menasiklerini benden alın” (Müslim)

Menasik’in manası ibadetler. Burada hac ibadetinin hükümlerini Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’den almamız gerekir. Hac ibadetinin detaylarını Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’den öğrenmemizi kesin şekilde talep etmektedir. Bu her hususta böyledir. Nitekim Allah Celle Celalehu şöyle buyurdu:

وَمَاۤ اٰتٰٮكُمُ الرَّسُوۡلُ فَخُذُوْهُ وَ مَا َنَهٰٮكُمۡ عَنۡهُ فَانْتَهُوۡا‌ ۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ ‌ؕ اِنَّ اللّٰهَ شَدِيۡدُ الۡعِقَابِ‌ۘ‏

“ Resul size neyi getirdiyse alın, neyi nehyettiyse ondan vazgeçin. Allahtan korkun. Muhakkak ki Allah’ın azabı pek şiddetlidir” (Haşr 7).

Resule tabi olarak Allahtan korkmuş olursunuz. Eğer Resulün emir ve nehylerine riayet etmezseniz sizin için şiddetli azap vardır.

Hacca gidenler emniyet buldukları zaman artık temettü olarak hac ve umre yapmak isteyenler bir kurban ke­secekler. Hacda kurban kesmeyenler on gün oruç tutmalıdır. Hatta orada üç gün tutar ve ailesine (memleketine) dö­nünce geri kalan yedi günü de tutar, böylece on gün oruç tutmuş olur. Hac­dayken en iyisi Arafat’a çıkmadan önce üç gün tutması. Eğer bu günlerde tut­mazsa, teşrik günlerinde tutsun. Bun­lar kurban bayramın ikinci, üçüncü ve dördüncü günleridir.

Mekke’de yaşayanlar için durum başkadır. Temettü umresi yapmazlar. Mekke’de yaşayanlardan kasıt ise hem Mekke içinde hem de namaz kısaltma mesafe­sinden daha az mesafede yaşayanlar­dır.

Ayetin sonunda Allah-u Teala, hem takvaya, kendisinden korkmaya, azabından sakınmaya çağırıyor, hem de direk kendi­sinin cezasıyla uyarıyor. İnsanlardan bir iş yapılmasını isteyince takvaya ça­ğırıyor. Çünkü insan takvalı olmazsa o işi yapamaz veya onu yerine getirmede ciddi olmaz. Bu nedenle, Allah kendi azabıyla uyarıyor; Allah’ın cezası ve azabının pek şiddetli olduğuna inan­malıyız. Ayette; “Allah’ın cezasının pek şiddetli olduğunu bilin” diye buyrulu­yor; “bilin” ifadesinin manası “Kesin şekilde inanın” demektir.

İşte, hac veya umre veyahut diğer ameller ancak takvayla ve Allah’tan korkarak veya Allah’ı severek yalnız onun rızasını dileyerek yerine getirilir. Bu nedenle, amelleri yaptırmak için takvayı ve Allah’ın azabıyla korkutmayı hatırlatacaksın. Bundan başka yaptırıcı güç yoktur; ancak İslam Devleti’nin gücünden ve cezasından korkmaktır. Allah’ın izniyle kurulunca Allahtan korkmayanlara bu devlet ceza verecektir.