-161-

Çocuklarını emziren boşanmış kadınların hakları:

Emzirmeden dolayı ne zaman sütkardeş sayılır?

Çocuk kime mensup olur?

Boşanan kadın kendi çocuğunu emzirirse ücret hak ediyor mu?

وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ أَوْلاَدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ الرَّضَاعَةَ وَعلَى الْمَوْلُودِ لَهُ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ لاَ تُكَلَّفُ نَفْسٌ إِلاَّ وُسْعَهَا لاَ تُضَآرَّ وَالِدَةٌ بِوَلَدِهَا وَلاَ مَوْلُودٌ لَّهُ بِوَلَدِهِ وَعَلَى الْوَارِثِ مِثْلُ ذَلِكَ فَإِنْ أَرَادَا فِصَالاً عَن تَرَاضٍ مِّنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِمَا وَإِنْ أَرَدتُّمْ أَن تَسْتَرْضِعُواْ أَوْلاَدَكُمْ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِذَا سَلَّمْتُم مَّا آتَيْتُم بِالْمَعْرُوفِ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

“Emzirmeyi tamamlatmak isteyen (baba) için, valideler (anneler) çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların marufa uygun olarak beslenmesi ve giyimi kendisine çocuk doğurulan (baba) tarafına aittir. Bir insan ancak gücü yettiğinden sorumlu tutulur. Hiçbir valide, çocuğu sebebiyle, hiçbir valid de çocuğu yüzünden zarara uğratılmasın. Onun benzeri (nafaka temini) vâris üzerine de gerekir. Eğer ana ve baba birbiriyle görüşerek ve karşılıklı anlaşarak çocuğu memeden kesmek isterlerse, kendilerine günah yoktur. Çocuklarınızı (sütanne tutup) emzirtmek istediğiniz takdirde, sütanneye vermekte olduğunuzu iyilikle (ücreti) teslim etmeniz şartıyla, üzerinize günah yoktur. Allah’tan korkun. Bilin ki Allah, yapmakta olduklarınızı görür.” (Bakara 233)

Bu ayetten şu konu anlaşılır; emzirmenin tam müddetinin iki sene ve en fazla iki sene çocuk emzirilir.  İki seneden sonra çocuk emzirilirse veya yabancı çocuk bu müddetten sonra emzirilirse onun sütkardeşi sayılmaz.  Sütkardeş iki sene içerisinde emzirme döneminde sayılır.Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle beyan etti:

” لا يحرم من الرضاع إلا ما فتق الأمعاء في الثدي وكان قبل الفطام” (الترمذي)

“Sütten kesilmeden önce göğüsten gelen süt, bağırsakları yetiştirmedikçe emzirmekten dolayı (evlilik) haram kılınmaz” (Tirmizi)

Emzirme döneminde çocuğu tam doyurursa evlilik yasaklanır. Emziren kadın sütanne ve çocukları sütkardeşler olur, bu durumda süt emen çocuk onlarla evlenemez.

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle beyan etti:

“لا يحرم من الرضاع إلا ما كان في الحولين” (الدار قطني)

“iki sene içerisinde olmadıkça emzirmeden dolayı (evlilik) haram kılınmaz.” (Dârekutnî, IV/174)

” لا رضاع بعد فطام، ولا يتم بعد احتلام” (أبو داود الطَّيالْسي)

“ Sütten kesilme döneminden sonra emzirme yoktur (sayılmaz). Baliğ olduktan sonra hiç emzirme olmaz” (Ebu Davut et-Tayalsı)

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurdu:

” لا رضاع إلا ما أنشز العظم وأنبت اللحم” (أبو داود)

“Kemiği oluşturmadıkça ve eti bitmedikçe emzirme olmaz (sayılmaz)(Ebu Davut)

