Soru:

Forex caiz midir?

Aşağıda detaylı olarak alıntıladığım bu para kazanma yöntemi ile para kazanmak caiz mi?
“İşin detayı Şöyle: Forex yani Açılımı Foreign Exchange olarak tanımlanabilecek olan bir çalışma modeli. Bir ülke para biriminin diğer ülkelerin para birimi karşısındaki değerine göre işlem yapılması anlamına gelmektedir. İnternetin hayatımıza girmesi ile birlikte değişen ihtiyaçlar arasında yer alan döviz alım ve satımının çevrimiçi olarak yapılabilmesine imkân tanıyan Forex, bu açıdan yatırımcı ihtiyaçlarını en temel şekilde karşılamayı hedeflemektedir. Forex piyasasına girerek mobil cihazlarınız veya bilgisayarınız üzerinden ihtiyacınız olan işlemleri hızlı bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz. İnternet ağının olduğu her yerden sisteme dâhil olabilirsiniz. Döviz almak veya satmak için herhangi bir döviz bürosuna gitmenize gerek yoktur.

Haftanın 5 günü 24 saat kesintisiz hizmet veren forex piyasasında gerçekleşen işlemler arasında sadece para birimlerine bağlı kalmak zorunluluğu yok. Altından gümüşe, petrolden değerli tüm varlıklara kadar yatırım yapılabiliyor. Değerlendirebilecek kaynaklar arasında dünya borsaları da yer almaktadır. Forex’te ana hedef, farklı ülkelerin para birimleri üzerinden yapılacak alım ve satım işlemleri sırasında para kazanabilmektir. Sanal olarak yapılan işlemler esnasında elinizde o ülkenin para biriminden bulunmasına gerek yoktur. Kurun yükselmesine ve düşmesine karşılık farklı pozisyonlar alınabiliyor.”

Cevap:

Bir para birimi ile diğer para birimi arasında farklı fiyatla değiştirmek caizdir. Fakat paralar hazır olmalıdır, ellerinde veya hesaplarında bulunmalıdır. İleri tarihte olması caiz değildir. Misal olarak, biri Doları Avroyla değiştirmek istediği zaman doları karşı tarafa teslim ederken karşı taraf birinci tarafa hemen Avroyu teslim etmelidir veya hesabına girmelidir. Herkesin hesabında değiştireceği para hazır olmalıdır, satış gerçekleşince karşılıklı paralar hesaplarına girmelidir. Alım satım işi yapan iki tarafın paraları hazır olmalıdır. İlerde fiyatı göstermek caiz değildir. Belli bir fiyat üzerine anlaşıp hemen paralar teslim edilmelidir.

Borçla paralar değiştirilmez, zira fiyatları hemen değişebilir. Hem de fiyat tespit edilmelidir, paraya mezat, açık artım yapılmaz, caiz değildir.

Ebu Davud’un Ubade b. Es-Sâmit’ten tahricinde Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

” الذَّهَبُ بِالذَّهَبِ تِبْرُهَا وَعَيْنُهَا وَالْفِضَّةُ بِالْفِضَّةِ تِبْرُهَا وَعَيْنُهَا وَالْبُرُّ بِالْبُرِّ مُدْيٌ بِمُدْيٍ وَالشَّعِيرُ بِالشَّعِيرِ مُدْيٌ بِمُدْيٍ وَالتَّمْرُ بِالتَّمْرِ مُدْيٌ بِمُدْيٍ وَالْمِلْحُ بِالْمِلْحِ مُدْيٌ بِمُدْيٍ فَمَنْ زَادَ أو ازداد فقد أربى ولا بأس يبيع الذَّهَبِ بِالْفِضَّةِ وَالْفِضَّةُ أَكْثَرُهُمَا يَدًا بِيَدٍ وَأَمَّا نَسِيئَةٌ فَلَا وَلَا بَأْسَ بِبَيْعِ الْبُرِّ بِالشَّعِيرِ وَالشَّعِيرُ أَكْثَرُهُمَا يَدًا بِيَدٍ وَأَمَّا نَسِيئَةٌ فَلَا”

 “Külçe olsun, sikke olsun; altın altınla ve gümüş gümüşle (eşit olarak) satılır. Buğday buğdayla müdyü müdyüne, arpa arpayla müdyü müdyüne, hurma hurmayla müdyü müdyüne ve tuz tuzla müdyü müdyüne satılır. Kim fazla verir veya fazlayı isterse faize almış olur. Peşin olması koşuluyla daha fazla miktardaki gümüşü altın mukabilinde satmakta mahzur yoktur ama veresiye caiz olmaz. Yine peşin olmak üzere arpa daha fazla olduğu hâlde buğdayı arpa mukabilinde satmakta mahzur yoktur ama veresiye caiz olmaz.” (Ebu Davut, Nesai)

