Haberlere Bir Bakış

12/04/2024

Türkiye, Yahudi varlığına bazı malzemelerin ihracatının geçici olarak kısıtlandığını duyurdu

Erdoğan Türkiye’si, 9 Nisan 2024 akşamı, aralarında jet yakıtının da bulunduğu Yahudi varlığına ihraç ettiği yaklaşık 54 malzemenin ihracatını kısıtlayacağını duyurdu. Aynı şekilde inşaat demiri, yassı çelik, çelik tel, alüminyum, çelik kuleler ve kimyasal malzemelerin ihracatı da kısıtlandı. Bu, Türkiye rejiminin 6 ay boyunca Gazze’yi yok eden, 100.000’den fazla Müslüman Gazzeliyi öldüren ve yaralayan uçak yakıtı da dâhil olmak üzere çeşitli malzemelerle düşmanı desteklediğini kabul etmesidir; dolayısıyla Erdoğan ve onun yönetimdeki adamları bu suçlara bulaşmış olup Allah katında sorumludurlar. Böylece Erdoğan Türkiye’sinin, 22 yıllık iktidarı boyunca Yahudi savaş endüstrisine destek verdiği, özellikle de Yahudilerin Gazze’ye yönelik saldırısı sırasında bu desteğe devam ettiği ortaya çıkmaktadır.

Ancak bu karar geçicidir ve Yahudi varlığının, Ürdün rejimi, Mısır ve Amerika gibi Türkiye’nin de Gazze’ye havadan yardım gönderilmesi tiyatrosunu reddetmesine bir tepki olarak gelmiştir. Türkiye Ticaret Bakanlığı şunları söyledi: “Bu karar, “İsrail” derhal ateşkes ilan edene ve insani yardımın uygun ve kesintisiz bir şekilde Gazze’ye girmesine izin verene kadar yürürlükte kalacaktır.” Yahudi varlığı da şöyle yanıt verdi: “Türkiye, “İsrail’le” yapılan ticaret anlaşmalarını tek taraflı olarak ihlal ediyor ve buna karşı ABD’ye şikâyette bulunmak da dâhil gerekli adımları atacaktır.”

Aynı şekilde her türlü ihracatı da durdurmuyor; zira Yahudi varlığının askerlerine sağladığı gıda ve su başta olmak üzere birçok malzemeyi ihraç etmeye devam etmekte ve böylece Yahudilerin Filistin halkını öldürmeye ve işkence etmeye devam etmelerine yardımcı olmaktadır.

———–

İran, kontrollü ve gerilimi tırmandırmayacak bir şekilde ve ajanları aracılığıyla Yahudi varlığına tepki gösterecektir

12 Nisan 2024 tarihinde el-Kuds el-Arabi sayfasının da aralarında bulunduğu medya organları, Amerikan istihbaratının şu bilgilerini aktardı: “İran, Amerika’ya, “İsrail’in“ Şam’daki büyükelçilik binasına yönelik saldırısına vereceği tepkinin disiplinli olacağını, gerilimi tırmandırmayacağını ve bunun “İsrail’e” bir dizi saldırı başlatmak için bölgedeki ajanları kullanma planlarını da içereceğini bildirdi.” İranlı kaynaklar da şunları söyledi: “Tahran, Washington’a, “İsrail” saldırısına büyük bir gerilimi önleyecek şekilde karşılık vereceğini ve acele etmeyeceğini iletti; bu ise İran’ın Gazze’de ateşkes sağlanmasını da içeren talepleri gerçekleştirmek için baskı yaptığı bir dönemde geldi.” Kaynaklar, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdullahian İran’ın mesajını Washington’a, Tahran ile Washington arasında sıklıkla arabuluculuk yapan Umman Sultanlığı’na 07/04/2024 Pazar günü yaptığı ziyaret sırasında ilettiğini söyledi.”

İran’ın, 2020 yılı başında general Kasım Süleymani öldürüldüğünde yaptığı gibi bölgedeki ajanları aracılığıyla itibarını koruma eylemi gerçekleştireceği anlaşılıyor; zira eski ABD Başkanı Trump, 08/11/2023’te İran’ın, itibarını korumak için Irak’taki bir Amerikan üssüne 18 füze fırlatarak yanıt vereceğini kendisine bildirdiğini, 5 füzenin üssün üzerinden uçtuğunu, geri kalanların ise isabet etmeden üssün çevresine düştüğünü ve herhangi bir Amerikalı ve üssün hasar görmediğini belirtti.