İbni Abbas şöyle dedi “iki seneden sonra emzirme olursa bir şey değildir”. Sütanne ve sütkardeş söz konusu değildir. Yine, Ali, İbni Mesut, Cabir, Ebu Hureyre ve İbni Ömer adlı sahabeler, Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem ‘in hanımı Ummü Seleme de aynı görüşü söylediler. Cumhurul ulama (âlimlerin çoğu) bunu savundular. Şafi, İbni Hanbel, İshak, Es-Sevri, Ebu Yusuf ve İmam Muhammed aynı görüş söylediler. Bir rivayete göre Malik böyle söyledi, başka rivayete göre ise iki sene ve iki ay dedi, Ebu Hanife ise iki sene ve altı aydır dedi. İki buçuk sene altı ay ise şu ayette geçtiği gibi hamilelik ve sütten kesme süresidir:

 وَحَمۡلُهٗ وَفِصٰلُهٗ ثَلٰـثُوۡنَ شَهۡرًا‌ؕ

“ Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır” (Ahkaf 15)

3.Raşidi Halife Osman r.a döneminde biri 6 aydan sonra karısı doğum yapınca Halife’ye şikâyet etti. Onun veziri Ali r.a bu ayeti okuyarak hamileliğin en 6 ay olur. Çünkü emzirme iki senedir, 24 aydır. Bu nedenle hamilelik 6 ay olur deyince Halife kadına zina cezası vermedi. Kadın üzerinden zina töhmetini kaldırdı.

Fakat ayete ve hadislere göre emzirme iki senedir. Bu tercihe daha şayandır.

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurdu:

” لا تحرم المصة ولا المصتان” (مسلم)

“ Bir emme veya iki emmeden dolayı (evlilik) haram kılınmaz” (Müslim)

Aişe r.a’dan gelen rivayete göre beş defa doyurucu iekilde çocuk emzirilirse emzirmekle ilgili haramlık söz konusu olur. Bu görüş tercih edilir.

 Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurdu:

” يحرم من الرضاع ما يحرم من النسب” (البخاري ومسلم)

“ Nesepten dolayı ne haram kılınmışsa emzirmeden dolayı haram kılınmıştır” (Buharı ve Müslim)

 Haramlık meselesi; yabancı kız çocuk bir oğlan çocukla emzirilirse veya birbirlerine yabancı kız ve oğlan çocuklar iki sene içerisinde aynı kadından emzirilirse, sütkardeş olup büyüyünce birbirleriyle evlenmeleri haram olur. Sütanne ve sütkardeşlik söz konusu olur. Emziren kadın sütannesi olur, onunla evlenemez, onun için bir mahrem de olur. Emzirilen yabancı çocuk kendisini emziren kadının sütannesi, çocukları sütkardeşleri ve bu kadınla ilgili akrabalık onun süt akrabaları olur.

Ama emzirilen yabancı çocuğun kardeşleri emziren kadının, çocukları ve akrabalarıyla evliliği haram olmaz ve mahremiyet söz konusu değildir.

 Yukarıdaki ayet emzirmekle ilgili konunun bütün kadınları kapsamasına rağmen boşanan kadınlarla ilgili hükümler getirdi. Zira daha önceki ayetler boşanmakla ilgili idi.

Ayette “kendisine çocuk doğurulan kimse”, babadan söz etti; bunun manası çocuk babasına mensup olur, velayet onundur, sorumluluğu üzerindedir. Bunu pekiştiren ifade bu baba vefat edince bunun mirasçıları çocuğun mesuliyetini taşıyacaklar, zira çocuk kendi ailelerine mensup oldu.

Ancak veled-i zina annesine mensup olur. Bu konu hakkında iki kişi arasında ihtilaf olunca Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurdu:

” الولد للفراش وللعاهر الحجر” (البخاري ومسلم)

“ Çocuk yatağa aittir. Zina eden (evlenmiş olanlara) taşlama vardır” (Buhari ve Müslim)

Yataktan maksat kadındır. Mecazi manada kadın yatak olarak gösterildi. Allah şöyle buyurdu:

وَّفُرُشٍ مَّرۡفُوۡعَةٍؕ‏ اِنَّاۤ اَنۡشَاۡنٰهُنَّ اِنۡشَآءًۙ‏ فَجَعَلۡنٰهُنَّ اَبۡكَارًاۙ‏ عُرُبًا اَتۡرَابًاۙ‏ لِّاَصۡحٰبِ الۡيَمِيۡنِؕ‏

