Habere Kısa Bir Bakış


Arap Zirvesi, Filistin halkını savunmak için orduların harekete geçirilmesini içermeyen bir kapanış bildirisi yayımladı

Arap ülkeleri, 4 Mart 2025’te Kahire’de zirve düzenledi ve liderleri, Gazze’nin yeniden inşasına dair bir kapanış bildirisi yayımladı. Oysa Gazze’yi, Yahudi varlığının tahrip etmesine, halkını yerinden etmesine ve yüz binlercesini öldürüp yaralamasına göz yumdukları gibi, ona yardım da etmemişlerdi.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden Batı Şeria ve Gazze’de barışı koruma gücü konuşlandırmasını talep ettiler. Ancak Filistin halkını Batı Şeria ve Gazze’de korumak ve desteklemek için kendi ordularını harekete geçirmeyi düşünmediler.

Liderler, Yahudi varlığıyla barış müzakerelerini yeniden başlatmak için ABD yönetimiyle derhal sürece dâhil olmaya hazır olduklarını açıkladılar. İki devletli çözümün uygulanması ve Batı Şeria ile Gazze’de bir Filistin devleti kurulması çağrısında bulundular. Oysa Trump dönemindeki ABD bu çözümü reddettiği gibi, Yahudi varlığı da bu çözümü kabul etmemektedir. Üstelik bu çözüm, Filistin topraklarının yaklaşık %80’ini gasp eden Yahudi işgalini resmen tanımak anlamına geldiğinden, ona razı olmak büyük bir ihanet sayılır.

Liderler, Filistin halkının topraklarından zorla çıkarılmasını, aç bırakılmasını, saldırıya uğramasını, topraklarının gasp edilmesini, evlerinin yıkılmasını ve kutsal mekânların ihlal edilmesini reddettiklerini ilan ettiler. Ancak Filistin halkını desteklemek, korumak ve bu saldırıları durdurmak için hiçbir ciddi adım atmadılar.

Lübnan’daki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını talep ettiler ve Suriye’ye yönelik Yahudi saldırılarını ve topraklarına yapılan askeri ilerlemeleri kınadılar. Ancak Yahudi varlığını caydıracak tek şeyin ona karşı güçle karşılık vermek olduğunu bilmelerine rağmen, kararları Yahudi varlığının Filistin, Suriye ve Lübnan’a yönelik saldırılarını engellemek adına hiçbir somut adım içermemektedir.

Buna ek olarak, kapanış bildirileri Filistin topraklarının %80’ini Yahudi gaspçılara bırakma ihanetini onaylamakta ve çözümleri, Yahudi varlığını destekleyen ABD’ye bağlamaktadır. Oysa bu Yahudi varlığı, bölgede ABD’nin emperyalist ve sömürgeci planlarını uygulamak için kullandığı bir araçtan başka bir şey değildir.

Yahudi Varlığı, Mısır Rejimiyle Yapılan Barış Anlaşmasının Çökebileceği Konusunda Uyarıda Bulundu

Yahudi varlığının Savunma Bakanı Yisrael Katz, 3 Mart 2025’te Mısır’ı, 1979 yılında Mısır rejimi ile Yahudi varlığı arasında imzalanan barış anlaşmasının çökebileceği konusunda uyardı. Katz’ın şu sözleri, Yedioth Ahronoth gazetesinde yayımlandı:
“Bu barış anlaşması, Mısır’ı savaş çemberinden çıkardı. Bu, tarihin seyrini değiştiren ve İsrail Devleti’ni güvence altına alan cesur bir liderlik kararıydı ve bugüne kadar da geçerliliğini koruyor. Ancak barış anlaşmasının ihlal edilmesine ya da yapısal değişikliklerle bozulmasına izin vermeyeceğiz. Bu konuyla ilgileniyoruz, ancak anlaşma hâlâ yürürlükte.”

Bu açıklamalar, Yahudi varlığındaki bazı çevreleri harekete geçirdi. Sosyal medya platformlarında, Mısır’ın Yahudi varlığına saldırmaya hazırlandığına dair iddialar ortaya atıldı. Yahudi Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ise 27 Şubat 2025’te Yahudi Kanal 14’e verdiği röportajda, Mısır’dan gelen güvenlik tehdidinden endişe duyduğunu belirtti. Ancak şu an için İsrail için doğrudan bir tehdit olmadığını, ancak durumun bir anda değişebileceğini vurguladı.

Öte yandan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, 4 Mart 2025’te Arap Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, Mısır ile Yahudi varlığı arasında imzalanan bu ihanet anlaşmasını övdü ve onu “savaş durumunu barış ve refaha dönüştüren bir model” olarak nitelendirdi. Böylece, ihanet anlaşmalarına imza atmamış diğer Arap ülkelerine de teslim olup normalleşme anlaşmaları yapmaları çağrısında bulundu. Sisi, bu ihanetin bir parçası olmaya devam ederken, bu anlaşmayı imzalayan veya sürdüren seleflerinin akıbetinden ders almadı.

