ÂL-İ İMRÂN SURESİ

-1-

Surenin ismi, Kuran Furkan olması, insanın yaratılışı

Bu surenin ismi nereden çıktı? Başlangıcı niye tevhitle başladı? Kuran nasıl Furkan olur? Allah insanın suretini nasıl çizer?

   الم اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّوم نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَأَنزَلَ التَّوْرَاةَ وَالإِنجِيل مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ الْفُرْقَانَ إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِآيَاتِ اللّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ إِنَّ اللّهَ لاَ يَخْفَىَ عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءهُوَ الَّذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي الأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَاء لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

“Elif Lam Mim, Allah kendisinden başka ilah yoktur. O diridir, Ölmez, daima uyanık ve gözetleyicidir. Sana bu Kitabı (Kur’an’ı) hakla indirdi. Bu kitap daha önce indirilen kitapları tasdik eder. Tevrat’ı ve İncil’i daha önce indirmişti. İnsanlara hidayet olarak onları indirdi. Furkan’ı (Kur’an’ı) da indirmiştir. Şüphesiz ki Allah’ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli azap hazırlanmıştır. Allah güçlüdür, intikam sahibidir. “Şüphesiz ki ne yeryüzünde nede gökte Allah’tan hiçbir şey gizli kalmaz. Oysa kendisi siz annelerinizin rahimlerindeyken suretlerinizi istediği şekilde yaratmaktadır. Çünkü ondan başka ilah yoktur ve yalnız kendisi Aziz ve Hâkimdir.” (Ali-Imran 1-6)

 ‘‘Elif, Lam, Mim’’ Surenin ismine bağlıdır. Böylece bu surenin ismi ‘‘Elif, Lam, Mim Âli İmran’’ olur. Âli İmran’ın manası İmran oğullarıdır. Meryem (as) İmran oğullarının ailesinden gelmiştir. Allah-u Teala, İsa (as)’ın annesi olan Meryem’den bahsederken ailesi olan İmran’dan söz etmiştir. Bu nedenle, surenin ismi oldu. Ek olarak ‘‘Elif, Lam, Mim’’ harfleri surenin başına geçti. Bu üç harfin surenin adına bağlı olduğunu kabul ediyoruz. Bu sure Medine’de nazil oldu, bu nedenle Medeni sure olarak sayıldı.

  Bu surenin ilk ayetinde, Allahu Teala ilahlığın vahdaniyetinden söz eder. Tevhid akidesi İslam’ın temeli olduğu için başta bundan söz ederek pekiştirmektedir. Çünkü bu surede İsrail oğullarından, Hz. Meryem, Hz. Mesih’le ilgili fikirlerden ve tevhid akidesini bozan Hıristiyanlardan söz etmektedir. Hz. Mesih’in getirdiği tevhid akidesini bozan Hıristiyanların akidesini çürütmektedir. Onlar şirk koşup Hz. İsa’yı ilahlaştırdılar. Bundan dolayı Allahu Teala bu surenin başında Allah tek ilahtır, Ondan başka İlah ve tanrı yoktur, O diridir, hep uyanıktır uyumaz. Oysa Mesih (as.) bir beşerdir, uyur, uyanır, yer, içer ve ölür.

Tevhid akidesi budur. Hz. İsa bu akideyle gönderildi ve Allah (cc.) Ona İncil’i verdi. Aynen Hz. Musa’ya Tevrat’ı Hz. Muhammed’e Kur’an’ı verdiği gibi. Kendisine bir kitap indirilen Resul ve Peygamber olur, ilah veya İlah’ın oğlu olamaz. Buna göre ikinci ve üçüncü ayete, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i nasıl indirdiyse Kur’an’ı da aynı şekilde indirdi. Hem de bu Kur’an O kitapları tasdik etmektedir. Bunun manası; Tevrat’ta ve İncil’de geçen tevhid akidesi Kur’anda da geçti. Bu kitaplarda geçen hakikatler Kur’an’da da geçti demektir. Öyleyse Kur’an’da geçen akide ve hakikatlere ters düşen her akide ve her husus reddedilir.  Şimdi Tevrat ve İncil adını alan kitaplara bakarız,  eğer Kur’an’da geçen akide ve hakikatlere ters düşüyorsa onu reddederiz. Zira Kur’an, Furkan olarak adlandırıldı. Bunun manası; hakkı batıldan ayırandır.  Hak ölçüsü Kur’an’dır. Bu nedenle bizim için ve hakkı arayanlar için hüküm ve fikir kaynağı Kuran ve onu açıklayan sünnettir. Bunlar da Müslümanlara ait İslam devletinin anayasanın kaynaklarıdır. Dışında olamaz. Zira Müslümanlar Kuran’ın Furkan olduğuna inandılar. Ondan başka kabul etmezler.  