(cennette) yükseltilmiş yataklar (üzerindeki kadınlar) vardır, şüphesiz biz onları yepyeni bir yaratılışla yarattık, onları bakire, eşlerini seven ve yaşıt olarak kıldık. Bütün bunlar kitabını sağ elle alan kimselere aittir” (Vakıa 34-38). Bu edep hitabının bir göstergesidir. Cima olunca kadın yatakta yattığından dolayı bu ifade kullanıldı. Cennetteki kadınların değeri ve güzelliğinin pek yüksek olduğuna dair bir mecazdır. Zira mecazı kullanmak direk söz söylemekten daha tesirlidir. Cennetteki mümin kadınlar onların güzelliği ve değeri pek yüksektir. Zira Allah şöyle buyurdu:

 اِنَّ اَصۡحٰبَ الۡجَـنَّةِ الۡيَوۡمَ فِىۡ شُغُلٍ فٰكِهُوۡنَ‌ۚ‏ هُمۡ وَاَزۡوَاجُهُمۡ فِىۡ ظِلٰلٍ عَلَى الۡاَرَآٮِٕكِ مُتَّكِـــُٔوۡنَ

“ Şüphesiz ki bu gün (kıyametten sonraki hayat süresi) cennet ehli güzel bir meşguliyet içerisindedir, zevklenmektedir, onlar eşleriyle beraber gölgeler altında koltuklara yaslanırlar” (Yasin 55-56). Dünyada birbirlerine sadık mümin eşler cennettedirler. Zevceler pek güzel ve değerlidir. İşte bu ayet evliliği devam ettirmeye teşvik etmektedir, boşanmayı kerih göstermektedir. Fakat şer-i haklar ve vecibeleri yerine getirip birbirlerine karşı saygı gösterirlerse ve sabrederlerse bu hedef gerçekleşir.

Aynı anda, hadisten şu istidlal de yapıldı, evli adam bildiği halde çocuk kendi yatağı üzerinde, evinde karısı çocuk doğurursa bu çocuk benim değildir diyemez. Nef-i nesep yapamaz.  Kimin yatağı üzerinde çocuk doğmuşsa onundur. Koca bundan haberi varsa uygulanır. Koca evinden uzak ve karısının hamileliğini ve çocuk doğuracağını bilmiyorsa çocuk benim değildir diye iddia ederse nef-i nesep olur, çocuk annesine mensup olur, ondan sonra lanetleşme olur ve erkek ile kadın arasında ebedi ayrılış olur.

Zira ayette valid ve valideden söz edildi. Bunun manası meşru evlilik vardır,  yoksa bu terimler kullanılmaz. Zina edenler için hiç kullanılmaz. Nitekim Hadiste geçtiği gibi çirkin işi yapan, zina eden kimseye taşlama vardır. Valid ve valide olarak adlandırılmadı. Kuran-i kerim’de meşru evlilik olunca valid ve valide terimleri kullanıldı.

Çocuğu doğuran valide kadın çocuğu emzirirse ücret hak etmiş olur. Bu ifade her valideyi kapsıyorsa da burada boşanmış kadın kastedildi. Çünkü boşanmamış ise ücret almaz, evli kadının ve çocuğun nafakası kocası üzerindedir. Ancak boşandığı zaman çocuğu emzirirse ücret alır.

 Allahu Teala şöyle buyurdu:

فَاِنۡ اَرۡضَعۡنَ لَـكُمۡ فَاٰتُوۡهُنَّ اُجُوۡرَهُنَّ‌ وَاۡتَمِرُوۡا بَيۡنَكُمۡ بِمَعۡرُوۡفٍ‌ۚ وَاِنۡ تَعَاسَرۡتُمۡ فَسَتُرۡضِعُ لَهٗۤ اُخۡرٰى ؕ‏

“Eğer (boşadığınız kadınlar) sizin için çocuklarınızı emzirirlerse onlara ücretlerini verin. Marufa göre ücret üzerinde anlaşın. Anlaşamadığınız halde koca kendi çocuğunu emzirecek başka kadına versin” (Talak 6)

Bu ayet talakla, boşanmakla ilgili ahkâmı kapsayan Talak suresinde geçti.

