Haberlere Bir Bakış:

Yahudi varlığı Türkiye’yi tehdit ediyor, o ise Yahudi varlığına destek için günlük olarak 8 ticari gemi gönderiyor.

18 Ocak 2024’te Ürdün’ü ziyaret eden ve Kral II. Abdullah’la görüşen Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdünlü mevkidaşı Ayman Safadi ile düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: ““İsrail’in” kendi güvenliğini sağlama iddiasıyla yaptıkları, yayılmacılık ve işgalden başka bir şey değildir. Her savaş ve krizden sonra topraklarının genişlemesi bunun en somut kanıtıdır. “İsrail”, Batı Şeria’da yerleşim diye adlandırdığı işgal faaliyetleriyle de Filistinlilerin topraklarını çalmaktadır. Açık konuşalım, güvenliği tehdit altında olan aslında “İsrail” değil, tam aksine Filistinliler ve bölge ülkeleridir. Tüm dünyanın bu gerçeği görmesi gerekmektedir.” Ve şöyle dedi: “Ne yazık ki “İsrail’in” Gazze‘ye yönelik gelişigüzel saldırıları devam ediyor; bu katliamın derhal durdurulması gerektiği gibi Gazze’ye uygulanan hukuk dışı ablukanın da kaldırılması gerekmektedir.” (Anadolu Ajansı)

Türk bakan bu açıklamalarıyla, Yahudi varlığının ülkesini hedef aldığını, Filistin meselesini tasfiye edip varlığını yoğunlaştırdıktan sonra Türkiye’ye ulaşana kadar diğer komşu ülkelere geçeceğini teyit ediyor; zira Yahudiler, Fırat Nehri’nin kaynaklarını, Harran Ovası’nı ve onun civar bölgelerini kapsayacak şekilde Nil’den Fırat’a, yani Türkiye‘nin derinliklerine kadar bir devlet hayali kuruyorlar. Ancak onun bir parçası olan Türkiye rejimi, bu düşman varlıkla normalleşmeye, ticaretini sürdürmeye, onun askeri sanayisini finanse etmek için demir ve çelik de dahil olmak üzere çeşitli hammaddelerle varlığa destek vermeye ve Azerbaycan’dan gelen petrolün yanı sıra aynı şekilde Gazze ve Batı Şeria’daki cani Yahudi askerlerini finanse etmek için yiyecek ve giyecek göndermeye devam ediyor.

Nitekim Türkiye Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu 11/1/2024 tarihinde, 7 Ekim-31 Aralık 2023 tarihleri arasında Türk limanlarından “İsrail’e” yaklaşık 701 geminin sefer yaptığını, yani günde ortalama yaklaşık 8 geminin gittiğini itiraf etti. (El-Cezire, 11/1/2024)

———–

İran, Gazze‘ye destek vermedeki başarısızlığını haklı çıkarmak için Irak, Suriye ve Pakistan’a saldırılar başlattı:

İran, 15 ve 16 Ocak 2024 tarihlerinde 24 saat içinde Kuzey Irak, Suriye ve Pakistan’daki belirli hedeflere üç füze saldırısı düzenledi. İran Devrim Muhafızları, İdlib‘deki tekfirci bir gruba 4, Kürdistan bölgesindeki Siyonist karargâhına ise 11 füze attığını belirtti. Ayrıca füzeler ve insansız hava araçları, Belucistan ve Sistan‘ı İran’dan ayırmayı çalışan Beluc “Adalet Ordusu” örgütünün iki karargâhını da hedef aldı. Ancak İran, Suriye’de liderini ve diğer askerlerini öldüren Yahudi varlığına herhangi bir füze fırlatmadı. Yine Yahudi varlığı, 2020 yılında nükleer bilim adamını öldürmüştü ancak ona herhangi bir tepki vermemişti; sonra İran’a benzin pompalarını devre dışı bırakan elektronik saldırılar başlattığı gibi daha önce de nükleer tesislerini devre dışı bırakmıştı. Öyle görünüyor ki İran, Gazze Şeridi’ne yönelik acımasız Yahudi saldırısına karşı zayıf ve hain tutumunu haklı çıkarmak için tali savaşlar üretiyor.

———–

Netanyahu Amerika’ya, Gazze’deki savaştan sonra hangi şekilde olursa olsun bir Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğunu bildirdi.

