Haberlere Kısa Bir Bakış

Hamas Siyasi Ofisi’nden Bir Hafta İçinde 5 Üyenin Şehadeti Duyuruldu

Hamas Hareketi, 25 Mart 2025’te, hareketin siyasi ofis üyesi Salah el-Bardavil ve eşinin Gazze Şeridi’ne düzenlenen hava saldırılarında şehit olduğunu duyurdu. Bu saldırılarda en az 26 kişi daha hayatını kaybetti.

Ayrıca, hareketin bir diğer siyasi ofis üyesi olan İsmail el-Barhum’un da hastanede tedavi gördüğü sırada Yahudi varlığının saldırıları sonucu şehit olduğu açıklandı. Cenazesi 24 Mart 2025’te defnedildi.

Yahudi varlığının bir hafta içinde gerçekleştirdiği acımasız saldırılar, Hamas’ın üç siyasi ofis üyesi olan Muhammed el-Cemmasi, İsam ed-Da’alis ve Yasir Harb’in de şehit olmasına neden oldu. Aynı zamanda, 19 Mart 2025’te Yahudi varlığının ateşkesi bozmasından bu yana 750’den fazla kişi hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze’ye yönelik saldırılardan bu yana ise toplam şehit sayısı 50 bini aştı.

Yahudi varlığı, Gazze’de soykırım savaşını sürdürmekte, bunun yanı sıra aç bırakma ve yıkım politikalarını da uygulamaktadır. En büyük hedeflerinden birinin, işgaline direnen ve saldırılarına karşı koyan silahlı hareketleri – özellikle Hamas’ı – yok etmek olduğunu açıkça ilan etmektedir. Bunu, ABD’nin sınırsız desteğini ve İslam beliklerindeki, özellikle Filistin’e komşu ülkelerdeki rejimlerin sessizliğini fırsata çevirerek yapmaktadır. Üstelik Mısır, Ürdün, BAE, Bahreyn, Fas ve Türkiye gibi normalleşme sürecine giren ülkeler, Allah’ın şiddetli azabından korkmadan bu iğrenç varlıkla ilişkilerini sürdürmeye devam etmektedir.

Yahudi Varlığı, ABD Politikasına Uygun Olarak Gazze Halkını Göç Ettirmek İçin Özel Bir Yönetim Kurduğunu Duyurdu

Yahudi Savunma Bakanlığı, 23 Mart 2025’te, Gazze halkını yurtlarından zorla göç ettirmek amacıyla “gönüllü ayrılış” adı altında sahte bir proje kapsamında özel bir yönetim oluşturduğunu duyurdu.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Bakanlar Kurulu, Gazze sakinlerinin diğer ülkelere gönüllü olarak ayrılmasını sağlayacak özel bir yönetimin kurulmasına yönelik planı onayladı. Bu yönetim, Savunma Bakanlığı’nın denetiminde olacak, ancak Gazze halkının diğer ülkelere güvenli geçişini sağlamak için uluslararası kuruluşlarla iş birliği yapabilir” denildi.

Yahudi Savunma Bakanı Yisrael Katz ise, bu planın ABD Başkanı Donald Trump’ın “Filistinlilerin Gazze’yi gönüllü olarak terk etmelerini istiyoruz” şeklindeki açıklamalarıyla uyumlu olduğunu belirtti.

Bu doğrultuda Yahudi varlığı, ABD’nin tam desteğiyle Gazze’ye yönelik savaşını sürdürerek halkı güvenli bir bölge arayışına zorlamak istemektedir. Ancak Gazzeliler, tüm soykırım ve yıkım politikalarına rağmen topraklarında direnmeye ve Allah’a dayanarak sabretmeye devam etmektedir.

Öte yandan, Filistin, tüm Müslümanların toprağıdır ve İslam inancıyla doğrudan bağlantılıdır. Müslümanlar, Yahudi varlığına ve Amerika’ya hizmet eden mevcut rejimleri devirdiklerinde, hilafetlerini kurarak Filistin’i özgürleştirme yolunda harekete geçeceklerdir.

Yahudi Varlığı, Suriye’nin Dera Vilayetindeki Bir Kasabayı ve İki Askeri Üssü Bombaladı

Yahudi ordusu, 25 Mart 2025 sabahında yaptığı açıklamada, Suriye’nin Humus vilayetindeki iki askeri üsse saldırı düzenlediğini duyurdu. Telegram üzerinden yayınlanan bildiride, “İsrail Savunma Ordusu kısa süre önce, Suriye’nin T-4 (Tiyas) ve Palmira askeri üslerinde kalan bazı askeri kapasitelere saldırı gerçekleştirdi” denildi. T-4 hava üssü, Humus vilayetinde, Palmira’nın 50 km batısında bulunan önemli bir askeri havaalanıdır.

