-179-

Allah’ın kendi diriltme gücünü insanlara göstermesi:

أو كالذي مر على قرية وهي خاوية على عروشها قال أنى يحيي هذه الله بعد موتها فأماته الله مائة عام ثم بعثه قال كملبثت قال لبثت يوما أو بعض يوم قال بل لبثت مائة عام فانظر إلى طعامك وشرابك لم يتسنهوانظر إلى حمارك ولنجعلك آية للناس وانظر إلى العظام كيف ننشزها ثم نكسوها لحما فلما تبين له قالأعلم أن الله على كل شيء قدير

“Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir köye uğradı; “Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!?” dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. “Bir gün yahut daha az” dedi. Allah ona: Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ayet (Allah’ın kudretine delil) kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum (inanıyorum) ki, Allah her şeye kadirdir, dedi.” (Bakara 259)    

Allah kendi gücüne ve kendisinin her şeyi yapabileceğine dair başka bir delil gösteriyor. Birinci olayda İbrahim Aleyhisselam ile hükümdar arasında geçen tartışmada İbrahim Aleyhisselam tarafından Allahu Teala’nın gücüne delil gösterildi ve hükümdar şaşkınlığa düşürüldü. Fakat bu ikinci misalde; bir kişi yıkılmış bir köye uğradığında “Allah’ın bunu nasıl canlandıracağına” dair kendi kendine sorması üzerine Allah onu öldürdü. Yüz yıl sonra tekrar diriltti. Allah ona sordu: “Kaç yıl ölü olarak kaldın?”  o kişi; “bir gün veya bir günün yarısı kadar” diye cevap verdi. Allahu Teala ona yüz yıl ölü olarak kaldığını bildirdi.

Allahu Teala bu kişinin adını vermedi. Çünkü isim önemli değildir, önemli olan olaydır. Kur’an’da bazı olaylarda bazen isim verildi, çoğunda ise isim verilmedi. Bu köyün de ismi zikredilmedi. Fakat Allah bu kişi vasıtasıyla insanlara mucizeyi göstermek istediği için bu kişi sıradan biri olmamalıdır. Hem de ayetin sonunda bu kişi “Allah’ın her şeye kadir olduğuna inanıyorum” dedi. Bu kişi bu yıkılmış köyü ve ahalisini Allah’ın nasıl dirilteceğini kendi kendine sorunca Allah’ın kudretini inkar ederek sormuyor, yalnız köyün halinden şaşırarak söylemiş olma ihtimali vardır. Başka bir ifadeyle, söz gelişinin mahiyetinden söylemiş olabilir.

Bazı tefsir kitaplarında o kişinin ve köyün adı verilmiştir. Bunun kaynağının İsrailiyat (İsrailoğulları’ndan gelen hikâyeler) olduğundan dolayı alamayız. Bundan dolayı sadece ayetin bize vereceği mesaj veya ondan çıkartacağımız hüküm veyahut alacağımız ders ve ibretler üzerine durup, bugünkü vakıamız üzerine indirmeye çalışırız.

Bu belde veya köy nekire lafzıyla geçti, marife lafzıyla geçmedi.  القرية (El- Kariye) demedi, قرية (karyeh) dedi. Arasındaki fark; nakire lafzı olan “karye” herhangi bir köy demektir. “El-kariye” ise marife lafzı olur. O zaman belli bir köy demektir. Yukarıdaki ayette El-kariye değil karye dedi. Yine kişi de nakire idi, herhangi bir kişi lafzıyla geçti. Kur’an-ı Kerim bunları nakire lafzıyla gösterdiği zaman belli olmayan kişi veya belli olmayan köy anlamına gelir. Bundan dolayı isimler üzerinde durmamızın bir anlamı yoktur.

Allahu Teala o kişiyi dirilttikten sonra ona; “yiyeceğine ve içeceğine bak hiç bozulmamıştır. Merkebine de bak, seni insanlar için bir ayet olarak göstereceğiz” dedi. Bunun manası; Allahu Teala bu kişiyi o halk için bir mucize olarak göstermiştir. Allahu Teala kendi gücünü göstermek için bu kişiyi öldürdü ve belli bir süre sonra diriltti. Allah insanları tekrar dirilteceğine dair bu kişiyi bir delil olarak o kişinin halkına göstermiştir. Kemiklerin tekrar nasıl bir araya getirilip can verildiğini göstermiştir. Allahu Teala önce kemikleri yaratıp daha sonra etle donatmıştır. Bu kişi; “Allah’ın her şeye kadir olduğuna kesin olarak inanıyorum” dedi.

Ayette  (أعلم)sözcüğü geçti. Bu kelime ilim kelimesinden türedi. Kur’an’ı Kerimde ilim kelimesi kesin şekilde inanmak manasında geçmektedir. Zira akide kesin inancı gerektirir. İmanın gerçekleşmesi için kesin delil gerekir. Zanni delil gösterilerek kişiye “iman et” denilirse çelişki olur. Zanni delile nasıl inanacaktır? Bu sebeple Allah’ın varlığına delalet eden delillerin kesin akli deliller olması gerekir.  Allah kendi diriltme gücünü bu kişiye kesin delille gösterince bu kişi cevaben Allah’ın her şeye kadir olduğuna inanıyorum dedi. Buna göre akide için kesin delil gösterilir; eğer Allah’ın varlığı, Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğu ve Hz. Muhammed’in peygamberliği gibi aklen hissediliyorsa kesin akli delilleri göstermek gerekir. Eğer, eski peygamberler, melekler kıyamet günü, cennet ve cehennem aklen hissedilmeyen mugayyebetler gibi ise Kur’an’dan ve mutevatir hadisten kesin nakli delilleri göstermek gerekir.