———–

Amerika, Dışişleri Bakanı aracılığıyla Gazze’deki soykırıma desteğini teyit ediyor

ABD Dışişleri Bakanı 09/04/2024’te şunları söyledi: “Eğer Hamas rehineleri derhal teslim edip silahlarını bıraksa ve sivillerin arkasına saklanmayı bırakıp teslim olsaydı Gazze’de gördüğümüz hiçbir şey olmayacaktı.” (Şarkul Avsat). Tüm yüzsüzlük ve küstahlıkla bunu söyleyebiliyor ve bölge halkları ve toprak halkları Yahudilere ve onların arkasındaki Amerika’ya teslim olmak zorundadır ve onların kanunların öngördüğü şekilde ne kendilerini savunma hakları, ne de işgalciye karşı direnme hakları vardır! Sanki Yahudi varlığının dışişleri bakanıymış gibi bu açıklamaları yapıyor, bu varlığa katliam işleme hakkını veriyor ve Yahudi varlığı suçlu değil, aksine düşmana direnen ve ona teslim olmayan suçludur! Dahası ABD Dışişleri Bakanlığı’nda bir Yahudi gibi çalışıyor ve Yahudi kavminin 7 Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik saldırısının ardından yaptığı ilk ziyaretinde bu konuya değinerek şunları söylemişti: “İsrail’e” yalnızca ABD Dışişleri Bakanı olarak değil, aynı zamanda bir Yahudi olarak geldim.“ Amerika’nın politikasının Yahudi varlığını korumak, onu bölgeye kabul ettirmek, herkesin teslim olmasını ve silah bırakmasını sağlamak olduğu bilinmektedir; dolayısıyla Yahudi varlığı ve Amerika sadece orada savaşmıyor, aksine Suriye, Yemen, Libya ve diğer yerlerde onun ümmetinin evlatlarıyla da savaştığı gibi aynı şekilde ümmeti kurtarmak ve Hilafeti kurmak için çalışan davet taşıcılarıyla da savaşıyor.

———–

Amerika, kendi desteğiyle Gazze’de kıtlık yaşandığını onaylıyor

11/04/2024’te Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı Yöneticisi Samantha Power, Kongre önünde Yahudi varlığının başlattığı kuşatma ve saldırganlık nedeniyle Gazze’de kıtlık yaşandığını duyurdu. Temsilcilerden biri kendisine “o zaman Gazze’de kıtlık mı başladı?” diye sorunca Power şöyle cevap verdi: “Evet, 7 Ekim 2023’ten önce Gazze’de çocuklar arasında açlık yoktu.” “Çocuklarda açlık oranının yüzde 33’e çıktığını, erişim engelleri nedeniyle gerçek rakamların belirlenmesinin mümkün olmadığını” belirtti. Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean-Pierre gazetecilere şunları söyledi: “Gazze’de kıtlık kapıda. Durumun ciddiyetinin farkındayız.”

Yahudi varlığının her düzeyde mutlak Amerikan desteğiyle ve ölümcül Amerikan silahlarıyla savaş yürüttüğü ve Amerika’nın Gazze’deki imha ve açlık savaşının ana ortağı olduğu bilinmektedir.

———–

Amerika, parçalanan Türk ekonomisini kurtarmak için çalışıyor

10/04/2024’te Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin “Dünya Bankası ile 2024-2028 mali yıllarını kapsayan dönem arasında mali ve teknik iş birliğinin temelini oluşturan yeni bir anlaşma” imzaladığını duyurdu ve şöyle dedi: “Dünya Bankası ile yürütülen iş birliği kapsamında gelecek beş yıllık mali iş birliği programı oluşturulmuş olup söz konusu programın ilk 3 yılında ülkemize ilave 18 milyar Dolar kaynak sağlanacaktır.” Ve şunu açıkladı: “Dünya Bankasından kısa süre önce 3 ayrı proje için 1,5 milyar Dolarlık finansman temin edildi. Bu kaynak, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi için kullanılacaktır.” (Anadolu Ajansı)

Bütün bunlar, borçlulara dayattığı siyasi koşullarla kredi sağlayan Dünya Bankası’ndan uzun süredir borç alamayan Türkiye ekonomisinin yaşadığı çatlağın boyutunu gösteriyor. Dolayısıyla Türkiye’nin borçlarının büyük kısmı bankalara, ticari şirketlere ve yabancı finans kuruluşlarınadır.

Bu faizli kredi, Amerika’nın doğrudan denetlediği ve muadili Uluslararası Para Fonu’na benzer şekilde adil olmayan koşullarla sağladığı Dünya Bankası’ndan geliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 29/03/2024 tarihli resmi sayfasında açıkladığı üzere Türkiye’nin toplam dış borcu 31/12/2023 tarihinde 499,9 milyar Dolar, ana borcu ise 261,4 milyar Dolardır. Yarısına denk gelen ilave meblağ ise faiz ve borç sigortalarından ibarettir. Ayrıca Türkiye’nin bir yıl içinde ödemesi gereken acil borcunun 225,4 milyar Dolar olduğu açıklandı.

Borç arttıkça Türk parasının değeri düşüyor, enflasyon artıyor, fiyatlar yükseliyor, aynı zamanda ülke üzerindeki yabancı, özellikle de Amerikan hegemonyası artıyor ve ülkeyi dış, iç, askeri ve ekonomik politikaların diktalarına boyun eğdiriyor; böylece onun kararları, başta Erdoğan Türkiye’si olmak üzere dünya ekonomisini ve politikalarını kontrol eden Amerika başta olmak üzere alacaklı ülkelerin rehinesi oluyor. Yani Mısır, Sudan, Ürdün ve sömürgeci ülkelerle bağlantılı diğer ülkelerin gerçekliği gibi Türkiye’nin gerçekliği de işte budur.

Esad Mansur