Her ne kadar Yahudi varlığı, Sisi’nin kendilerine sadık olduğuna inansa da, esas korkuları, Mısır halkının Sisi’yi, daha önce Hüsnü Mübarek’i devirdiği gibi devirmesi ve Enver Sedat’ı cezalandırdığı gibi cezalandırmasıdır. Çünkü Mısır halkı, barış anlaşmasını ve Yahudi varlığıyla normalleşmeyi reddetmekte ve Filistin’i kurtarmak için cihad ilan edileceği günü beklemektedir.

Pakistan, 13 Amerikalı İşgalciyi Öldürmekle Suçlanan Bir Kişiyi Teslim Etti

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 5 Mart 2025’te yaptığı açıklamada, Pakistan güvenlik güçlerinin, 2021 yılında Amerikan güçlerine yönelik bir saldırıdan sorumlu olmakla suçlanan Muhammed Şerifullah’ı, Afganistan sınırında gerçekleştirilen bir terörle mücadele operasyonunda yakaladığını duyurdu.

ABD Başkanı Trump ise Pakistan’a bu tutuklama için teşekkür etti ve şu açıklamayı yaptı:
“Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi sırasında 13 Amerikan askerinin ölümüne neden olan saldırının sorumlusu şu anda Amerika’ya getiriliyor ve adalet önüne çıkarılacak.”

Ancak Pakistan, 20 yıl boyunca Afganistan’ı işgal eden, yüz binlerce Afgan’ı öldüren, ülkeyi harabeye çeviren ve milyonlarca insanı yerinden eden tek bir Amerikalıyı dahi tutuklamadı. Böylece Pakistan yöneticileri, Allah’a, Resulü’ne ve müminlere ihanet ettiklerini bir kez daha gösterdiler.

Pakistan’ın bu teslimatının ardından bir Pakistanlı güvenlik yetkilisi, Reuters’a yaptığı açıklamada, ülkesinin Amerika ile iş birliği içinde terörle mücadeleye devam edeceğini belirtti. Bunun anlamı ise, Amerika’nın işgaline ve zulmüne karşı direnen ümmetin evlatlarına savaş açmaya devam edecekleri yönündeki ihanetin açıkça ilan edilmesidir.

Trump, Amerika’yı Daha Fazla Çöküşten Kurtarmak İçin Kibir ve Küstahlığını Gösteriyor

ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiğinden bu yana ilk konuşmasını 4 Mart 2025 Salı akşamı yaptı ve şu ifadeleri kullandı:
“Amerika geri döndü! Amerikan rüyası her zamankinden daha büyük ve daha iyi büyüyor. Amerikan rüyası durdurulamaz! Ülkemiz, dünyanın daha önce hiç görmediği ve bir daha da göremeyeceği bir geri dönüşe imza atmak üzere.”

Ayrıca, “Gümrük tarifeleri dönemi Amerika’yı yeniden zengin ve büyük yapacak. Bu gerçekleşecek ve çok hızlı olacak. Biraz çalkantı yaşanacak, ancak bundan memnunuz. Etkisi büyük olmayacak.” dedi. Avrupa Birliği, Kanada, Brezilya, Hindistan, Meksika ve Güney Kore’yi haksız ticari uygulamaları nedeniyle sert bir şekilde eleştirdi. “Bunu hem dostlarımız hem de düşmanlarımız yapıyor. Bu sistem Amerika için adil değil ve hiçbir zaman da olmadı.” ifadelerini kullandı.

Trump, ulusal güvenliği güçlendirme adına, Panama Kanalı’nın yönetimini yeniden ele geçireceklerini ve bu sürecin halihazırda başladığını belirtti. Ardından Grönland’a gerçekten ihtiyaç duyduklarını söyleyerek, “Bence bir şekilde Grönland’ı alacağız. Onu alacağız.” dedi.

Ukrayna ile yapılan madencilik ve güvenlik anlaşması hakkında ise, “Bunu imzalamaya hazırım.” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Rusya ile ciddi görüşmeler yaptıklarını ve Rusya’dan barışa hazır olduklarına dair güçlü bir sinyal aldıklarını söyledi.

Trump’ın bu sözleri, Amerika’yı çöküşten kurtarmak için dostlarına ve düşmanlarına karşı sergilediği kibir ve küstahlığıaçıkça ortaya koymaktadır. Artık konuşmaları kâr, zarar, hegemonya ve kibirüzerine kurulu olup, Amerika’nın yıllardır özgürlük, demokrasi, insan hakları ve halklarla dostluk iddiasıyla taktığı sahte maskeyi tamamen düşürmüştür.

Bu da gösteriyor ki Amerika hızla uçuruma doğru sürüklenmektedir ve dünya, onun küstahlığından, zulmünden ve benimsediği kapitalist Batı ideolojisinden kurtulmaya hazırlanmaktadır. Muhtemelen bu, yakında Allah’ın izniyle İslam Devleti’nin (Hilafetin) kurulmasıyla gerçekleşecektir.

Esad Mansur