-168-

Ölümden kaçmak, Allah uğrunda cihad etmek ve harcamak:

Onlar niçin ölümden kaçtılar?

Ölümden kaçınca akıbetleri ne oldu?

Bu olay kime anlatılıyor ve bundan nasıl istifade edilebilir?

Allah yolunda savaşmanın manası nedir?

Onun uğrunda niçin harcanır ve karşılığı ne kadar?

﴿أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ خَرَجُوا مِن دِيَارِهِمْ وَهُمْ أُلُوفٌ حَذَرَ الْمَوْتِ فَقَالَ لَهُمُ اللَّـهُ مُوتُوا ثُمَّ أَحْيَاهُمْ ۚ إِنَّ اللَّـهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ ﴿٢٤٣﴾ وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّـهِ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّـهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ﴿٢٤٤﴾ مَّن ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّـهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ أَضْعَافًا كَثِيرَةً ۚ وَاللَّـهُ يَقْبِضُ وَيَبْسُطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ﴿٢٤٥﴾

 “Binlerce oldukları halde, ölüm korkusundan dolayı yurtlarından çıkıp gidenleri görmedin mi? Allah onlara “Ölün!” dedi (öldüler). Sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkârdır. Lâkin insanların çoğu şükretmez. Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah, her şeyi işitir ve bilir. Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödemesi için Allah’a güzel bir borç, kard-i hasen (isteyene faizsiz ödünç) verecek yok mu? Darlık veren de bolluk veren de Allah’tır. Sadece O’na döndürüleceksiniz.” (Bakara 243 – 245)

Allah-u Teala bu ayette insan ölümden kaçsa da ölümün kendisine geleceğini bildiriyor. Bu ayette veya hadislerde niçin ölümden kaçtıkları gösterilmedi. Fakat ondan sonra Allah uğrunda savaş için emir geldiğinden dolayı onların kaçışının savaştan dolayı olmuş olması gerektir, bazılarının hastalıktan kaçtı demeleri pek doğru değildir.

Hem de bunlar çok idiler. Ayette kullanılan أُلُوفٌ (binlerce) büyük kalabalık olduklarını gösteriyor, on binden fazla, on binlerce olabilir. Bir kaç bin veya on bine kadar olsalardı آَلاَفٌ  (binlerce) lafzını kullanırdı, bu lafız bir kaç bin olunca kullanılır.  Sayıları çok olmasına rağmen imanları zayıf olduğundan dolayı ölümden kaçtılar. İmanları güçlü olanlar sayıları az olsa bile sebatlık gösterirler. İşte bunların sayısı pek çok olmasına rağmen kaçtılar, güçlü iman olmayınca sayı ne kadar kalabalık olsa da hiç yaramayacaktır. İlerideki ayetlerde İsrail oğullarından imanları zayıf olanların nasıl savaştan kaçtıkları ve az imanlı bir grubun nasıl sebat gösterip savaştıklarını ve bu nedenle büyük güçlü orduları yendikleri gösterilmektedir.

İşte, Kendi diyarlarına doğru saldıran güçlü bir düşmanın önünden kaçıp diyarlarını terk eden sayısı hayli çok kişinin misali gösterildi. Bu kalabalık insanlar kendi köylerinden ölümden kaçarak çıktılar, kaçtıkları yerde öldüler. Belli bir müddetten sonra Allah onları diriltti. Onları düşündürdü, kaçışlarınız size hiç bir fayda sağlamadı. Allah-u Teala bu misalde şu üç hususu açıklar:

Birincisi: İnsan bir yerden ölüm korkusundan kaçarsa ölümden kesinlikle kaçamaz, başka yerde ölümle karşılaşabilir. Çünkü herkes ölümü tadacaktır, ne kadar ölümden korunmak için çalışırsa çalışsın eceli geldiğinde kaçamaz, tehlikeli yerlerden ve durumdan kaçsa dahi. Öyleyse Allah uğrunda savaşmak ve mücadele etmekten hiç kaçmasın. Kaçarsa kendini ölümden kurtaramaz, koruyamaz. Nitekim Allah şöyle buyurdu:

وَلِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌ‌ۚ فَاِذَا جَآءَ اَجَلُهُمۡ لَا يَسۡتَاۡخِرُوۡنَ سَاعَةً‌ وَّلَا يَسۡتَقۡدِمُوۡنَ‏

“ Her grup insanın eceli vardır, eğer ecelleri gelirse  (ölümden) ne bir saat geri kalabilirler ne de bir saat ileride giderler ” (Araf 34)