[اَلْمُدْي] “Müdy”,[مِكْيَال] “Mikyal” yani bir ağırlık birimidir. [تِبْرة] “Tibr” ise basılmadan, dirhem ve dinar birimleri hâline getirilmeden önceki altın ve gümüş parçasıdır, bir birimine tibr denir. [اَلْعَيْن] “Ayn” basılmış dirhem ve dinarlara denir. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hadisinde yer alan [تِبْرُهَا وَعَيْنُهَا سَوَاءٌ] “Tibri ve aynı (hükümü) birbirine eşittir.” sözünün anlamı budur.

Dârakutnî’nin Ali RadiyAllahu Anh’tan tahriç ettiği hadiste Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

“وَالدِّرْهَمُ بِالدِّرْهَمِ لَا فَضْلَ بَيْنَهُمَا مَنْ كَانَتْ لَهُ حَاجَةٌ بِوَرِقٍ فَلْيَصْرِفْهَا بِذَهَبٍ وَإِنْ كَانَتْ لَهُ حَاجَةٌ بِذَهَبٍ فَلْيَصْرِفْهَا بِوَرِقٍ وَالصَّرْفُ هَاءَ وَهَاءَ”

“Aralarında fazlalık olmadan dinar dinarla, dirhem dirhemle (değiştirilebilir). Gümüşe ihtiyacı olan bir kimse, altınını gümüşle, altına ihtiyacı olan da gümüşünü altınla elden ele peşin olarak değiştirsin.” (Darkutni)

Forex piyasasında ise paranın bulunması şart koşulmaz, ileri tarihte belli fiyat üzerine parayı satın almak üzere anlaşma da yapılır, bu ise caiz değildir, yukarıdaki hadislerde geçtiği gibi Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bunu yasakladı. Ayrıca parayı teslim etmeye çalışılmıyor. Gelecek zamanda paranın fiyatını yükseltmeye çalışılır veya yükselmesi beklenir.

Ayrıca, bu piyasada insan ya 400 kat kazanır ya da bu kadar zarar eder, böylece bütün parasını kaybedebilir! Bu alışveriş normal değildir, bir kumar oyunudur. Kendisi parası için yüksek fiyat gösterir, açık artırma yapar, kendisi de aynı zamanda kendi parasına müşteri olarak davranır, fiyatı yükseltmeye çalışır. Başka kişi satın almazsa kendisi satın almış olur, böylece hem parasını kaybeder, hem de üstünde zarar görür veya kazanır. Böyle alış veriş caiz değildir.

İnsan malını pazarlarken müşteri gibi davranıp fiyat üzerine fiyat koyması caiz değildir. Kendisi gösterdiği fiyat üzerinde artış yapar veya başka kişiyle anlaşarak fiyatı yükseltmeye çalışır. Buna neceş satışı denilir. “Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem neçeş satışından nehyetmiştir” (Buhari)

Forex piyasasında malı teslim almadan satışlar gerçekleşebilir. Bir kişi satın aldığı şeyi eline geçmeden diğerine satar.  Buna ğarar denilir. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ğarar satışını yasakladı.

İlk satıcının elinden çıkmadan satış üzerine satış gerçekleşir. Bu caiz değildir.  Mal bulunmadan, insanın kendi mülküne girmeyen malı satması caiz değildir. Satış anlaşması yaptıktan sonra malı satın alıp müşteriye vermek caiz değildir.

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem insanın mülk edinmediği şeyin satışını yasakladı.

Hâkim bin Hizam adlı Sahabe Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu aktardı:

قلت: يا رسول الله يأتيني الرجل يسألني عن البيع ليس عندي ما أبيعه، ثم أبيعه من السوق»، فقال: “لا تبع ما ليس عندك” (أحمد).

 “Ya Resulullah! Bir adam geliyor bende olmadığı halde benden bir ürün satın almak istiyor, ondan sonra çarşıya gidip onu alırım?” Resulullah şöyle dedi: “ Senin mülkünde olmayan ürünü satma”. (İbni Hanbel)

 Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

“لا يحل سلف وبيع، ولا شرطان في بيع، ولا ربح ما لم تضمن، ولا بيع ما ليس عندك” (أبو داود)

“ Aynı anda selef ve satış, bir satışta (bir anlaşmada) iki şart (satış), mülk edinmediğin mal üzerinde kâr elde etmek ve senin yanında olmayan malı satmak helal olmaz” (Ebu Davut, Tirmizi, Elhakim)

 “Senin yanında malı satmak helal olmaz” insanın mülk edinmediği veya mülk edindiği halde müşteriye veremediğinde satış yapmak caiz değildir. Sizin elinize geçmeli ve sizin mülkünüze dâhil olup onu müşteriye verebilme imkânı olunca insan ürünü satar.

