Haberlere Kısa Bir Bakış
- Netanyahu ve Trump, Gazze’deki soykırım sürecinin yönetimi üzerine müzakere ediyor
Yahudi varlığının Başbakanı Netanyahu, Washington’u ziyaret ederek 8-9 Temmuz 2025 tarihlerinde ABD Başkanı Trump ile toplantılar yaptı. Görüşmelerin Gazze’deki rehinelerin kurtarılması çabalarına odaklandığı ve Netanyahu’nun ifadesine göre, İran üzerindeki “büyük zaferin” sonuçlarının ve sunduğu imkânların ele alındığı belirtildi.
ABD Orta Doğu Temsilcisi Witkoff, “(İsrail) ve Hamas’ın, savaşın başlamasından 21 ay sonra ateşkes anlaşmasına varmaya yaklaştığını” söyledi. “İsrail ile Hamas arasında anlaşmanın önünde duran konu sayısının dörtten bire indiğini” belirten Weitekoff, “60 günlük bir ateşkes ve 10 rehinenin sağ salim serbest bırakılması, 9 ölü rehinenin naaşlarının teslim edilmesi” konusunda anlaşmaya varılabileceği yönünde “iyimser” olduğunu ifade etti. (Reuters Ajansı)
Hamas liderlerinden Tahir en-Nunu, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Hareket zorlu bir müzakere süreci yürütüyor” dedi. Ajansın, Hamas’ın tutumunu bilen bir kaynaktan aktardığına göre, Doha’da dört gün süren görüşmeler üç temel konuda kayda değer bir ilerleme sağlayamadı. Bu başlıklar: Gazze’ye yardımların serbest akışı, İsrail güçlerinin geri çekilme hatları ve müzakerelerin kalıcı bir ateşkese zemin hazırlayacağına dair garantiler.
Kaynak, “(İsrail)’in Gazze Şeridi’nin yaklaşık üçte birinde, Rafah ile Han Yunus kentleri arasındaki Muarec Koridoru da dahil olmak üzere kontrolü elinde tutmak istediğini” belirtti. Ayrıca İsrail’in, Amerika’nın desteklediği ve Gazze İnsani Yardım Vakfı tarafından yürütülen tartışmalı yardım dağıtım sistemini sürdürmekte ısrar ettiğini söyledi. Oysa Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, bu sistemin gayriinsani ve güvensiz olduğunu; Yahudi varlığının bu sistemle birlikte yardımı bekleyenlerden 613 kişiden fazlasını öldürdüğünü ifade ediyor.
Yahudi varlığı, Gazze’deki soykırım savaşını her gün onlarca kişiyi katlederek sürdürmeye devam ediyor. Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre şehitlerin sayısı 57 bini aştı. Buna rağmen İslam beldelerindeki rejimler, çevre ülkeler de dahil olmak üzere bu soykırımı ve aç bırakmayı seyrediyor; kamuoyunun baskısından kurtulmak için Amerika ve Yahudi varlığının bu savaşı durdurmasını bekliyor.
Trump ve Netanyahu’nun Gazze’deki soykırımı belli bir süre durdurmak, ardından da önceki iki ateşkeste olduğu gibi devam ettirmek üzere müzakereler yürüttükleri bilinmektedir. Böylece Trump’ın Gazze’yi halkından boşaltarak turistik bir bölgeye dönüştürme ve geride belli bir nüfusu inşaat ve hizmet sektöründe işçi olarak kullanma projesini hayata geçirmeyi hedefledikleri anlaşılmaktadır.
- ABD Temsilcisi Yeni Suriye’yi Şekillendiriyor
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 8 Temmuz 2025’te Şam’a bir ziyaret gerçekleştirdi ve Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şera ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı Mazlum Abdi ile bir araya geldi. ABD Temsilcisi görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Suriye Demokratik Güçleri (hükümete katılma konusunda) yavaş hareket ediyor. Onların önünde sadece Şam’dan geçen tek bir yol var ve Suriye hükümeti (SDG’ye) çeşitli seçenekler sunma konusunda harika bir iş çıkardı” dedi. (El Cezire)
ABD Temsilcisi, artık Ahmed Şera başkanlığındaki ‘Yeni Suriye’yi şekillendiren kişi konumunda. Ankara’daki büyükelçilik görevinin yanı sıra Suriye dosyasından da sorumlu olan Brak, sürekli olarak Şam ve Ankara arasında gidip geliyor. Ahmed Şera ise Amerika’nın adamı haline gelerek, Türkiye’nin de desteğiyle tamamen Washington’un emrine girmiş durumda.