Ey Muhammed! Allah sana bu kitabı Furkan adını alan Kur’an’ı indirdi. Onu Furkan olarak adlandırdım ki doğruyu ve hakikati göstersin, gerçek Tevrat ve İncil bilinsin. Bunu kabul etmeyen kâfirdir. Allah’ın ayetlerini inkâr edip kabul etmeyenler kâfir olmuştur ve bunlar için şiddetli azap hazırlanmıştır. Kur’an’a uygun olan Tevrat ve İncil de geçen hakikatleri değiştirdiler. Bu hakikatleri değiştirenlerden ve Kur’an ayetlerini inkâr edenlerden Allah intikam alacaktır. Zira Allah pek güçlüdür ve onun intikamı büyüktür. Bu Kur’an insanlar için bir hidayettir, insanlara doğru yolu gösterir, insanları sapıklıktan ve şaşkınlıktan kurtarır. Tamamen daha önce Tevrat’ı ve İncil’i indirdiği gibidir.

Allahu Teala Tevrat’ı ve İncil’i tasdik eden hakla kitabı sana indirdim Ey Muhammed dedikten sonra tekrar Furkan’ı indirdim dedi. Böylece Kur’an hakkında şu hususiyetleri gösterdi: Hak kitaptır, Tevrat ve İncil’i tasdik edendir, insanlara bir hidayettir, hakkı batıldan ayıran bir Furkan’dır.  İnsanlar hakkı ve hakikatleri ancak Kur’an’da bulurlar. Yahudiler ve Hıristiyanlar gerçek Tevrat’ı ve İncili öğrenmek istiyorlarsa Kur’an’a baksınlar gerçekleri ve hakikatleri bulurlar. Kur’an’da bu gerçek ve hakikatleri gösteren Allah’ın ayetlerini reddeden kâfir olup cehennemliktir. Allah onlardan intikam alacaktır. Onların kâfirliklerine karşılık onlara şiddetli ve acılı bir azap verecektir.

إِنَّ اللّهَ لاَ يَخْفَىَ عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاء

هُوَ الَّذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي الأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَاء لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيم

“Şüphesiz ki ne yeryüzünde nede gökte Allah’tan hiçbir şey gizli kalmaz. Oysa kendisi siz annelerinizin rahimlerindeyken suretlerinizi istediği şekilde yaratmaktadır. Çünkü ondan başka ilah yoktur ve yalnız kendisi Aziz ve Hâkimdir.” (Ali-Imran 5-6)

Allahu Teala kendi azameti ve üstünlüğünü göstermeye devam ediyor. Buna göre şöyle dedi: ‘‘Şüphesiz ne yerde ne gökte kendisinden hiçbir şey gizli kalmaz.’’ İnsanları bu ayetle de uyardı ve özellikle Kur’an’a inanmayan ve Allah’ın kitaplarını değiştiren Yahudi ve Hıristiyanları uyardı. Bu hareketle onlar kâfir oldular. Allah onlardan intikam alacaktır. Kâfirler ne iş yaparlarsa Allah bilir, ilminden gizlenemezler. Zira yer, gök ve insanları yaratan Allah’tır, kendisinden bir şey gizlemek mümkün değildir. Bundan dolayı insan Allahtan korkup O’nun emrine uymalı ve nehiylerinden (yasaklarından) sakınmalıdır. Bu emir ve nehiylerin hepsi insanlara indirilen hidayet olarak Kur’an’ı kerimde ve onun açıklaması olan Hadis-i şerifte geçmektedir. Buna inanmayan ve uymayanlara acılı bir azap vardır. 

Yine Allahu Teala kendi Azamet ve üstünlüğünü ondan sonraki ayette beyan etmektedir: “Annelerinizin rahimlerinde sizi yaratıp size suret veren odur.” Hem de istediği şekilde size suret veren odur.

Allah insanı nasıl yarattığını şöyle beyan etmiştir:

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا الۡاِنۡسَانَ مِنۡ سُلٰلَةٍ مِّنۡ طِيۡنٍ‌ۚ‏ ثُمَّ جَعَلۡنٰهُ نُطۡفَةً فِىۡ قَرَارٍ مَّكِيۡنٍ‏ ثُمَّ خَلَقۡنَا النُّطۡفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقۡنَا الۡعَلَقَةَ مُضۡغَةً فَخَلَقۡنَا الۡمُضۡغَةَ عِظٰمًا فَكَسَوۡنَا الۡعِظٰمَ لَحۡمًا ثُمَّ اَنۡشَاۡنٰهُ خَلۡقًا اٰخَرَ‌ ؕ فَتَبٰـرَكَ اللّٰهُ اَحۡسَنُ الۡخٰلِقِيۡنَ ؕ‏ ثُمَّ اِنَّكُمۡ بَعۡدَ ذٰلِكَ لَمَيِّتُوۡنَؕ‏ ثُمَّ اِنَّكُمۡ يَوۡمَ الۡقِيٰمَةِ تُبۡعَثُوۡنَ‏