 Boşanmış kadına emzirmek için çocuğu verilirse ancak iki sene emzirir.  Bundan daha fazla zorlanmaz.  Bu durumda emzirme döneminde çocuğun babası eski hanımına marufla rızkını ve giyimini sağlayacaktır. Bu kadının ücreti sayıldı. Maruf ise, çevresinde nasıl diğer kadınlar yedirilir ve giydirilir ise aynen bu şekilde kadın yedirilir ve giydirilir. 

Zira boşanmış kadın artık boşayanın hanımı değildir. Böylece kadın emzirme karşılığında ücreti hak etmiş olur.  Bu ücret; yiyecek, giyim veya nakit para da olur. Evli olan bir erkeğin hanımı ise ücret almaz. Kocası onu marufla yedirecek ve giyindirecektir. Bu ücret değil, koca üzerine bir haktır, bu bir nafaka ve harcamadır. Erkeğin çocuğu olsun olmasın, emzirirse emzirmesin karısı üzerine nafaka üzerinde bir haktır.

     Ayette açıklandığı gibi,Boşanmış olan kadının hak ettiği ücret veya evli kadının hak ettiği nafaka kocanın gücü dâhilinde olmalıdır. Aşırı derece fazlalıkla sorumlu tutulmaz, bu sebeple de erkek zarara sokulmaz.  Yine kadın çocuğu nedeniyle zarara sokulmaz, eğer çocuk daha emzirilmeye muhtaç ise emzirme konusunda evla olan çocuğun annesidir. Ancak bu kadın kendi çocuğunu emzirmek istemiyorsa koca çocuğunu emzirmek için başka kadını arar ve ücret üzerinde anlaşma yapar. 

Eski kocasını emzirdiği çocuk nedeniyle zarara uğratmaz.  Yine kadın da çocuğunu emzirmek istiyorsa eski kocası onu bu işten men edemez, kadını zarara sokamaz. Çocuk emzirilirken annesine bağlı olur, bu durum da kadın kendisini boşadığı erkeğin çocuğunu görmekten mahrum edemez, yoksa ona zarar getirmiş olur, günahkâr olur. Yine çocuk özel bakıma muhtaç kalmayınca ve kimin yanında kalacağına dair çocuğa seçme hakkı verilirse seçtiği taraf yanında kalmayı tercih ederse diğer tarafın çocuğu görmesini engelleyemez, anlaşmaya göre belli zamana kadar yanında kalmaktan engelleyemez. Yoksa zarar getirmiş olur. Günah işlemiş olur.

Emzirme hususunda sütten kesilme meselesinde ikisi anlaşırsa ne aladır! Fakat boşanan kadın daha az emzirmek istiyorsa ve erkek tam iki sene emzirmek istiyorsa emzirmek üzere kocanın çocuğu başka kadına verme hakkı vardır. Ayet bunu göstermektedir.

“Eğer ana ve baba birbiriyle görüşerek ve karşılıklı anlaşarak çocuğu memeden kesmek isterlerse, kendilerine günah yoktur. Çocuklarınızı (sütanne tutup) emzirtmek istediğiniz takdirde, sütanneye vermekte olduğunuzu iyilikle teslim etmeniz şartıyla, üzerinize günah yoktur”.

Yine yukarıda gösterdiğimiz Talak suresindeki 6. Ayet bunu belirtmektedir.

 İkisi birbirine anlayışlı olmalı, gürültü, patırtı ve kavgayla ayrılış olması pek çirkindir, daha önceki ayetlerde geçtiği gibi “ya iyilikle tutun ya da iyilikle ayrılın” düsturu ile hareket edilmelidir.  Evlilik döneminde birbirlerine yaptıkları iyiliği iki taraf unutmamalı, birbirlerine karşı nankör olmamalı, ne kadar ilişkileri bozulursa bozulsun birbirlerinin üzerlerine olan iyilikleri hiç unutmamalı, kindar olmamalıdırlar. Bu iyiliklerin hakkıdır. Bir kimse sana iyilik yaparsa ona teşekkür edersin ve karşılığını vermeye çalışırsın, ona kötülük yapmazsın.   Bakara suresi 237. ayette Allahu Teala bu hatırlatmada bulunuyor: 