İkincisi: Allah herkesi diriltecek ve onu hesaba çekecektir. Bundan dolayı, insanlar Allah’tan korksunlar, kendilerine verdiği nimetleri (yaratılış ve sağlık nimetinden başlayarak son nimete kadar sayabilirlerse saydıkları) de hatırlasın ve Allah’a teşekkür etsinler. Allaha teşekkür etmek ona kulluk etmekle olur. Birine bir kişi iyilik yaparsa ona teşekkür eder, aynı karşılığı vermeye çalışır, ona minnettar olur. Peki, Allah’ın verdiği ve sayamadığımız nimetlerine karşı ona teşekkür etmek daha evla ve hak olan değil midir? Allah’a teşekkür etmeyenler nankör insanlardır. Dünya kendilerini aldatmasın, ne kadar yaşasalar da nihayet ölecekler. Buna göre insanın geleceği ya cennet ya da cehennemdir. Allah şöyle buyurdu:

كُلُّ نَفۡسٍ ذَآٮِٕقَةُ الۡمَوۡتِ‌ؕ وَاِنَّمَا تُوَفَّوۡنَ اُجُوۡرَكُمۡ يَوۡمَ الۡقِيٰمَةِ‌ؕ فَمَنۡ زُحۡزِحَ عَنِ النَّارِ وَاُدۡخِلَ الۡجَـنَّةَ فَقَدۡ فَازَ ‌ؕ وَمَا الۡحَيٰوةُ الدُّنۡيَاۤ اِلَّا مَتَاعُ الۡغُرُوۡرِ‏

Her nefis ölümü tadacaktır. Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size ödenecektir. Kim ateşten kaydırılırsa ve cennete sokulursa kazanmış olur. Dünya hayatı ise ancak aldatıcı bir tatma, bir lezzettir  (Al-i İmran185)

Üçüncüsü: Allah bu ayette Resulüne hitap ederken müminlere hitap etmektedir. Cihada, Allah uğrunda savaşmaya teşvik etmektedir. Düşman ne kadar güçlü olsa bile sebat gösterin ki Allah size zafer versin. Zira zafer sadece Allahtan gelir. Bakın bu kalabalık insanlar savaşmaktan kaçtılar, ama kaçış onlara hiç fayda vermedi, ecelleri gelince öldüler. İbret alın ve hiç ölümden korkmayın. Bu nedenle arkasından Müslümanlara Allah uğrunda savaşma emri geldi;

  وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّـهِ “Allah yolunda savaşın”.

Nitekim Allah başka yerde müminleri savaşa teşvik ederken, müminlere bu hakikati hatırlattı. Şöyle buyurdu:

الَّذِينَ قَالُوا لِإِخْوَانِهِمْ وَقَعَدُوا لَوْ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُوا ۗ قُلْ فَادْرَءُوا عَنْ أَنفُسِكُمُ الْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

 (Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında ‘Bize uysalardı öldürülmezlerdi!’ diyenlere ‘Eğer doğru sözlü insanlar iseniz canlarınızı ölümden kurtarın bakalım!’ de.” (Al-i İmran 168)

 أَيْنَمَا تَكُونُوا يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ

 “Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!” (Nisa 78)

 Mademki ölüm haktır, hiçbir kimse ondan kaçamaz öyleyse Allah uğrunda kıtal yapın, savaşın. Allah uğrunda savaşmanın manası Allah’ın sözünü yükseltmek, davasını yaymak, dinini hâkim kılmaktır ve Şeriatını egemen kılmaktır.

سُئِلَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الْقِتَالِ أَيُّهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

 Hangi savaşın Allah yolunda bir savaş olduğu Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e sorulduğunda şöyle buyurdu: “Her kim Allah’ın kelimesi yüce olsun diye savaşırsa işte o Allah yolundadır.” (Buhari ve Müslim)

İnsan ölümden korunmak için Allah uğrunda yapılan savaşa gitmese de ölüm ona gelecektir. Öyleyse cihada gitsin, ölüm gelecekse o halde gelsin, şehit ve cennetlik olsun. Ölüm gelmez ise gazi ve şerefli insan olsun ve büyük sevap kazansın. Nitekim Allah insanın nasıl bir niyet düşündüğünü bilir ve işitir. Ayette bahsedilen o binlerce kişiden oluşan grubun bir birlerine “ölümden kaçalım” sözlerini Allah işitti ve onları öldürdü.