“Gerçek ki, insanın aslını çamurdan yarattık, ondan sonra sağlam bir yerde bir nutfe (su damlası) haline getirdik, ondan sonra nutfeyi alaka (kan pıhtısı) olarak yarattık, alakayı da bir et parçası olarak yarattık (bir hale getirdik). Et parçasını kemik haline getirdik, kemiği etle kapladık. Ondan sonra bambaşka bir yaratık haline getirdik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah mübarek olsun. Ondan sonra muhakkak öleceksiniz. Ondan sonra kıyamet gününde gönderileceksiniz”. (Müminun 12-16)

 Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu:

” إن أحدكم يجمع خلقه في بطن أمه أربعين يوم نطفة، ثم يكون علقة مثل ذلك، ثم يكون مضغة مثل ذلك، ثم يرسل إليه ملك فينفخ فيه الروح…”

“ Şüphesiz ki biriniz annesinin karnında bir Nutfe (su damlası) 40 gün toplanır, ondan sonra bu müddete kadar Alaka (kan pıhtısı) oluşur, ondan sonra bu müddete kadar Mutğa (et parçası olur), ondan sonra bir melek gönderilir, bu melek buna ruh üfler..”. (Buhari ve Müslim)

Allah insanı nasıl yarattığını ve onun yaratılış hikmetini de gösterdi:

“وَمَا خَلَقۡتُ الۡجِنَّ وَالۡاِنۡسَ اِلَّا لِيَعۡبُدُوۡنِ”‏

“ Cin ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat 56).

Bunların yaratılışından maksat, onlardan istediği şey kendisine kulluk etmeleridir. Zira hepsi ölecekler, kıyamet günü dirilecekler ve hesaba çekilecekler: ya cennet ya cehennem. Orası da ebedi hayattır.

Tevrat ve İncil’den söz ederken bunlara inandıklarını iddia edenlere bunu hatırlatıyor, zira şirk koşup İsa ve Üzeyir’i Allah’ın oğulları olarak saydılar. Oysa İsa ve Üzeyir’in de diğer insanlar gibi yaratıldığına işaret ediyor. İlerde bunun detayları detaylarını gösteriyor. Kuran’a inanalar Allah’ın vahdaniyetine tam inanırlar ve gerçekleri Kuran’dan öğrenirler. Diğer kitaplara inananlar kitaplarını istedikleri gibi çevirdiler, bunlara bazı şeyler eklediler ve bozdular. Ama Kuran korunmuştur, bu nedenle Furkan oldu, doğru ile yanlışı hak ile batılı birbirinden ayırmaktadır. Tevrat’a ve İncil’e hakem ve hâkimdir, onlarla ilgili hakikati söyleyen Kuran’dır.

 Allah Azizdir, güçlüdür, kendisine şirk koşanlardan intikam alır, zira yarattığını kendisine eş kıldılar! O’ndan başka yaratıcı yoktur.  Buna rağmen insan yaratıcısına nasıl isyan eder? İsyan ettiği zaman kendisini yoktan yaratan ve annesinin rahminde kendisine suret verenin azabından nasıl kaçabilecektir? Oysa Allah bu insanı büyütüp akıl verdikten sonra mükellef kılar. Aynı anda kendisine kimin inanmayacağını veya isyan edeceğini onu yaratmadan önce bilir. Allah isteseydi onu yaratmazdı. Ayrıca insanın canını her an çekebilir ve ona ne kadar ömür verirse yine de onun canını alacak O’dur. Bu sebeple, isyancı insan Allah’ın azabından kaçamaz. Yüce Allah Hâkimdir, hikmet sahibidir.  İnsanın kendine inanmayacağını veya isyan edeceğini bildiği halde onu yarattı. Peki, niçin onu yarattı diye sorulmaz, çünkü O hikmet sahibidir niçin onu yarattı ancak hâkim olan Allah bilir. Nitekim birçok ayet-i kerime’de isteseydi bütün insanları hidayete erdirecekti diye açıklıyor. Ama bunu yapmayı istemiyor, insanları serbest bırakıyor, kendi iradeleriyle kâfir veya mümin olsunlar ki hesap ve ikapta adalet gerçekleşsin. Cenneti veya cehennemi hak etmiş olsunlar.