Soru:

İslami olmayan, milliyetçi veyahut demokratik sloganlar atılan ve sancaklar taşınan yürüyüşlere katılmak caiz mi?

Cihattan sayılır mı?

Cevap:

Önce şunu belirleyelim; Allah yolunda savaşmak, onun sözünü yükseltmek, Allah için Müslümanların dinlerini, canlarını, ırzlarını ve diyarlarını savunmak ve korumak ta cihad mefhumuna dâhildir.

İslam ile küfür arasında fiili savaş olunca bu savaşa katılmak veya teşvik eden yürüyüşler düzenlemek ve bu yürüyüşlere katılmak, makale yazmak, hutbe okumak, video yayınlamak, herhangi bir araçla yayın yapmak veya her hangi bir destek göstermek, orduları savaşa çağırmak ve ihanet edip orduları harekete geçirmeyen yöneticileri düşürmek için faaliyette bulunmak cihattan sayılır. Allah için bu tür faaliyetler yapılırken öldürülen kimse şehit sayılır.

İşte, Cihada katılanlar ve çağıranların kalabalıklarını çoğaltmaya çalışmak, bunun için yürüyüş düzenlemek ve yürüyüşlere katılmak cihattan sayılır. Ama cihada çağırmıyorsa veya düşmanla barışa çağırıyorsa, İslam’a aykırı bir fikir ve slogan atılıyorsa veyahut ta İslam sancakları dışında milliyetçi sancak ve bayraklar taşınırsa böyle yürüyüşlere katılmak caiz değildir, cihattan sayılmaz.

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:  

” من كثّر سواد قوم فهو منهم، ومن رضي عمل قوم كان شريكا لما عمله” (أبو يعلى)

“ Kim bir kavmin (bir grup insanların) kalabalığını çoğaltırsa onlardan olur. Kim bir kavmin ameline rıza gösterirse onların ortağı olur” (Ebu Yala)

Yürüyüşler İslam’a daveti yaymak için bir vesile olarak kullanılır. İslam’ın fikir ve hedeflerini duyurmaya yönelik çaba sarf edilir.

Şuna dikkat edilmelidir: Bazı samimi olmayan taraflar veya zalim rejimler insanların duygularını söndürmek ve gazını almak için yürüyüşleri kullanırlar. Birçok insan duygularını yansıtmak için her hangi bir yürüyüşe veya tezahürata veyahut protestolara düşünmeden katılmaya çalışır. Bu ise hiç doğru değildir, İslam’a ve Müslümanların davalarına fayda getirmez, zarar getirir.

Misal olarak, Gazze için yapılan yürüyüşlerde Filistin bayrağı denilen bayrak taşınırsa veya iki devletli plana yönelik slogan atılırsa veyhutta barışa çağırılırsa kâfir sömürgecilerin planlarına hizmet edilmiş olunur. Zira sömürgeciler İslam memleketlerini bölerken sınırları çizdiklerinde bayrakları çizdiler veya ajanlarına çizdirdiler.

 Filistin bayrağı olarak gösterilen bayarak Osmanlı devletini bölmekle ilgili Sömürgeci İngiliz ve Fransızların Sakes-Picot anlaşmasına binaen çıkarılmıştır. Hatta sömürgecilerle işbirliği yapıp İslam Devletine karşı başkaldıran Hüseyin bin Ali’ye bu bayrağı taşıttılar. Güya Arap devriminin sancağıdır! Aynen şu andaki Filistin bayrağı denilen bayraktır. Bu nedenle Hilafet devletinin bayrağı yerine İslam dünyasında sömürgecilerin kurdukları 57 devletin bayraklarını taşımak sömürgeci kâfirlerin planlarına hizmet sayılır, kişi günah işlemiş olur.

Oysa Müslümanların tek sancağı ve İslam devletinin bayrağı tevhit kelimesidir, iki şehadettir;

لا إلهَ إلاَّ الله محمّدٌ رسولُ االله

La İlahe İllallah Muhammeden Rasulullah

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem yalnız bu sancağı ve bayrağı kullandı.

Yine aynı şekilde iki devletli çözüm planı veya Filistin’de barışa çağırılırsa sömürgecilere hizmet edilmiş olur. Çünkü Yahudi varlığının Filistin’den gasp ettiği %80 lik kısmı meşru saymaktır. Bu büyük ihanettir. Barışa çağırmak ise bu gaspçı varlığı meşru kabul etmek ve tanımaktır.

Eğer yürüyüşlerde İslami bir mesaj verilmiyorsa yürümek hiç caiz değildir. Gördüğünüz gibi zalim ve hain rejimler ve yöneticiler çoğu zaman insanların gazını almak için sömürgecilerin fikirlerini söylemek, sloganlarını atmak ve çıkarttıkları sancakları taşımak şartıyla müsaade ederler. Buna dikkat edilmeli ve Müslümanları uyarmak gerekir. Nitekim bu tip yürüyüşler Müslümanların davalarına hiç bir şey kazandırmaz, kurtuluş için bir yol değildir, daha doğrusu zarar getirir, sömürgecilerin nüfuzunu yerleştirir, İslam memleketlerinin kurtuluşunu engeller.

İşte yürüyüşler İslam davetini taşımak, Müslümanların davalarını duyurmak, Hilafete ve İslam hâkimiyetine kamuoyu oluşturmak, kâfirlerin planlarını teşhir etmek için iyi bir üslup ve vesile olarak kullanılır. Zira meydanlarda alenen doğru fikirleri söylemek, insanlar önünde hak davası için gövde gösterisi yapmak çok etkili bir şeydir.

Allah’ın şu emrine binaen

فَاصۡدَعۡ بِمَا تُؤۡمَرُ وَ اَعۡرِضۡ عَنِ الۡمُشۡرِكِيۡنَ اِنَّا كَفَيۡنٰكَ الۡمُسۡتَهۡزِءِيۡنَۙ‏

“Artık, sana emrolunanı açıktan açığa bildir, duyur. Müşriklere de hiç aldırış etme (ne derlerse desinler), sizinle alay edenler için biz kâfiyiz (sizi onlardan koruyacağız ve intikam alacağız)(Hicir 94-95)

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem davetini duyurmak maksadıyla kendi hizbini, Sahabelerin grubunu ortaya çıkarıp göstermek için bir yürüyüş yapmıştır. Hizbin elemanlarını yaklaşık 40 kişi olarak iki safa dizdi, bir safın başında Hamza r.a diğer safın başında Ömer r.a ve kendisi de iki saffın önünde durup Safa adlı dağa kadar yürüdü. Orada insanları topladı ve onlara davetini ve hizbini açıkça göstererek bir konuşma yaptı. Davete hizmet eden bir yürüyüş idi. Kureyş’in sloganlarını ve bayraklarını taşımadı, reddetti. Daha doğrusu İslam davetini duyurdu ve kâfirlere meydan okudu.

Esad Mansur

n sayılır mı?