Allah’ın kelimesinin yüce olmasının manası İslam hâkimiyetinin sağlanmasıdır. Bunun yolu Hilafet devletinin kurulmasıdır. Nitekim Allah yolunda savaşan ancak bu devlettir. Onun başkanı olan Halife olursa böyle bir savaş başlatılır. Yönetim milliyetçi laik olursa asla Allah yolunda savaşı ilan etmez. Ayrıca diğer kâfir güçlerle işbirliği yapar, NATO gibi onların paktlarına katılır, onları dost ve müttefik sayar. O zaman Allah yolunda savaş olmaz, Allah’ın sözünü yükseltmek ve hâkimiyeti sağlamak için savaşı hiç ilan etmez. Zira kendisi küfür sözü olan laikliği uygulamaktadır. Mademki Allah uğrunda savaşmak farz, öyleyse bu farzı yerine getirmek için  gerekli olan işi yapmak farzdır. Bu açıdan Hilafet devletini kurmak için mücadele etmek çok büyük bir farzdır. Bunun uğrunda öldürülen kimse, Hamza r.a gibi şehitlerin efendisi olur.

Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu:

 «سَيِّدُ الشُّهَدَاءِ حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، وَرَجُلٌ قَالَ إِلَى إِمَامٍ جَائِرٍ فَأَمَرَهُ وَنَهَاهُ فَقَتَلَهُ» رواه الحاكم في المستدرك وإسناده صحيح.

“Şehitlerin efendisi Hamza bin Abdulmuttalip ve zalim yöneticiye karşı çıkıp ona marufu emredip münkeri nehyederek öldürülen kimsedir” (Elhakim Müstedrek hadis kitabında rivayet etti, senedi sahihtir)

Mademki, insan ölecek ve bu gerçekleşince Allah’ın verdiği bütün nimetleri kaybedecek, öyleyse Allah uğrunda harcamalıdır. Harcadığı takdirde bunun sevabını kat kat alacaktır. Allah-u Teâlâ, kendi uğrunda harcamaya birçok ayette çağırıyor ve bunun sevabını harcayana kat kat vereceğini vaat ediyor. Nitekim insanın harcadığı mal Allah’ın verdiği rızıktır ve insan ölünce bütün kazandığı malları dünyada bırakacaktır. Öyleyse, ölüm kendisine gelmeden önce harcasın, çünkü Allah’a dönecek ve hesaba çekilecektir. Bu nedenle akabinde harcamakla ilgili ayet geldi.

Ayette

 مَّن ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّـهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ أَضْعَافًا كَثِيرَةً

Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödemesi için Allah’a güzel bir borç, kard-i hasen (isteyene faizsiz ödünç) verecek yok mu?”

kard-ı hasen’in manası güzel kredi vermektir. Bunun manası Allah için bir borç vermektir. Bunun karşılığı büyük sevaptır, ayette kat kat geri verilecek deyince kat kat sevap vereceğini bildiriyor. Bu kredi Allaha verilmiyor, Allah uğrunda bir harcama olduğundan dolayı sanki Allaha borç vermiş olur, Allah kendi üzerine bunu bir borç olarak, bir hak olarak sayıp bunun karşılığı kat kat geri verecektir.

Nitekim Allah rızık hususunda genişletir veya daraltır. Bu nedenle, insan Allah’ın bolca verdiği nimetinden harcasın. Çünkü ileride rızkı daraltılabilir ve belki harcayacak bir şey bulamayacaktır. Yine insan şunu düşünsün: Allah kendisine nasıl bol bol verdi de diğerlerine vermedi? Kendini özelliği nedir? Şu bilinmelidir ki; Allah yalnız onu imtihan etmek için verdi. Helal yoldan harcayıp harcamayacağını Allah görecektir. Bir günde rızıkı daraltılabilir, ondan korksun! O halde Allah uğrunda harcasın. Harcadığı takdirde ahirette onun sevabını bulacaktır. Harcamazsa, ahirette hiçbir şekilde bunu görmeyecektir ve o gün çok pişman olacaktır. Bu şekilde düşünmek aydındır bir düşüncedir, işin arkasını, geleceğini ve etrafını düşünmektir. Sırf dünyayı ve bulundukları hali düşünmek sathiliktir. Buna sathi veya yüzeysel düşünmek denilir.

İnsan Allah uğrunda harcamazsa ölünce malı diğerlerine intikal edecektir, bu şekilde hem dünyada kayıp hem de ahirette kayıptır. Sadece yediği ve içtiğinden istifade etti, kalan malları diğerlerine miras olarak geçer. Ne kadar sathiliktir?! Oysa hep Allah uğrunda harcasaydı ahirette bunun karşılığını bulacaktı, cennette kendisine köşk ve güzel bir hayat hazırlayacaktı.