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

” من ابتاع طعاماً فلا يبعه حتى يستوفيه”

“ Kim kendisinden yiyecek satın alınacaksa onu elde etmeden satmasın” (Buhari)

Yine Ebu Davut’un rivayet ettiğine göre

“أن النبي نهى عن أن تباع السلع حيث تبتاع حتى يحوزها التجار إلى رحالهم”

“ Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem ürün satıldığı yerden tüccarların mülk edinip kendi satış yerlerine  geçirmedikçe satmalrını nehyetmiştir”.

Yine İbni Maceh’in rivayet ettiğine göre

“أن النبي نهى عن شراء الصدقات حتى تقبض”

“ Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem ele geçirilmeden sadakaları satın almaktan nehyetmiştir” .

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Utab bin Usayid’i Mekke üzerine vali olarak tayin edip gönderince ona şöyle dedi:

“إني قد بعثتك إلى أهل الله، وأهل مكة، فانههم عن بيع ما لم يقبضوا”

“ Seni Allah’ın yarattığına ve Mekke halkına gönderdim. Bir şeyi kabzetmeden (ele geçirmeden) bir şeyi satmalarını nehyet (yasakla).(Beyhaki)

Bu hadislerde Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem insanın eline geçirmediği veya mülküne girmeyen malı satmasını yasaklıyor. Ancak evler, arsa, arazi ve hayvanlar ise onlar ele geçirilmeden satın alınırsa caizdir. İnsan ortada belli bir ev hakkında satış anlaşması yaparsa o evin anahtarlarını henüz almamışsada ev alana ait olur. Zira satış anlaşması yapıldı. Ama tartmak, ölçmek veya saymakla satılan mallar acil satışta satıcıda mal bulunmalı ve mülküne geçmiş olmalı ve müşteri hemen ondan alabilmelidir. Selem de tartıyla, ölçüyle, sayıyla satılan mallarda geçerli olur.

Selem veya selef satışı olursa farklıdır. Bir müşteri bir tüccardan mal alırken kendine teslim etmek için ileri bir zaman tayin ederse caizdir. Fakat tartmak, ölçmek ve saymakla satılan mallarda geçerlidir. Ayrıca vasıfları ve fiyatları belli olmalıdır. Ama önce bunun fiyatını öder, tayin edilen tarihte malı teslim alır.

Resulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

[من أسلف في شيء ففي كيل معلوم ووزن معلوم إلى أجل معلوم]

“Kim bir şeyi selef ederse, belli zamana kadar, belli tartı ve belli ölçüde olmalıdır.”[Buhari]

Selef; önce malın fiyatı belirlenir, parası ödenir ve malı teslim almak için bir tarih üzerinde anlaşılır.

Satış için ileriki bir zamanı tayin etmek şarttır. Filan günde filan saatte veya filan vakitte bu vasıflarla ve bu fiyatla bu tartıda veya bu ölçüde olan mal veya şu veya bu maldan beş adet alacağım diyecektir. O vakit gelince ürün satıcıda hazır olmalı ve müşteri hemen onu almalıdır, parası daha önce ödenmiş oldu. Müşteri satıcıdan belli bir fiyatla belli vasıflarla bir mal alır, satıcıdan mal için ileri bir zaman tayin eder. Buna selem veya selef denilir.

Acil satış ile selem arasındaki fark ise şöyledir:

Acil satış, hazır malı satın almaktır. İnternette satıcılar hazır malı pazarlıyorlar, müşteriyle anlaşıyorlar ama kendilerinde o mal yoktur, mülk edinmediler, tedarikçiden temin ederler sonra müşteriye gönderirler veya tedarikçi onlara gönderir. Bu satış caiz değildir. Çünkü mülküne girmeden ve mülk edinmediği malı satmış olur.

Selem ise ileride belli zamanda satıcının müşteriye malı teslim etmesi için anlaşma yapılır. Önce malın parasını teslim eder, satıcı tayin edilen tarihte teslim eder. O zamana kadar satıcı onu bir yerden satın almış olur, mülküne ve eline geçirmiş de olur, mal o zamanda hazır olur, müşteriye gönderir veya müşteri gelip alır.

Esad Mansur