Bu yüzden ABD Temsilcisi, SDG Komutanı Mazlum Abdi’ye baskı yaparak, 10 Mart 2025’te Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şera ile imzaladığı ve “tarihi anlaşma” olarak tanımlanan mutabakatı uygulamasını istiyor. Bu anlaşma; tam kapsamlı bir ateşkesin sağlanmasını, SDG’nin sivil ve askerî kurumlarının, geçiş noktalarının, havaalanlarının ve petrol sahalarının Suriye devletine entegre edilmesini öngörüyor. Ayrıca, tüm Suriyelilerin ayrım gözetmeksizin siyasete katılma hakkını teminat altına alıyor, taraflar ülkeden sürülenlerin dönüşünü sağlama, Beşşar Esed rejiminin kalıntılarıyla mücadele etme ve her türlü bölünme ya da fitne girişimini reddetme taahhüdünde bulunuyor. Anlaşmanın bu yıl bitmeden tamamen uygulanması gerekiyor.
ABD ise SDG’nin öne sürdüğü şartları kabul etmiyor ve özerk yönetim sistemi ile bağımsız siyasi yapı taleplerinden vazgeçmesini istiyor. Oysa SDG’yi kuran, silahlandıran ve İŞİD ile İslam’ı Suriye’de hâkim kılmak isteyen güçlere karşı kullanan bizzat Amerika’ydı. Ancak şimdi Amerika, artık ihtiyaç duymadığı her ajanını nasıl gözden çıkarıyorsa, SDG’yi de bitirmek istiyor. Belki komutanlarına bir görev vererek onları ödüllendirebilir, ancak esas amaç, SDG’yi Ahmed Şera liderliğindeki Suriye sistemine entegre etmektir. Böylece Ahmed Şera’nın tam bağlılığı sağlandığı için ne bağımsız bir SDG yapısına ne de ülkeyi federasyonlara ya da kantonlara bölmeye ihtiyaç duyulmamaktadır.
- İran Cumhurbaşkanı: İran Halkının Amerika ile Sorunu Yok
İran Cumhurbaşkanı Mesud Beşkekiyan, 8 Temmuz 2025’te Trump’a yakın Amerikalı gazeteci Tucker Carlson’a verdiği televizyon röportajında şöyle dedi:
“İran halkının Amerika Birleşik Devletleri ile bir sorunu yok. Ancak İran halkının ve liderliğinin gerçek bir çekincesi var: Amerika’ya bir kez daha nasıl güvenebiliriz? Ve İsrail’in müzakereler sırasında bir kez daha bize saldırmayacağını nasıl garanti edebiliriz?”
“İsrail’in eylemleri, müzakerelerin etrafındaki siyasi ortamı karmaşıklaştıran başlıca nedendir. İsrail’in İran nükleer tesislerine, İsviçre ve Umman’ın arabuluculuğunda yürütülen dolaylı görüşmeler sırasında gerçekleştirdiği son saldırı, İran yönetimi içindeki şüpheleri daha da artırdı. İsrail sadece bir komşu devlet ya da bölgesel bir rakip değildir; Amerikan denklemine dâhildir ve eylemleri Beyaz Saray’ın politikalarından ayrı düşünülemez.”
“Çözmemiz gereken bir kriz var ve masaya geri dönmeden önce sağlanması gereken tek şart, müzakere sürecinin yeni bir saldırı için fırsat olarak kullanılmayacağına dair garantidir.”
Cumhurbaşkanı Beşkekiyan’ın bu açıklamaları, İran’da milletvekillerinden ve gazetelerden sert tepki aldı. Bu tepkiler, İran’ın 1979’dan bu yana Amerika yörüngesinden çıkmadığını ve bu çizgide müzakereyi sürdürmek istediğini bir kez daha ortaya koydu. Ancak bilinmelidir ki Amerika, Yahudi varlığını destekleyen ve bölgede onun vurucu gücü olan devlettir. Nitekim İran’ın nükleer tesislerini bizzat Amerika bombalamış ve yok ettiğini de açıklamıştır.
Esad Mansur