Yahudi varlığının Başbakanı Netanyahu, 18/1/2024 tarihinde düzenlediği basın toplantısında, “ABD’ye, Gazze’de savaş sonrası döneme ilişkin herhangi bir senaryo çerçevesinde bir Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğunu bildirdiğini” ve ““İsrail” Hamas’a karşı kesin bir zafer elde edene kadar Gazze’ye saldırıyı sürdürme sözü verdiğini” söyledi ve şöyle dedi: “Gelecekteki herhangi bir düzenlemede, “İsrail‘in” Ürdün Nehri’nin batısındaki tüm topraklar üzerinde güvenlik kontrolüne sahip olması gerekiyor.” Ayrıca “tutumlarını Amerikalılara ilettiğini” belirterek şunları söyledi: Amerika’yı kastederek “Başbakanın dostlarımıza “hayır” diyebilme yeteneğine sahip olması gerekiyor.” Amerika’nın Yahudi varlığına “Filistin devletinin kurulması savaştan sonraki günün bir parçası olmalıdır” diyerek iki devletli çözüm projesini hayata geçirmeye çalıştığı bilinmektedir.

Yahudi başbakan, Amerika’nın iki devletli çözüm projesini reddettiğini ve her ne şekilde olursa olsun bir Filistin devletinin kurulmasını reddettiğini açıklıyor ve projenin sahibi Amerika’ya, onda bir zayıflık bulması bakımından açık bir meydan okumayla, Gazze’ye yönelik saldırganlığını durdurması için kendisine baskı yapamayacağını söylüyor.

———–

ABD Kongresinin üyeleri, ülkelerini Filistin halkına karşı komplo kurmakla suçluyorlar ve Netanyahu’ya saldırıyorlar.

Demokrat ABD Senatörü Bernie Sanders, 18 Ocak 2024’te Kongre önünde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “ABD, Filistin halkının yaşadığı kabusun suç ortağıdır.” Ve şöyle dedi: “Kongrenin neden Filistinlilerin acılarını durdurmak ve Gazze’de karşılaştıkları insani felakete çözüm bulmak için harekete geçmediğini anlamakta zorlanıyorum. ABD, milyonlarca Filistinlinin yaşadığı trajedinin suç ortağıdır.” Dolayısıyla bu, bizzat düşmanlar tarafından kendi ülkeleri Amerika’nın, bölgedeki acıların nedeni olduğuna ve Yahudi varlığını, bölge halkını yok etmek ve onu sömürgeleştirmek için oraya bir kanser olarak yerleştirdiğine dair bir tanıklıktır.

ABD Senatörü Elizabeth Warren, Netanyahu’nun savaş sonrası herhangi bir düzenleme kapsamında bir Filistin devleti kurulmasını reddetmesini tehlikeli olarak değerlendirdi ve şunları söyledi: “Bu ret, Amerikan politikasıyla çelişiyor.” İki devletli çözümü Ortadoğu sorununun tek çözümü olarak değerlendirdi. ABD Senatosu’nun Demokrat Partili diğer üyeleri de Senatör Brian Schatz’ın da belirttiği gibi, Filistin devletinin kurulmasını reddettiğini açıkladığı ve “İsrail’in” geleceğini zorlaştırdığı için Netanyahu’ya saldırdılar. Senatör Tammy Duckworth de, Netanyahu’nun açıklamalarını “şok edici” olarak nitelendirdi. Senatör Peter Welch ise, Netanyahu’nun Amerikan tavsiyelerini reddetmeye devam etmesine rağmen Amerika’nın paralarını almak istediğini söyledi. Demokrat Biden yönetiminin Netanyahu’nun uzlaşmazlığından ve kendisini dinlememesinden bıktığı, bu yönetimin kesin bir karar vermek zorunda kaldığı, aksi takdirde hem içeride hem de dışarıda kaybedeceği görülüyor.

Ülkeleri Amerika’nın 60 yılı aşkın süredir iki devletli çözümü hayata geçiremediği bilinmektedir; zira onları destekleyenler de projelerinin hayata geçirilmesini engelleyenler de bizzat Yahudilerdir. Çünkü Yahudiler Amerika’nın kendilerini şımarttığını ve onun, bölgedeki projelerini onlar aracılığıyla hayata geçirmek için hem kendilerine hem de varlıklarına düşkün olduğunu hissediyorlar. Nitekim Amerika, bölgeye müdahale etmek, bölge üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmak, bölgenin pençesinden kurtulmasını engellemek, sonra da Hilafet Devleti’nin kurulmasını engellemeye çalışmak amacıyla kendisine bahaneler bulmak için Yahudi varlığını ana üssü haline getirmiştir.

Esad Mansur