Aynı zamanda Yahudi varlığı, Suriye’nin Dera vilayetindeki bir kasabaya da saldırı düzenledi. Dera valiliğinin resmi Telegram hesabında yapılan açıklamada, “Yahudi varlığının Yermuk Havzası’ndaki Kuve kasabasına düzenlediği saldırıda en az beş kişi hayatını kaybetti ve saldırının ardından bölgede kitlesel göçler yaşandı” ifadeleri yer aldı. Açıklamada ayrıca, Yahudi işgal güçlerinin bölgede ilerleme kaydettikten sonra tanklarla bombardıman gerçekleştirdiği belirtildi.

Öte yandan, Yahudi ordusu, Güney Suriye’de silahlı kişilerle çatışmaya girdiğini ve hava saldırılarıyla bu grupları hedef aldığını iddia etti. Ordu tarafından yapılan açıklamada, “İsrail Savunma Ordusu, İsrail vatandaşlarına yönelik her türlü tehdidi ortadan kaldırmaya devam edecektir” denildi.

Bu saldırılar, Beşar Esed’in 8 Aralık 2025’te kaçmasının ardından Yahudi varlığının Suriye’deki operasyonlarını artırdığı bir dönemde gerçekleşti. Ancak, ABD’nin ana destekçisi olduğu Yahudi varlığına yakın duran ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müttefiki olan yeni Suriye yönetimi, Ahmed Şera başkanlığında sessizliğini korumaktadır.

Bu yönetim, Yahudi varlığının başkent Şam’ın sınırlarına kadar ulaşan saldırılarına karşı tek bir kelime dahi etmemektedir. Halkını Yahudi varlığının tehditlerinden koruyamamakta, işgal altındaki topraklarını kurtaramamakta ve Filistin’i özgürleştirmek için herhangi bir adım atmamaktadır. Bu utanç verici durumu ancak cihad ilan ederek ve İslam’ı uygulayarak tersine çevirebilir.

İstanbul Başsavcısı, Belediye Başkanı İmamoğlu’nun Tutuklanmasını Emretti

İstanbul Başsavcısı, 23 Mart 2025’te, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yolsuzluk, rüşvet, dolandırıcılık, suç örgütü liderliği ve terör örgütüyle iş birliği suçlamalarıyla tutuklama emri çıkardı.

Güvenlik güçleri, 19 Mart 2025’te İmamoğlu’nun evine baskın düzenleyerek bu suçlamalarla ilgili soruşturma başlatmıştı.

İmamoğlu, geçen yıl yapılan belediye seçimlerinde, rakibi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayını büyük bir farkla mağlup ederek ikinci kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti. Onun siyasi yükselişi, Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı’ndan başbakanlığa, ardından cumhurbaşkanlığına yükselişine benzetiliyordu.

İmamoğlu’nun, 2028’de düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olması bekleniyordu. Eğer bu gerçekleşirse, anayasa gereği üçüncü kez aday olması yasak olan Erdoğan’a karşı güçlü bir rakip olacaktı. Ancak Erdoğan’ın hukuk danışmanları, parlamentonun onay vermesi halinde istisnai bir durumda üçüncü kez aday olabileceğini savunuyor. İmamoğlu’nun tutuklanmasının, onun 2028 seçimlerine adaylığını engellemek amacıyla gerçekleştirildiği düşünülüyor.

Avrupa’dan İmamoğlu’na güçlü destek gelirken, Erdoğan hükümetine yönelik sert eleştiriler yükseldi. Zira Cumhuriyet Halk Partisi, Osmanlı Hilafeti’ni kaldırıp şeriatı ortadan kaldırarak Avrupa kanunlarını uygulayan, Lozan Antlaşması ile Osmanlı topraklarını Batılı sömürgecilere teslim eden ve geçmişte İngiltere’nin desteğini almış olan Mustafa Kemal’in partisidir. Avrupa, CHP’ye destek vermeye devam etmektedir.

Öte yandan, Erdoğan Amerika’nın siyasi çizgisinde hareket etmekte ve Washington’ın politikalarını uyguladığı için ABD’nin desteğini almaktadır. Bu nedenle, Avrupa ve onun Türkiye’deki müttefiklerine karşı koymaktadır. Bu olay, Türkiye’nin uluslararası güç mücadelelerinden bağımsız hareket edemediğini ve siyasilerin zihniyetinin Batı’ya—ister ABD ister Avrupa olsun—bağımlı olduğunu göstermektedir. Bu siyasiler, İslam’ı yalnızca manevi bir yönüyle ele alırken, İslam’ın siyasi yönünü tamamen dışlamaktadırlar.

Esad Mansur