وَاِنۡ طَلَّقۡتُمُوۡهُنَّ مِنۡ قَبۡلِ اَنۡ تَمَسُّوۡهُنَّ وَقَدۡ فَرَضۡتُمۡ لَهُنَّ فَرِيۡضَةً فَنِصۡفُ مَا فَرَضۡتُمۡ اِلَّاۤ اَنۡ يَّعۡفُوۡنَ اَوۡ يَعۡفُوَا الَّذِىۡ بِيَدِهٖ عُقۡدَةُ النِّكَاحِ ‌ؕ وَاَنۡ تَعۡفُوۡٓا اَقۡرَبُ لِلتَّقۡوٰى‌ؕ وَ لَا تَنۡسَوُا الۡفَضۡلَ بَيۡنَكُمۡ‌ؕ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعۡمَلُوۡنَ بَصِيۡرٌ‏

“Kendilerine mehir tayin ederek evlendiğiniz kadınları, temas etmeden boşarsanız, tayin ettiğiniz mehrin yarısı onların hakkıdır. Ancak kadınların vazgeçmesi veya nikâh bağı elinde bulunanın (velinin) vazgeçmesi hali müstesna, affetmeniz (mehirden vazgeçmeniz), takvâya daha uygundur. Aranızda (birbirinize yaptığınız) iyilik ve ihsanı unutmayın. Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür.” (Bakara 237)

Bu ayet her durumda uygulanır, zifaf olmadan boşanma olursa mehrin yarısının ödenmesi veya daha hayırlısı olan kadının onu affetmesidir, hakkını helal etmesiyle ilgili gelmişse de işaret delaletine göre birbirlerine küsen arkadaşlar, akrabalar ve sair Müslümanlar daha önce birbirlerine yaptıkları iyilikleri hatırlamalılar. Hatırladıkları takdirde kindar olmazlar.  Herhangi bir kişi, arkadaş, akraba; “bana zamanında bu veya şu iyiliği yapmıştı, ama birbirimize küstük, fakat o iyiliği unutmayacağım, bu nedenle, onu zarara sokmayacağım” diye düşünmelidir.  Boşanmış erkek ve kadın da evliyken birbirlerine yaptıkları iyilikleri ve sevgiyi hiç unutmasınlar onu akıllarında tutsunlar ve buna göre birbirlerine karşı davransınlar, birbirlerini zarara sokmaya çalışmasınlar, hatta sırlarını ifşa etmesinler.

Eğer baba vefaat etmişse, onun mirasçısı çocukla ilgilenme hususunda baba yerine geçer. Çocuk emzirilmeye muhtaçsa boşanmış olan kadının onu emzirme hakkı vardır, aynı anda emzirme ücretini marufla hak eder. Bu kadın istemiyorsa başka kadına verilir, ücreti de hak eder.

Bu ayette geçen “Onun benzeri (nafaka temini) vâris üzerine de gerekir” ifadesinden mirasçıların ve akrabalarının birbirlerine yardım etme farzı anlaşılır.  Hanefi ve Hanbeli mezhepleri bu farz açık şekilde gösterildi dediler.

Allahu Teala bu hükümleri verirken bunlara uyulmasını ister, bu nedenle kendisinden Müslümanların korkmalarını ister. Zira onların yaptıklarını görüyor. Ayette; “…Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür…” ifadesinin manası; “kesin şekilde inanın” anlamındadır.  Nitekim insan Allah’tan korkarsa kendiliğinden bu hükümleri uygular. Allah’tan korkmak veya takvalı olmak hükümleri uygulamak için en önemli yürütücü güçtür.  Takvalı olmak istemeyenleri veya Allah’tan korkmayanları (ister erkek olsun isterse kadın olsun) İslam Hilafet devletindeki mahkeme onları zorlar.

Bu ayet diğer ayetler gibi erkek ile kadın arasında evli iken veya boşandıktan sonra nasıl güzel muamele olacağını gösterir.  Ancak bu İslam nizamı nedeniyle insanlar mutlu olurlar.